Konu: Kahire
Tekil Mesaj Gösterimi
Eski 21-08-2007, 14:14   #2 (permalink)
CyBeR-ErKuT
Sağlam Üye
CyBeR-ErKuT - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Apr 2007
Nerden: єν∂єи :)
Mesajlar: 3.265
Sevdiği Bölüm: ωєвмαѕтєя
Burcunuz: Başak
Arkadaşları:5
Ettiği Teşekkür: 12
Aldığı Teşekkür 198
Tecrübe Puanı: 15
Xsir Puanı: 107
Xsir Grafiği: CyBeR-ErKuT will become famous soon enoughCyBeR-ErKuT will become famous soon enough
Tanımlı Ce: Kahire



EZHER’İ AYRI BİR YERE KOYMAK LAZIM

Kahire'de en belirgin ve haliyle en kolay fark edilir tezat, eski ve yeni arasındaki uçurum olmalı. Şehrin katmanlarından birine, Fatımî Kahire'ye gidip, Bâb Zuveyle'den Bâb el Futûh'a yürüyüşe çıkanlar eski Mısır'ın onlarca peçesinden birini kaldırmış olur. Kayıp Kahire biraz buralardadır ve bulmak için sabır gerekir. Üstelik şehir tarihi göz önüne alındığında burası o kadar da eski değildir. 'Mısr-u Kadim', Mısır Fatihi Amr bin El As'ın adıyla anılan en eski cami etrafında şekillenir. Kahire'de camiler hem çok görkemlidir hem çok mütevazı. İstanbul camilerinin ince işlemelerine, çinilerine alışan gözler, burada devasa duvarlar, büyük kapılar ve geniş avluların uyandırdığı azamet duygusuyla yetinmek zorunda. İbn Tulun Camii’nin geniş avlusuna, Sultan Hasan Camii’nin yüksek duvarlarına hayranlıkla bakanlar Kahire'de bir camiye 'en güzel' demek için acele etmemek gerektiğini tez zamanda öğrenir. Sırada, Hüseyin Camii var özellikle de Ezher Camii…


Ezher'i ayrı bir yere koymak lâzım. Şam'ın Emeviyesinden küçük bir esinti taşıyan mermer avlusu ikindi ve akşam namazlarının ardından fakülte anfisini andırıyor. Kur'an ezberlemek isteyen kadınlar ve erkekler için onları dinleyecek bir hoca her zaman bulunabilir burada. Kadim Mısır'ın alâmet-i fârikalarından biri de mezar evler. Memluk döneminde inşa edilen kabirler, içinde yaşayan fakir insanlarıyla Mısır'ın ayıplarından biri kabul ediliyor; fakat tuhaf olan şu ki; bu mezarlık tezadın tam kendisi… 'Ölü Şehir' diye bilinen bölgenin tekin olmadığına ilişkin söylentileri ciddiye almıştık yazık ki, bu yüzden ölülerle birlikte yaşayan insanlara konuk olmamız zaman aldı. Kapı önünde oturan yaşlı teyze, Mısır şartlarında fena sayılmayacak bir bahşişle evini gezdirmeyi kabul etti. Sarı taştan yüksek duvarlarla çevrili geniş ve çiçekli bir avluya girince, 'Çok güzel' diye atılmamız kadıncağızı gülümsetti. Avlu gerçekten güzeldi, bir köşede, genişçe bir mermerin altında, ebedî istirahata çekilmiş iki doktor hiçbir zaman kira istemeyecek ideal ev sahipleri gibi görünüyordu; ancak avluya açılan mutfak ve yatak odasından sefalet akıyordu.

İkinci bir evin önünde tereddütle bekleşirken önce perdeler oynadı, sonra kapı aralandı ve sanki beklenen misafirlermişiz gibi içeriye buyur edildik. Yine ağaçlı, çiçekli bir avlu; ama daha şenlikli: çocuklar, kediler, anneanne, teyze… Avluda televizyon izleyip naneli çaylarımızı yudumlarken temkinle sorduğumuz soru evin liseli kızını rahatsız etti: "Kabir, avlunun neresinde?" Evleri babalarından devralan eski nesil, ölü şehri benimsemiş olsa da, gençler posta adresi olarak kabristanı vermekten pek hoşnut değiller.

Şehrin şimdi kenarda kalan eski yerleşimlerinden çıkıp Tahrir ya da Ramses meydanlarına yürümek, oradan Nil kıyısına çıkıp lüks otelleri görmek, nezih semtleri dolaşmak, Nasr City'deki devasa alışveriş merkezlerinde kahve içmek… Kahire tıpkı İstanbul gibi tek merkezli bir şehir olmaktan uzak; on dakika aralıkla bir katmandan diğerine yolculuk mümkün ve ihtimal ki şehrin cazibesi burada gizli. Tahrir, özgürlük meydanı, İsrail'in Lübnan saldırısını kınamak üzere toplanan muhalif kanat, Hüsnü Mübarek'e artık susmasını öğütlüyor. Gösteriyi izleyen meraklı kalabalığın arasında kulağınız sloganlarda, gözünüz pembe badanalı Kahire Müzesi'nde olmalı. Ancak müze, siyasi gösteri sonrası gezilecek mekanlardan değil. Mısır tarihinin zenginliğini hazmetmek için en az bir hafta müze yolu aşındırmak gerekir. Müzenin en popüler bölümü, kral mumyalarının sergilendiği oda. Ek ücret ödenerek ziyaret edilen odacık, tefekkür için ideal. Milattan önce yaşamış kralları, kolları çapraz biçimde göğüslerinde kavuşturulmuş ve yüzlerinde ölüm anındaki ifadeleriyle izlemek sarsıcı. Toprağın şefkatli kollarına sığınmaktan bile yoksun bu insanların hâli pek acıklı.

KIPTİ MÜZESİ

Kahire Müzesi'nden sonra akılda kalıcı ikinci müze Kıpti Müzesi. 'Kıpti Kahire' diye de anılan 'Mısr-u Kadim'de birbirine yeraltı geçitleriyle bağlanmış Kıpti manastırları da ziyarete açık; ancak bu inancı tanımak için müzeyi gezmek elzem. El yazmalarının, fresklerin, gündelik hayata ilişkin objelerin profesyonelce sunulduğu müzeden çıkıp Mukattam Tepesi'ndeki Kıpti manastırlarına gitmek… İşte bir tezat daha… Piramitlerin yapımında kullanılan taş ocaklarıyla meşhur Mukattam’a tırmanmak için, çöp toplayıcı Kıptilerin yaşadığı mahalleden geçmek gerekiyor. Nüfusun yüzde 10'unu oluşturan Kıptiler, alt katına çöp yığdıkları iki-üç katlı binalarda ve hâliyle dayanılmaz bir kokunun içinde yaşıyor. Mahallenin az yukarısında, duvarlarına yeni resimlerin nakşedildiği manastırlarda hûşû içinde vaaz dinleyen Kıptiler kokuya alışmış görünüyor.


İKİ EFSANE: NİL VE PİRAMİT

Kahire'yle özdeşleşen bir nehir ve bir harika… Tarihçelerinden söz etmek anlamsız olur. Biri, ülkenin hayat kaynağı, diğeri turizmin gözdesi. Denilebilir ki Mısır, kadim geçmişinden arta kalan mirası büyük bir iştahla yiyor ve hâliyle elindekileri eksiltiyor. Yedi harikadan birine ulaşmak için geçilen yollar insanı dehşete düşürüyor. Bereket versin turistler çöp yığınlarını deve üzerinde aşıyorlar ve bu sevimli ve gururlu hayvancağız üzerinde salınırken daha müsamahalı görünüyorlar. At koşturmak ya da deveyle dolaşmak için yaptığınız kıran kırana pazarlığın çöl ortasında bozulduğunu görmek can sıkıcı. İşin doğrusu, piramitlerin etrafında turist yolu gözleyen adamlar hiç güvenilir değiller. Nil'e gelince, şöhretini fazlasıyla hak ediyor. Yeşil kıyısı, köprüleri, gemileri ve yelkenlileriyle denizden farksız. Nil kıyısındaki kahvede oturmanız tavsiye edilmez ve dahi kordonda faytona binmeniz. Nehrin oluşturduğu adacıkta yer alan kuleden Kahire'yi izlemek ve bir akşam vakti, Nil üzerinde yelkenliyle süzülürken Ümmü Gülsüm dinlemek daha saadet verici olacaktır.
__________________

  Alıntı ile Cevapla