XSiR.NeT | Temiz Internet » Spor » Beşiktaş » Efsane Futbolcular
kayit ol

Efsane Futbolcular

Spor forumlarındaki Efsane Futbolcular konusunu görüntülemektesiniz. Şükrü Gülesin 14 Eylül 1922’de doğan Şükrü Gülesin, Türk futbolunun yetiştirdiği en büyük yıldızlardan biri olarak anıldı. Futbola küçük yaşta Kınalıada’da kaleci olarak başladı ve kısa sürede forvete geçti. İstanbul ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 10-03-2006, 17:17   #1 (permalink)
Gelişen Üye
danzel - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 246
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 4
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: danzel is on a distinguished road
Tanımlı Efsane Futbolcular



Şükrü Gülesin

14 Eylül 1922’de doğan Şükrü Gülesin, Türk futbolunun yetiştirdiği en büyük yıldızlardan biri olarak anıldı.

Futbola küçük yaşta Kınalıada’da kaleci olarak başladı ve kısa sürede forvete geçti. İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenci iken Beyoğluspor’a transfer olan Şükrü, 1940-41 sezonunda Beşiktaş’a geldi. 1944-45 sezonunda Ankaragücü’nde forma giyen Gülesin, Beşiktaş’ta oynadığı 10 yılda, 3 Milli Küme, 6 İstanbul Ligi, 2 İstanbul Kupası, 2 Başbakanlık Kupası şampiyonlukları yaşadı. 13’ü Galatasaray’a, 9’u Fenerbahçe’ye olmak üzere derbilerde 22 gol kaydetti. Ortaya koyduğu muheşem futbolla birlikte attığı korner golleri de onu büyük üne kavuşturdu.

Adını Avupa’da duyuran Gülesin, 1950’de İtalya’ya gitti. Palermo, Lazio, tekrar Palermo olmak üzere 3 sezonda, İtalya 1. Ligi’nde 79 maçta 36 gol attı. Dünyanın bu en zor liginde forma giyen en başarılı yabancılardan biri olarak anılan Gülesin, Türkiye’ye dönünce Galatasaray’a transfer oldu. 10’u Beşiktaş’ta, 1’i Lazio’da olmak üzere 11 kez A Milli formayı giydi, toplam 4 gol kaydetti.

Futbolu bıraktıktan sonra, Milli Takım Teknik Komitesi’ne seçildi, Beşiktaş’a yöneticilik ve spor yazarlığı yaptı. 10 Temmuz 1977’de kalp kizi geçirerek yaşama veda etti.
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-03-2006, 17:17   #2 (permalink)
Gelişen Üye
danzel - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 246
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 4
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: danzel is on a distinguished road
Tanımlı Ce: Efsane Futbolcular



Vedii Tosuncuk

1921 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Vedii Tosuncuk, futbola 22 yaşında İzmir’de başlamıştır.



Kısa zamanda Karşıyaka takımında ortahaf mevkiinde oynamış, Tıp tahsili için İstanbul’a geldiğinde de, çocukluğundan beri gönül verdiği Beşiktaş’a transfer olmuştur. Beşiktaş Futbol Takımı’nın sol kanadında uzun yıllar başarılı maçlar çıkarmış ve fiziki üstünlüğüne eklediği mükemmel tekniği ile, Siyah-Beyazlı takımımızın şampiyonluklarında önemli roller oynamıştır. Ayrıca Beşiktaş’ta Kaptan’lık mertebesine ulaşmış yıldızlardandır.

Uzun, sert vuruşları sayesinde maçın kaderini değiştiren oyuncular arasında yer alan Tosuncuk, Beşiktaş tarihinde Hüsnü Savman’dan sonra gelen en büyük solbek oyuncusudur. A Milli Takım’da 10 defa solbek olarak ay-yıldızlı formayı giyen Vedii Tosuncuk, 1 defa da kaptanlık yapmıştır.
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-03-2006, 17:17   #3 (permalink)
Gelişen Üye
danzel - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 246
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 4
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: danzel is on a distinguished road
Tanımlı Ce: Efsane Futbolcular



Hüseyin Saygun

İstanbul Beyazıt’ta 1920 yılında doğan Hüseyin Saygun, futbola Kadırga’da başladı.

Bir süre Kurtuluş’ta futbol oynadıktan sonra Beşiktaş’a transfer oldu. 1936’dan 1947’ye kadar giydiği siyah-beyazlı formayla çok başarılı maçlar çıkarttı. 1947-48 sezonunda Vefa’da oynayan Hüseyin, bir yıl sonra Beşiktaş’a döndü ve futbolu siyah-beyazlı forma altında bıraktı.

Orta sahada oyunu yönlendiren ve günümüzde “playmaker” olarak adlandırılan Saygun, derbilerde Fenerbahçe ve Galatasaray’a karşı da 4’er gol kaydetmeyi başardı. 9 kez A Milli olan ve “Çengel” lakabı ile anılan Hüseyin Saygun, 1959 yılında Teknik Direktör Remondoni’nin takımı bırakması üzerine Beşiktaş’ı çalıştırdı. 1994 yılında da vefat etti.
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-03-2006, 17:17   #4 (permalink)
Gelişen Üye
danzel - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 246
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 4
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: danzel is on a distinguished road
Tanımlı Ce: Efsane Futbolcular



Şevket Yorulmaz

1950’li yılların unutulmaz oyuncusu Şevket Yorulmaz, 1926’da Konya’da dünyaya geldi.

Futbola Konya İdmanyurdu’nda başladıktan sonra 23 yaşında Beşiktaş’a transfer oldu. Beşiktaş’ta 1951-52 ve 1952-53 sezonlarında gol kralı olan Şevket Yorulmaz, özellikle ceza alanı içindeki fırsatçılığı, çabukluğu ve gol vuruşlarıyla dikkatleri çekti. 3 kez A Milli formayı giyen Şevket Yorulmaz, derbilerin golcüsüydü Fenerbahçe ağlarına 10, Galatasaray ağlarına da 9 gol atarak, Beşiktaş tarihine adını yazdırdı.

Futbolu bıraktıktan sonra uzun süre Beşiktaş Yönetimi’nde görev alan Yorulmaz, daha sonra Divan Kurulu üyeliği ve kulüp müdürlüğü görevlerini de üstlendi.
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-03-2006, 17:18   #5 (permalink)
Gelişen Üye
danzel - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 246
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 4
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: danzel is on a distinguished road
Tanımlı Ce: Efsane Futbolcular



SiFO MEHMET

Doğum Tarihi : 01.04.1966
Doğum Yeri : Samsun
Boy : 1,69 m.
Kilo : 65 kg.
Uyruğu : T.C.
Medeni Hali : Bekar
Askerlik Durumu : Yaptı


OYNADIĞI KULÜPLER :

SAMSUN LADİK SK (Amatör) (1981-1984)
KAHRAMANMARAŞ SK (2.Lig) (1984-1988)
BEŞİKTAŞ JK (1.Lig) (1988-2001)


MİLLİ TAKIM KARİYERİ

"A" MİLLİ TAKIM 31 defa
"ORDU" MİLLİ TAKIM 10 defa
"OLİMPİK" MİLLİ TAKIM 7 defa - 2 gol

BAŞARILARI

1991 TÜRKİYE'DE YILIN FUTBOLCUSU
1.LİG - BEŞİKTAŞ JK

1986/87 TÜRKİYE GOL KRALI
2.LİG - KAHRAMANMARAŞ SK 29 GOL

TÜRKİYE 1.LİGİNDE TOPLAM 135 GOL
AVRUPA KUPALARINDA TOPLAM 7 GOL

ÇALIŞTIĞI TEKNİK DİREKTÖRLER

MİLLİ TAKIMLAR
SEPP PIONTEK - FATİH TERİM - MUSTAFA DENİZLİ - TINAZ TIRPAN - EROL TOK

BEŞİKTAŞ JK
GORDON MILNE - CHRISTOPH DAUM - RASİM KARA - JOHN BENJAMIN TOSHACK - KARL HEINZ FELDKAMP - PETER BRIEGEL - NEVIO SCALA

KAHRAMANMARAŞ SK
MEHMET BABALIK - ABDULLAH TURGUT - YÜCEL İLDİZ -
ENVER ÜREKLİ

SAMSUN LADİK SKÖMER MAKARACI - EKREM YILMAZ

AVRUPA KUPALARINDA OYNADIĞI MAÇ VE GOL İSTATİSTİKLERİ
2000/01 Beşiktaş JK “UEFA ŞAMPİYONLAR LİGİ” 5 MAÇ
2000/01 Beşiktaş JK “UEFA ŞAMPİYONLAR LİGİ” (R1-2) 3 MAÇ
1999/00 Beşiktaş JK “UEFA ŞAMPİYONLAR LİGİ” (R1) 2 MAÇ
1998/99 Beşiktaş JK “UEFA KUPA GALİPLERİ KUPASI” 4 MAÇ – 1 GOL (S.TRNAVA)
1997/98 Beşiktaş JK “UEFA ŞAMPİYONLAR LİGİ” 5 MAÇ – 1 GOL (PSG)
1997/98 Beşiktaş JK “UEFA ŞAMPİYONLAR LİGİ” (R1) 2 MAÇ – 1 GOL (NK MARIBOR)
1995/96 Beşiktaş JK “UEFA ŞAMPİYONLAR LİGİ” (R1) 2 MAÇ – 1 GOL (ROSENBORG)
1996/97 Beşiktaş JK "UEFA KUPASI" (EC3) 8 MAÇ -
1994/95 Beşiktaş JK “UEFA KUPA GALİPLERİ KUPASI” 3 MAÇ – 1 GOL (AUXERRE)
1993/94 Beşiktaş JK “UEFA KUPA GALİPLERİ KUPASI” 4 MAÇ – 1 GOL (AJAX)
1992/93 Beşiktaş JK "UEFA ŞAMPİYON KULÜPLER KUPASI" (EC1) 2 MAÇ -
1991/92 Beşiktaş JK “AVRUPA ŞAMPİYON KULÜPLER KUPASI” 2 MAÇ – 1 GOL (PSV)
1990/91 Beşiktaş JK “UEFA ŞAMPİYON KULÜPLER KUPASI” 2 MAÇ
1989/90 Beşiktaş JK “UEFA KUPA GALİPLERİ KUPASI” 2 MAÇ
1988/89 Beşiktaş JK “UEFA KUPASI” 2 MAÇ


TÜRKİYE PROFESYONEL 1.LİGİNDE OYNADIĞI MAÇ VE GOL İSTATİSTİKLERİ
2000/01 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 28 MAÇ – 5 GOL
1999/00 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 33 MAÇ – 11 GOL
1998/99 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 28 MAÇ – 13 GOL
1997/98 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 30 MAÇ – 16 GOL
1996/97 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 31 MAÇ – 11 GOL
1995/96 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 33 MAÇ – 11 GOL
1994/95 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 31 MAÇ – 8 GOL
1993/94 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 26 MAÇ – 7 GOL
1992/93 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 29 MAÇ – 13 GOL
1991/92 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 30 MAÇ – 12 GOL
1990/91 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ” 27 MAÇ
1989/90 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ”
1988/89 Beşiktaş JK “TÜRKİYE 1.LİGİ”

TÜRKİYE (FEDERASYON) KUPASINDA OYNADIĞI MAÇ VE GOL İSTATİSTİKLERİ
2000/01 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 2 MAÇ – 1 GOL
1999/00 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 1 MAÇ
1998/99 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 7 MAÇ
1997/98 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 6 MAÇ – 3 GOL
1996/97 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 7 MAÇ – 2 GOL
1995/96 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 3 MAÇ
1994/95 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 2 MAÇ
1993/94 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 6 MAÇ
1992/93 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 7 MAÇ – 1 GOL
1991/92 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 3 MAÇ – 2 GOL
1990/91 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI” 3 MAÇ
1989/90 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI”
1988/89 Beşiktaş JK “TÜRKİYE KUPASI”

BAŞARILARI
1991 TÜRKİYE'DE YILIN FUTBOLCUSU 1.LİG BEŞİKTAŞ JK
1986/87 TÜRKİYE GOL KRALI 2.LİG KAHRAMANMARAŞ SK 29 GOL
AVRUPA KUPALARINDA TOPLAM 7 GOL
TÜRKİYE 1.LİGİNDE TOPLAM 135 GOL
TÜRKİYE (FEDERASYON) KUPASI TOPLAM 9 GOL

KARİYERİNDE KAZANDIĞI KUPALAR

TÜRKİYE 1.LİG ŞAMPİYONLUĞU BEŞİKTAŞ JK 1990-1991-1992-1995 (4 defa)
TÜRKİYE (FEDERASYON) KUPASI ŞAMPİYONLUĞU BEŞİKTAŞ JK 1989-1990-1994-1998 (4 defa)
CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONLUĞU BEŞİKTAŞ JK 1989-1992-1994-1998 (4 defa)
BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONLUĞU BEŞİKTAŞ JK 1997 (1 defa)
ATATÜRK KUPASI ŞAMPİYONLUĞU BEŞİKTAŞ JK 2000 (1 defa)
TSYD KUPASI ŞAMPİYONLUĞU BEŞİKTAŞ JK 1988-1989-1990-1993-1996 (5 defa)
TÜRKİYE 2.LİG ŞAMPİYONLUĞU KAHRAMANMARAŞ SK 1987 (1 defa)
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-03-2006, 17:18   #6 (permalink)
Gelişen Üye
danzel - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 246
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 4
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: danzel is on a distinguished road
Tanımlı Ce: Efsane Futbolcular



Şeref GÖrkey

ŞEREF GÖRKEY

Bir futbolcu düşünün… Maçta bir gol atıyor ama voleleri meşhur olduğu için seyirci golü beğenmiyor… O da gidip hakeme itiraz ediyor: “Hocam golü saymayın. Top elime çarptı.” Kimden mi bahsediyoruz? Elbette ki, Beşiktaş’ın efsane forveti Şeref Görkey’den… Nam-ı diğer Voleci Şeref’ten…

Şeref Görkey, 1913 yılında İstanbul’da doğdu. Annesinin söylediğine göre, yapraklar dökülürken… Çok küçük yaşta Nişantaşı’nda futbola başladı ama yetiştiği yer Beşiktaş Genç Takımı oldu. Kısa sürede yıldızı parlayan Şeref Görkey, 16 yaşında kapısından adımını attığı Beşiktaş’tan bir daha hiç kopmadı.

20 Yıl Boyunca 10 Numara
Şeref Görkey, ilk resmi maçını İstanbulspor’a karşı oynadı. Hep 10 numara giydi ve futbolu da 10 numara olarak bıraktı. Görkey, o yılları şöyle anlatıyordu: “Çok iyi bir ekiptik. Benden bir sene sonra 1931’de Hakkı (Baba Hakkı) takıma geldi. Hüsnü Sağman, Hayati, Adnan vardı. Önümüze geleni yenerdik. O zamanlar Beşiktaş’ın taraftarı artmaya başladı. İki-üç bin taraftara top oynamaya başladık. Rakipleri bazen çok eziyorduk. Hakkı bazen yanıma gelip, "Yahu Şeref, Fevzi ile İbrahim’e de söyleyelim de çok atmayalım. Üzülüyor çocuklar" derdi. Üç-dört gol atıp bırakırdık.

Görkey, derbilerin de unutulmaz golcüsüydü. Galatasaray’a 30, Fenerbahçe’ye 13 kez gol atarak, Baba Hakkı’nın ardından derbilere damgasını vurmayı başardı.

3 Golünden Biri Voleyle
Görkey, futbol hayatı boyunca attığı toplam 320 golün 99’unu voleyle kaydetti. Hiç penaltıdan golü yoktu. Çünkü duran topların fileye gitmesini gol olarak görmüyordu Şeref Görkey. Meşhur voleleri sorulduğunda da hemen Baba Hakkı’yı anıyordu: “Attığım gollerin çoğunda Hakkı’nın emeği vardır. Baba Hakkı, Şükrü Gülesin gibi topu ayağına lokum misali oturtan arkadaşların varsa, o voleleri sen de atarsın!”

Bir keresinde Fenerbahçe’ye normal bir gol atmış Görkey. Tribünlerden hemen “Sana yakışmadı” şeklinde sitemler yükselmiş. Bunun üzerine Şeref Görkey’le hakem arasında şu diyalog yaşanmış:
Şeref Görkey: Hocam bu golü saymayın.
Hakem: Neden?
Şeref Görkey: Elime çarptı hocam
Hakem: Ben görmedim ve golü verdim. Artık iptal edemem. Hakemi “kandıramayan” Görkey, devre arasında soluğu Baba Hakkı’nın yanında alıyor: “İkinci devre hep havadan isterim topları.”
İstediği oluyor ve kendisine ilk devrede sitem eden taraftarlardan, muhteşem bir voleyle adeta özür diliyor.

“Briyantinsiz Çıkmam”
Futbolcuların yurt dışı maçlarına üçüncü mevkide gittiği, yanlarına beslenme çantası verildiği dönemin futbolcusuydu Şeref Görkey. Büyük yokluklar içinde top koşturmalarına rağmen, Voleci Şeref, kıyafetlerine hep dikkat etmiş. Hiçbir maça, saçına briyantin sürmeden çıkmamış. Belki de bu nedenle, kolejli hayranları hep olmuş. Görkey, işte bu kolejli kızlardan birine, Nükhet Hanım’a kaptırmış gönlünü ve 1940 yılında hayatlarını birleştiren imzayı atmışlar.

22 Şampiyonlukta İmzası Var
Beşiktaş futbol tarihinde, 18’i resmi olmak üzere, tam 22 şampiyonlukta imzası olan Görkey, dönemindeki Milli maç azlığından sadece 1 kez A Milli formayı giyebildi. 12 Temmuz 1936 tarihinde Yugoslavya ile oynanan ve 3-3 biten o maçta da, takımın ilk golünü kaydetti. Aralıksız 20 yıl Siyah-Beyaz formamızı giyen Görkey, futbolculuğu bıraktıktan sonra da futboldan kopamadı. Beykoz ve Adalet’in yanı sıra Beşiktaş’ta teknik direktörlük yaptı. 1962 yılında A Milli Takım’da teknik adamlık görevini üstlendi. 1960 yılında da Beşiktaş Divan Kurulu Üyesi olarak, hizmetlerini sürdürdü.

100. Yıl Meşalesini Yaktı
Beşiktaşımız İnönü Stadı’nda yapılan 100’üncü Yıl kutlamalarında da efsane forvetimiz Şeref Görkey aramızdaydı. Büyük golcümüz Feyyaz Uçar’ın koluna giren Görkey, sahanın ortasına kadar yürüdü. 100. yıl meşalemizi Görkey ve Uçar birlikte yaktılar. Bu sırada eski açık tribünden 100. yıla doğru gün, saat, dakika ve saniye sayan dev saat sıfırlandı ve yine aynı tribünde 2 kulenin üstüne yerleştirilen meşaleler yandı. Görkey o günü şöyle anlatıyordu: “Bir zamanlar Taksim Stadı vardı. Şimdi Gezi Parkı’nın olduğu yer. Biz maçlarımızı orada yapardık. Kadıköy’deki Papazçayırı gibi. Ben Taksim Stadı’nı dün gibi hatırlıyorum. Zaten o stadda oynayıp da hâlâ yaşayan başka topçu kalmadı. Şeref Stadı’nda da çok maç yaptık. Şimdi orada da Çırağan Oteli var. Ama İnönü’nün yeri ayrı. Biz oraya Dolmabahçe deriz, Mithatpaşa deriz. Şimdi İnönü diyorlar. Ne maçlarımız oldu orada. Futbolu bıraktığım 1950 yılından bu yana hiç ayağım değmemişti İnönü’nün çimlerine. O gün, 100’üncü Yıl kutlamaları için Feyyaz’ın kolunda sahaya girince duyduğum heyecanı anlatamam. Herkes bize bakıyor, seyirciler tribünlerde. Tıpkı eski günlerdeki gibi... Bir an yığılacaktım olduğum yere. Çok heyecanlandım. Hiç böyle bir günüm olmadı. Allah bana bu günleri gösterdiği için çok bahtiyarım.”

10 Kasım tarihinde kaybettik.


Büyük Efsane'yi, 16 yaşında girdiği ve ömrünün sonuna kadar hiç kopmadığı Akaretler'deki Kulüp binamızdan, son yolculuğuna uğurladık. Beşiktaş bayrağına sarılan cenazeye 20 yıl boyunca giydiği 10 numara "Ş.Görkey" yazılı, çubuklu formamızı koyduk. Cenazenin üzerini
siyah-beyaz karanfillerle süsledik. Şanlı ismi, dünya döndükçe, Beşiktaşımız var oldukça, sonsuza kadar yaşayacak.
Nur içinde yat
Şeref Ağabeyimiz...
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-03-2006, 17:18   #7 (permalink)
Gelişen Üye
danzel - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 246
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 4
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: danzel is on a distinguished road
Tanımlı Ce: Efsane Futbolcular



Hakkı Yeten (Baba Hakkı)

HAKKI YETEN

Beşiktaş’ın sembolü Baba Hakkı, 1910 yılında Vodina’da doğdu. Henüz 1 yaşındayken ailesi İstanbul’a yerleşti. Babası Binbaşı Mahmut Nedim Bey, 1914’te Çanakkale’de şehit düştü.

5 kardeşiyle birlikte yaşam savaşı veren Hakkı Yeten askeri okula yazıldı. Bu dönemde Beşiktaş Muradiye semtinde futbola başladı. Maltepe, Halıcıoğlu ve Kuleli askeri takımlarında oynadı. Beşiktaş Futbol Şubesi’nin kurucusu Şeref Bey tarafından Siyah-Beyazlı renklere kazandırıldı. Bu arada askerlik mesleğini bırakarak avukat oldu.

17 yıl Beşiktaş forvetinde özellikle sağiç olarak yer aldı. Otoriter ve teknik oyunculuğuyla kısa sürede kaptan oldu. Özellikle disipline verdiği önem nedeniyle kısa süre içinde “Baba” lakabını aldı. Saha dışında da tam bir beyefendi olan Hakkı Yeten, güçlü yapısıyla rakip oyuncularla ikili mücadelelerde kollarını açar ve karşı takım oyuncusu önüne geçemezdi.

1945’te futbolu bırakana kadar, 1 Türkiye Birinciliği, 2 Milli küme, 1 Başbakanlık Kupası, 7 İstanbul Ligi, 1 İstanbul Şildi, 2 İstanbul Kupası şampiyonluğu yaşadı. 17 yıl formasını giydiği Beşiktaş’ta 439 maçta 382 gol kaydederek inanılması güç bir sayıya erişti. Derbilere de damgasını vuran Baba Hakkı, hem Galatasaray hem de Fenerbahçe’ye 30’ar gol atarak tarihe geçti.

İkinci Dünya Savaşı nedeniyle A Milli Takım çok az sayıda maç yaptığından Hakkı Yeten de yalnızca 3 kez ay-yıldızlı formayı giyebildi. 27 Eylül 1931’de Bulgaristan’a 5-1 yenildiğimiz maçta tek golümüzü Baba Hakkı atmıştı.

Futbolu bıraktıktan sonra Futbol Federasyonu’nda Asbaşkanlık yaptı. Beşiktaş’ta 3 dönem başkanlık yaptı. Daha sonra yönetimi kurulu tarafından şeref başkanı seçildi. Hakkı Yeten, 17 Nisan 1989 tarihinde yaşama veda etti. Beşiktaş Belediyesi, Fulya Stadı’nın bulunduğu caddeye O’nun ismini verdi.

1910 yılında Bulgaristan'ın Vadina kentinde doğdu. 1 yaşında iken ailesi İstanbul'da Beşiktaş semtine yerleşti. Babası Binbaşı Mahmut Nedim Bey 1914'de Birinci Dünya Savaşı'nda şehit düşünce o da asker olmaya karar verdi.

Bu dönemde Halıcıoğlu Askeri Lisesi'nde futbola başladı. 1931 yılında Şeref Bey tarafından Beşiktaş'a alındı. 17 yıl boyunca Beşiktaş formasını giydi ve bu dönemde takım kaptanlığı yaptı. Beşiktaş'ta futbol oynadığı dönemde 8 İstanbul Lig, 3 İstanbul Şilt Kupası, 1 İzmir Uluslarası Fuar Kupası, 3 Milli Lig Şampiyonluğu, 1 Türkiye Kupası, 2 Başbakanlık Kupası, 4 Özel Turnuva Şampiyonluğu kazandı.

Bu arada futbola devam ederken 1937 yılında Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.

Beşiktaş formasıyla gol kralı da oldu. Futbol oynadığı dönemlerde tüm dünya savaş içinde olduğundan milli maçlar çok ender yapılıyordu. Bu sebeple sadece 3 kez Milli formayı giyebildi ve1 gol attı. İngiliz Arsenal'den teklif aldığı ancak kabul etmediği söylenir. Oynadığı 439 maçta 382 gol kaydederek Beşiktaş'ın en golcü futbolcusu olmuştur. Derbilerde de en çok gol atan futbolculardandır. Hem Fenerbahçe'ye hem Galasaray'a 30 gol atarak çok zor kırılacak bir rekora sahiptir.

1948 yılında bir maçta taraftarın onu ıslıklamasından sonra "Bu formayı bana taraftar giydirdi. Şimdi onlar isteyince de çıkarırım" diyerek futbolu o maçta bırakmıştır.

Futbol Federasyonu'nda asbaşkanlık görevi de yapan Yeten, 3 kez Beşiktaş Başkanlığı yapmıştır. Yönetimde olmasa da her zaman takım içinde söz sahibi olan Hakkı Yeten sert ve otoriter tutumunun ve hem kendi takımındaki hem de rakip takımdaki futbolculardaki ona karşı duyulan saygı nedeniyle Baba Hakkı ünvaniyla anılmıştır.

Otoriter yapısı ve takım üzerindeki ağırlığı üzerine anlatılanlar gerçekten bugünkü profesyonel futbolda zor inanılacak olaylardır. Bu anılara örnek olarak; kırmızı kart gören futbolcunun önce Baba Hakkı'ya dönerek, "Çıkayım mı?" diye sorması ve o "Evet" deyince çıkması veya Harp Okulu ile Ankara'da oynanan ve ilk yarısı 3-0 yenik kapanan maçın devre arasında soyunma odasında "Dönüş biletleriniz yırtarım, yürüyerek İstanbul'a dönersiniz" tehditi sonucu maçın ikinci yarısında Beşiktaş'ın 6 gol atarak maçı 6-3 kazanması verilebilir.

Ne kadar amatör ruha sahip olduğuna ve sportmenliğine örnek olarak anlatılan başka bir olay ise şu şekildedir. Fenerbahçe ile Şeref Stadı'nın çamurlu ortamında oynanan maçta Beşiktaş 2 farklı skorla önde gitmektedir. Maçın ortasında Beşiktaş atakları ardarda devam ederken orta sahada Fenerbahçe kaptanının yanına gelen Hakkı Yeten şöyle der: "Arkadaşlarına söyle biraz maça asılsınlar bu maçın zevki böyle çıkmaz."

Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün Süleyman Seba ile birlikte iki onursal başkanından biri olan Hakkı Yeten 17 Nisan 1989 tarihinde vefat etmiştir.

bir fenomendir baba hakkı’sı kartalların. bir maçta oyundan atılan sağ bek cihat önce baba hakkı’ya müracaat etmiş: “çıkayım mı baba?” “çık!” demiş baba başını önüne düşürüp ç****iz söylenmiş; “sen çık cihat! sen çık!” çıkmış cihat. aynı baba hakkı 1946 yılında bir karagümrük maçında sahne alıyor bu kez. orta hakem müjdat gezen’in babası necdet gezen. yan hakem de yılların gazetecisi fahri somer.

baba bir pozisyonda dömi voleyi yapıştırıyor topa. ağların yırtık yerinden dışarı çıkıyor top. karambol anı; necdet hoca pozisyonu net göremiyor ve autu gösteriyor. taraftar iyice çileden çıkıyor ve başlıyor necdet hocaya çalışmaya...

malzemeler, sahanın içine doğru sökün ediyor. kan gövdeyi basacak, burnundan aerobik yapan bir insan topluluğu. kibarlık var, arada baba hakkı var, iki de bir eliyle sus işareti yapıyor. baktılar susmuyor beşiktaş taraftarı tribünün önüne gidip bağırıyor basbariton; “çıkın dışarı! susmayacaksanız boşaltın burayı!”

kafa sebahattin, babayı tribünün önünde hazırolda dinliyor önce, sonra da talimata uymak gerektiğini anlatıyor taraftarlara. kafa sebahattin de tribünün ağır abilerinden. susuyorlar biraz ama necdet hoca o maçta ip olsa tutulacak, su olsa kuyudan çekilecek cinsten değil. maddenin hiç bir haline benzemiyor. neyse...

maç zar zor atılan iki golle ve neredeyse mağlup olunacakken baba hakkı’nın ve şükrü gülesin’in golleriyle bitiyor. ama dert basmış triubünleri. ikibin kişi bekliyor hakemi. hacamat edecekler. baba hakkı maç bitiminde talimatı veriyor fahri somer’e; “necdet abiye söyle yanıma gelsin!”

necdet hoca, baba’nın yanına sökün ediyor. biriken kalabalığın arasından birlikte çıkıp gidiyorlar. türk filmlerinde olurdu böyle sahneler. ağır abilerden biri girer devreye, kitle dağıtır linç pozisyonunu. baba hakkı deyince akan sular dururmuş gerçekten.

kafa sebahattin; “baba hakkı dedin mi duracaksın kardeşim!” dediydi geçenlerde ki sohbetimizde; “ondan hakemler bile korkardı. otoriterdi. aslanda, kaplandı, hem aslandı, hem kaplandı!” hem aslan hem kaplan!!! baba’nın mitolojideki yerine zorluyoruz sohbetimizde.

baba hakkı’yı henüz hakkı yeten’ken galatasaraylı idareci ahmet kara bey’in; “şu beşiktaş, hakkı’yı alsın güçlensin. o zaman ligdeki kuvvetli takımların sayısı artar, biz de futbol görürüz! -hem maddi hem manevi çabalarla-” diyerek aldırdığı söylenir. rivayet muhtelif.

bir maçta şükrü gülesin’e kornerden topu bana at, dercesine elini kaldırıp yer gösteriyor işaret parmağıyla. gelişine yazılacak baba. şükrü her zamanki gibi kaleye atıyor topu ve futbol yaşamında attığı 39 korner golünden birinden bir örnek sunuyor. baba kovalamaya başlıyor şükrü’yü; “neden bana atmadın oğlum!”

elimde bir fotoğraf var. sözün bittiği yerdir orası. baba süveter giymiş. baklava dilimi bir süveter. siyah-beyaz. maç öncesi şöyle bir diyalog geçmiştir büyük olasılıkla baba ile hakem arasında; “hocam biraz hastayım!” der eliyle göğüs kısmını ve süveterini göstererek. tamam, anlamına gelen bir kafayı öne eğme işareti yapar hakem de gözlerini kapatarak. ağır abilerin ünlenme, seslenme, anlaşma dilinden örnekler vererek.

1978 yılında güven taner’in baba hakkı’yla yapılmış röportajının ses kasetlerini buldum. “herkes e hizmet ettim ben. gerek saha içinde gerekse saha dışında! ama kendim selvi gibi kaldım ortalıkta. selviler dibine ışık salmaz! selviler öyledir!” diyordu gülerek. yine basbariton.

benim canım dostum doktor hakan savlı’nın şiiri anlatıyor onu en çok. fazla söze ne hacet;

baba hakkı’yla taci
maç başladı çocuklar, saaetime baktım beş dakika on dakika gol yok... dayanamadım / küalkıp bağırdım: “baba hakııı!...” topu kesti, döndü, tribünlere baktı...
seni orada bulmak tacettin / bir pazartesi, dinlemek teneffüste” dünkü maçın mühim anlarını / nasıl olsa yine baba hakkı’ya attıracaksın bütün golleri... bir an gözgözeyiz, bütün stad sus pus / elimi saatime götürüp dedim: / “hani be baba hakkı, gol nerede?” dedim. başını eğdi / “geliyor tacicim” der gibi yaptı / topu aldı bi çalım, iki çalım, şut ve gol! / herkes ona koşarken, döndü, tribünlere / beni hafifçe selamladı...

seni orada bulmak tacettin, sen ki / en yoksuluydun sınıfın, arka sıralarda, dalgın gözlerle, / çıta gibi zayıf / kambur / konuşurken kekelerdin, en utangacı / sanki sen yalnızca baba hakı’yı anlatırken yaşadın... ve maç bitti, omzuma alıcam / “dur!” diyor bana; “taci yapma allaşkına!” / “olur mu?” dedim / “olur mu be baba hakkı!” / almışım onu orada omzuma... iki tur... o ve ben... baba hakkı!
işte seni oradan almak / dolmabahçe’de bir aksak üsüt / ağaçlı yolda yürürken sarmaş dolaş / ikinizi bir bayrağın desenlerine koymak / “bu bizim bayrağımız” demek sonra onlara / “çıkmaz sokaklardan çıkardık aşka” / yaşadık... bunlar hayatlarımız / ve içinde hiç bir şey yok... öykülerimizden başka!”
fenomenim dedim ona “fenomenim! git selam söyle kartallara gökyüzünün maviliğini yırtarak! tamam mı fenomenim tamam mı?”
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-03-2006, 17:19   #8 (permalink)
Gelişen Üye
danzel - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 246
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 4
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: danzel is on a distinguished road
Tanımlı Ce: Efsane Futbolcular



Leslie Ferdinand

Ferdinand, Queens Park Rangers takımının gelecek vaad eden gencecik bir forvetiydi ve efsanevi Gordon Milne'in kişisel ilişkilerini de kullanması sonucu bir sene tecrübe kazansın diye Türkiye'ye gönderilmişti.

Yabancı oyuncu transferlerinin bugünkünden çok daha kötü olduğu o yıllarda, Leslie Ferdinand inanılmaz bir transferdi. Bizim sıska ve çelimsiz defans oyuncularının yanında bir dev gibiydi, gençliği, hızı, fiziği ve hava hakimiyeti ile rakip defanslara hayatlarının en kötü tecrübelerini yaşatan sempatik oyuncuya hayran olan Beşiktaş tribünü hemen o yılların meşhur reklam sloganını uyarlayıvermişti: "Müjde müjde size, Ferdinand'dan müjde size".

Leslie gerçekten de bir sene için gelmişti ve o sezonun sonunda 5 Fenerbahçe'li oyuncuyu çarşı pazara gönderip de attığı ve efsanevi kaleci Schumacher'in de ç****izlikle izlediği golü jeneriklere, zenci oyuncu sevgisini de Beşiktaşlıların yüreğine yerleştirerek ülkesine döndü
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-03-2006, 17:20   #9 (permalink)
Gelişen Üye
danzel - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 246
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 4
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: danzel is on a distinguished road
Tanımlı Ce: Efsane Futbolcular



Recep Çetin

Beşiktaş'ın efsane kadrosundaki isimlerden biri olan Recep Çetin, faal futbol hayatını sessiz sedasız noktaladı. Siyah–Beyazlı takımdan ayrıldıktan sonra önce Trabzonspor'a giden Recep, daha sonra İstanbulspor'a gelmişti. Başarılı oyuncu, eski takımı Beşiktaş'ın jübile teklifini kabul etmediğini söyledi.

Türk futboluna uzun yıllar başarıyla hizmet eden milli futbolcu Recep Çetin, futbola sessiz sedasız veda etti. Futbola Sakaryaspor’da başlayan, Boluspor’da göze batan ve Beşiktaş’ta kariyerinin zirvesine çıkan yıldız futbolcu, 65’i (A) Milli Takım olmak üzere, toplam 110 kez milli formayı giydi.Türk futboluna uzun yıllar başarıyla hizmet eden milli futbolcu Recep Çetin, futbola sessiz sedasız veda etti. Futbola Sakaryaspor’da başlayan, Boluspor’da göze batan ve Beşiktaş’ta kariyerinin zirvesine çıkan yıldız futbolcu, 65’i (A) Milli Takım olmak üzere, toplam 110 kez milli formayı giydi.

Sakaryaspor genç takımında oynadıktan sonra 1983–84 sezonunda Boluspor'a transfer olan deneyimli savunma oyuncusu, 1987–88 sezonunda geldiği Beşiktaş’ta toplam 12 yıl forma giydi ve pek çok kupa sevinci yaşadı. Daha sonra Trabzonspor’a transfer olan ve 1 sezon da Bordo–Mavili formayı giyen milli futbolcu, 2 sezon hizmet ettiği İstanbulspor forması altında yeşil sahalardan sessizce koptu. Uzun futbol yaşamında 12 teknik adamla çalışma fırsatı bulduğunu söyleyen Recep Çetin, "Artık bırakmanın zamanı gelmişti. Futbol yaşamımda kimseyle bir sorunum olmadı. Dürüst başladım, dürüst bitirdim. Hedefim bundan sonra Türk futboluna teknik adam olarak hizmet etmek.” şeklinde konuştu.

36 yaşındaki milli futbolcu, Beşiktaş Kulübü’nün jübile yapması için talepte bulunduğunu, ama kendisinin bunu istemediğini sözlerine ekledi.

...

20.12.2001


bjk plazanın önünde yirmiye yakın gazeteci ellerinde fotoğraf makineleri,kameralar büyük bir merakla az sonra karşılarına çıkacak olan basın sözcüsü cenk koray'ın yapacağı önemli açıklamayı bekliyordu.yaşlı ve yorgun adam ağır hareketlerle çıktı gazetecilerin karşısına.yüzünde bir solgunluk bir üzüntü hali vardı.önüne uzatılan mikrofonlar karşısında bir süre suskun kaldı.bu uzun suskunluğun ardından zar zor yapabildi açıklamayı:

-değerli kamuoyu,
yeni teknik direktörümüz john benjamin toshack dün akşam saatlerinde kulübümüze bu sene takımımızda bulunmasını düşünmediği futbolcuların listesini vermiş bulunmaktadır.bu futbolcu kardeşlerimize yeni kulüp bulmaları konusunda her türlü yardımı ve ilgiyi göstereceğimizi belirtmek isterim.yıllar boyunca türk futboluna,milli takıma ve beşiktaşımıza...

cenk koray derin bir nefes alır burad****onuşmasının başında olduğu gibi boğazı düğümlenir.kelimeler çıkmakta zorlanır ve işte o anda gözündeki buğulanmayı daha fazla gözlerinde esir tutamaz ve dudakları titrerken bir damla yaş süzülür yanağından.ve konuşmasına güç bela devam eder.

...büyük hizmetlerde bulunmuş olan değerli futbolcumuz recep çetin ile hocamızın kararı gereği malesef yollarımız ayrılmış bulunmaktadır.

işte bu açıklamanın tam yumuşak karnında yer alan "o cenk koray'ın yüzündeki ifade" ,"o istemeyerek yapıldığı her halinden belli olan ayrılık kararı"dır.yıllar sonra türk futbolseverler anlayacaktır ki bu ayrılık bu hüzün yani cenk koray ın yüzündeki o ifade 2000 li yıllarda hızını artıracak olan sermayeleşen futbolun başlangıç durağı olacaktır.yıllar boyu türk futbolunda geçmişe saygının,özdeğerlere sahip çıkmanın onur savaşını vermiş olan beşiktaşın ilk düşen kalesidir cenk korayın yanağındaki gözyaşı.
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 10-03-2006, 17:21   #10 (permalink)
Gelişen Üye
danzel - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 246
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 4
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: danzel is on a distinguished road
Tanımlı Ce: Efsane Futbolcular



Süleyman Seba



Süleyman Seba1984 ile 2000 yılları arasında başkanlık yapmış Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün onursal başkanı. Beşiktaş tarihinde hiç ara vermeden 16 sene başkanlık yaparak en uzun süre başkanlık yapan ünvanına sahiptir.

5 Nisan 1926'da Sakarya'nın Hendek İlçesinde dünyaya geldi. İlkokulu Sakarya'da okuduktan sonra liseyi okumak için Kabataş Lise'ne geldi ve futbolla burada tanıştı. Lisedeki ilk yıllarında Beşiktaş Genç Takımı'na girdi. 1946'da A takıma yükseldi. 1950'li yıllarda 5 senede 4 İstabul Lig Şampiyonluk kazanan kadroda yer aldı. Bu sırada Edebiyat Fakültesine başlamasına rağmen eğitimine devam etmedi.

1947 yılında İnönü Stadyumu'nın açılışı sebebiyle İsveç'in AIK takımıyla yapılan maçta bu stattdaki ilk golü atarak tarihe geçti.

1954'de menisküs sebebiyle futbolu bıraktı. 1957'de Beşiktaş'a üye oldu. Altı sene sonra 1963'de ilk kez Yönetim Kurulu'nda yer aldı. Bundan sonra çeşitli dönemlerde aralıklarla kulüpte yöneticilik yaptı. 1984 yılında çok zor bir dönemde Mehmet Üstünkaya'dan yönetimi devraldı ve kolay kolay kırılamayacak bir rekora sahip oldu.

16 yıl süren Başkanlığı boyunca 8 kongrede rakiplerine sürekli üstünlük sağladı. Süleyman Seba başkanlığı döneminde kazanılan kupalar şu şekildedir:

5 Lig Şampiyonluğu
4 Türkiye Kupası
4 Cumhurbaşkanlığı Kupası
2 Başbakanlı Kupası
6 TSYD Kupası
Bu başarılar dışında istikrarlı bir şekilde başarıyı daim kılarak şampiyon olmadığı sezonlarda dahi futbol kulübü her zaman ilk iki içinde yer aldı. Futbol takımının altın dönemini yaşadığı bu dönemde Süleyman Seba'ya gelen eleştirile amatör branşlara aynı ilgiyi göstermemesi olmuştur.

Sportif başarılar dışında 1980lerin başında maddi yönden son derece sıkıntılı olan kulübü yönetimi boyunca tesis zengini ve maddi açıdan zengin bir kulüp haline gelmiştir. Seba döneminde Akaretler Kulüp Binası, Fulya Stadı ve Kamp Tesisleri, BJK Plaza, Yeşilköy, Pendik ve Çilekli Tesisleri, Beşiktaş Koleji yapılırken, BJK İnönü Stadı da 49 yıllığına Beşiktaş'a devredilmiştir.

Beşiktaş'a büyük hizmetlerde bulunan Seba, 1999/2000 sezonunda futbol takımının gösterdiği kötü performans sonucu tribün ve muhalefetin tepkisini çekmesi üzerine 2000 yılı Mart ayındaki kongrede aday olmamış ve yerine Serdar Bilgili seçilmiştir. Bu kongrede kongre üyeleri oybirliği ile Hakkı Yeten'den sonra Beşiktaş'ın ikinci onursal başkanı olarak Süleymen Seba'yı seçmiştir.
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz forumu seçin