![]() |
|
![]() |
KBB HastalıklarıGenel Kültür forumlarındaki KBB Hastalıkları konusunu görüntülemektesiniz. Alerjik Rinit . . . . -------------------------------------------------------------------------------- Alerji nedir ? Vücudumuz her gün çeşitli maddelerle karşı karşıya gelir. Bunlar yiyecek içecek şeklinde sindirim sistemi yoluyla olduğu gibi; ağız, burun, göz, ... |
![]() |
![]() |
|
LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster | ![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Forumkolik Üye
![]() Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.202
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 3
Aldığı Teşekkür 39
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1 Xsir Grafiği:
![]() |
Alerjik Rinit . . . .
-------------------------------------------------------------------------------- Alerji nedir ? Vücudumuz her gün çeşitli maddelerle karşı karşıya gelir. Bunlar yiyecek içecek şeklinde sindirim sistemi yoluyla olduğu gibi; ağız, burun, göz, cilt ve akciğer yoluyla vücudumuzla temas ederler. Vücudumuzda bu maddeleri işleyerek onlardan yararlanır. Ancak yararlı olmayanları da atmaya yok etmeye çalışır. Bu yok etme işlemi için bu maddeye karşı bir madde geliştirir. Bu karşı koyma maddesi antikor olarak adlandırılır. İşte ALERJİ dediğimiz olay vücudumuzun daha önce karşılaşıp antikor geliştirdiği bir madde ile yeniden karşılaşması ve bu karşılaşma durumunda ortaya çıkan aşırı tepki olayıdır. Bu tepki olayı zararlı maddeyi ortadan kaldırmaya yönelik olsa da tepkinin şiddeti oranında vücudun kendisi de zarar görmektedir. Bu zarar basit kaşıntıdan ani ölüme varan bir tablo şeklinde olabilir. Alerjinin nedenleri ? Vücuda girerek antikor oluşumuna neden olan maddeye ise Antijen denilir. Eğer bir antijen vücutta alerji oluşturuyorsa bunun adı Alerjen'dir. Alerjen maddeler genellikle protein yapılı maddelerdir. Besin olarak süt, yumurta, tahıl, kabuklu yemişler, muz kivi gibi meyveler, bazı deniz ürünleri, tüylü ve tüy döken hayvanlar özellikle evde beslenen kuş, kedi, köpek, arı, böcek, hamamböceği, evlerimizdeki ev tozları akarları, ağaç, bitki ve yabani ot polenleri en sık karşılaşılan ve bilinen alerji nedenlerdir. Ayrıca dışardan tedavi amaçlı verilen bazı ilaç ve aşılar özellikle son yıllarda gündeme gelen ilaç renk maddeleri de alerjen olabilmektedirler. Alerjik Rinit nedir.? Burun iç yüzeyi mukoza diye de bilinen bir tabaka ile döşelidir. Bu mukoza üzerinde burundan geçen solunum havasının filtre edilmesi ve nemlendirilmesi görevini üstlenmiş hücreler vardır. Ancak bu hücreler solunum havası ve dış ortamla çok yakın ilişkileri nedeniyle alerjenlerle sık olarak karşılaşmakta ve duyarlı hale gelmektedir. Bu duyarlılaşma normal burun mukozasını değişime uğratır. Bu değişimler sonrası Alerjik nezle veya Alerjik Rinit denilen bir tablo ortaya çıkar. Bu tabloda burun kaşıntısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler gözlenir. Ayrıca bu belirtilere eşlik eden yeni bazı hastalıkların görülmesine de neden olurlar. Burun tıkanıklığı sonrası gelişen sinüzit, burun polibi ve otit gibi. Kalıtsal bir hastalık mıdır ? Bazı kişiler Alerji ve alerji ile ilgili hastalıklara kolay yakalanırlar. Atopik denilen bu kişiler doğuştan çevrelerinde bulunan alerjenlere duyarlıdırlar. İşte atopi denilen bu durum ailesel yatkınlık gösterir. Bir kişinin anne ve babasında alerjik bir hastalık varsa bu kişi diğer kişilere göre daha kolaylıkla alerji hastası olabilir. Ancak bu mutlak değildir. Bu nedenle alerjik hastalar anne babalarını suçlamak yerine alerjiye neden olabilen çevre faktörlerini düzeltmekle işe başlamalılardır (örneğin solunum havasının filtre edilmesi, sigara dumanının ortadan kaldırılması gibi). Alerjik rinitin çeşitleri nelerdir. ? Alerjik rinit başlıca iki tipte görülür. Yıl boyu sürebilir veya sadece bahar mevsimlerinde görülebilir.o Mevsimsel Allerjik Rinit ( Saman nezlesi): En sık nedeni polen allerjisidir. Polen alerjeni kaynağı ise ağaçlar, çimen ve otlardır. Sıklıkla çocukluk ya da ergenlik döneminde gelişir. Göz ve burun belirtileri bir aradadır. Sıcak ve kuru günlerde, polen sayısının artmaya başladığı sabah saatlerinde daha belirgin olur. Yağmurlu günlerde ise belirtiler azalır. o Perennial Allerjik Rinit ( Yıl boyu süren); Belirtiler yıl boyu sürer, erişkinlerde daha sık görülmektedir. Burun Tıkanıklığı ve bunun yol açtığı komplikasyonlar (ağızdan nefes alma, seröz otitis media denilen orta kulak iltihabı , koku almada azalma) sık görülmektedir. En önemli nedeni akar alerjisidir. Sıcak ülkelerde ise yıl boyu süren rinitin en sık nedeni polen alerjisidir. Alerjik rinitin görüldüğü belli bir yaş dönemi var mıdır ? Allerjik rinitin genetik özellikler, yoğun kent yaşamı ve bunun beraberinde getirdiği çevresel olumsuzlukların artması sonucunda toplumda giderek artan sıklıkta görülmektedir. Değişen toplumlarda alerjik rinit görülme yüzdesinin % 10 ile % 20 arasında olduğu bildirilmektedir. Alerjik Rinit her hangi bir yaşta başlayabilir. Yaşamın altıncı ayından yaşlılığın ileri dönemlerine kadar olabilir. Tipik olarak 40 yaşından önce ve genellikle 12-15 yaşları arasında başlar. Alerjik rinitte cins ayırımı var mı dır ? Alerjik rinitte cins ayırımı yoktur. Kadında da erkekte de gözlenir. Ancak alerjenlerin değişik ortam, iklim, bölge ve toplumlarda değişiklik göstermesi nedeniyle bazı ülkelerde kadınlarda daha fazla görüldüğü bildirilmiştir. Bazı meslek guruplarında daha sık görülmesi beklenen bir sonuçtur. Hastalığın tanısında kullanılan yöntemler nelerdir ? Alerjik rinit hastalığının tanısında hastanın öyküsü, yakınmaları, KBB uzmanının muayenesi ve yapılan laboratuar testler tanı koydurucudur. Bunları tek tek incelemek gerekir. Hastaların anlatımı ile tanıya nasıl yaklaşılır ? Alerjik rinitte tanı konulması, hastanın hikayesi, öykü ya da anamnezi ile başlar. Ayrıntılı bir öykü ve sorgulama teşhisin temelidir. Burada; yakınmalar, bulgular (burun tıkanıklığı, hapşırık, kaşıntı, akıntı ve zamanlaması ), burun belirtilerine eşlik eden başka yakınmaların varlığı (bronş aşırı duyarlılığı, sinüs, kulaklar, göz ,deri) uyaran bazı faktörler(örneğin çiçekler, ilaç veya gıdalar) kişisel ve ailesel duyarlık-atopi ev ve iş ortamı, yatak malzemeleri, kuş, kedi gibi tüy döken ev hayvanı olup olmadığı ve hobileri sorgulanmalıdır. Belirtiler burun tıkanıklığı, kaşıntı, hapşırık ve akıntı olmasına karşılık, en önemli bulgu kişiden kişiye değişir. Ayrıca nazal semptomları kişilerin algılaması ve uyumu da farklılık gösterir. Bazıları birkaç hapşırık için doktora gelirken bazıları yıllarca süren burun tıkanıklığını önemsemez. Göz yakınmaları; kaşıntı, kızarıklık ve göz yaşarması genelde alerjik rinite eşlik eder. Alerjik rinitli hastaların yakınmaları nelerdir ? Alerjik rinitte yakınmalar; aralıklı hapşırık, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, burun, göz, damak veya yutakta kaşıntıdır. Hastalarda sıklıkla gözde yanma, batma ve artmış gözyaşı salgısı vardır. Burun tıkanıklığı çocuklarda özellikle geceleri ağızdan nefes almaya ve horlamaya; sonuç olarak boğaz ağrısı ve yanma yakınmalarına neden olabilir. Ayrıca alerjik rinit komplikasyonu olarak ortaya çıkabilen sinüzit, östaki tüpü yetersizliği veya seröz otitis mediaya bağlı kulak yakınmaları da bulunabilir. Muayenede neler bulunur, gözlenir ? KBB uzmanınca yapılan burun muayenesinde burun mukozası ve burun eti olarak bilinen konkalar mavimsi mor veya soluk leylak renginde ve ödemli görülür. Burun akıntısı ince, sulu ve boldur. Bazı ileri olgularda burun polibi de görülebilir. Gözlerde sulanma, kızarıklık, göz kapağında şişlik ve göz çevresinde şişlik olabilir. Göz kapağının altında mavi, mor lekeler görülebilir. Bu bulgu önemlidir. Bu olay ödem nedeniyle oluşan venöz spazma bağlıdır. Özellikle çocuklarda şiddetli burun tıkanıklığı varsa ağız açıktır. Bu durum çocukta damak kavsinin yüksek, üst dişlerin alttakilerden daha öne çıkmasına ve dişlerde kapanma bozukluğu olmasını hazırlayıcı bir etmendir. Orofarenks muayenesinde, yüksek ve dar sert damak, dişlerde yerleşim bozukluğu ayrıca yutak arka duvarında büyümüş bağışıklık dokusu kabartılar şeklinde görülebilir. Özellikle çocukluk çağında alerjik semptomları başlayanlarda burun kaşıntısı nedeniyle hasta yüzünü buruşturmaya, elinin ayasıyla burnunu yukarı ve geriye doğru iterek hava yolunu genişletmeye ve kaşıntıyı dindirmeye çalışır. Buna "Alerji Selamı" denir. Bunun devamı halinde burun üstünde bir kırılma çizgisi oluşur. Bu durum alerjik rinit için karakteristiktir. Burunun Endoskopi ile arka tarafının görüntülenmesinde de burun etlerinin (konka) ödemli olduğu gözlenir. Alerjik rinitte hangi laboratuar testleri tanı koydurucu veya yardımcıdır ? o Eozinofil sayısı : Eozinofil yüzdesi %5 - 15 oranında artmış bulunabilir. o Nazal smear (yayma): Hastaların burun akıntısı alınarak boyanır. Eğer burada hücrelerin % 25' ten fazlası eozinofil ise bu alerjiyi düşündürür ancak kesin bulgusu değildir. o Total serum lgE düzeyi : Yüksek total serum IgE düzeyleri atopik hastalıkların tanısını destekler. Ayrıca spesifik Ig E de tanıyı daha doğrular. o RAST (radio alergo sorbent test): Serumda spesifik Ig E antikoru indirekt olarak ölçülür. Güvenilir ve tekrarlanabilir bir testtir. İlaçlar ve hastalıklar ile etkileşmez. Ancak pahalı bir yöntemdir. o Rinomanometri ve Akustik Rinometri: Rinomanometri ve akustik rinometri burun tıkanıklığını objektif olarak değerlendirebilen cihazlardır. Rinomanometri, burun boşluğu açıklığını aerodinamik bir terim olan rezistans ile ölçen bir yöntemdir. Akustik rinometri ise burun direncini akustik dalga yardımıyla ölçen bir cihazdır. Her iki cihaz da alerjik rinitli hastalarda nazal uyarının objektif olarak değerlendirilmesinde yardımcı olmaktadır. Ayrıca tedaviye cevabın değerlendirilmesinde de kullanılmaktadır. o Prick deri testi : Bu test için sırt veya ön kol derisi kullanılır. Alerjen solüsyonundan bir damla damlatılır ve damlanın üzerinden kanama oluşturmaksızın derinin yüzeyel kısmına çizik atılır. 15 - 30 dakika sonra her bir test bölgesinde cilt reaksiyonu ve kabarıklık araştırılır. Prick testi; basit, hızlı ve ağrısızdır. Genel reaksiyon açısından minimal risk taşır. o İntradermal deri testleri : Prick testini takiben, pozitif testi teyit etmek amacıyla alerjen ile deri içi testler yapılır. Milimetrik olarak ortaya çıkan kızarıklık ve kabarıklık çapı ölçülür. o Skin-end point titrasyon testi (SET) : Kullanılan her antijenin duyarlılığını sayısal olarak ölçebilen tek cilt testidir. Hiç antijen içermeyen solüsyondan başlayarak gittikçe artan miktarlarda antijen içeren solüsyonlar deri içine enjekte edilir. SET' in tekrarlanabilir, duyarlı ve güvenli olması diğer testlere göre avantajlarıdır. o Nasal Provokasyon Testi: Alerjinin burun mukozasına uygulanması ile alerjik semptomların belirip belirmediğini test etmek amacıyla uygulanabilir. Alerjik rinit başka hastalıklarla karışabilir mi ? Ayırıcı tanı açısından en önemli ayırt edilmesi gereken hastalık vazomotor rinit denilen tablodur . Burada, alerjik bir etken söz konusu olmaksızın burun mukozası her türlü uyarıya karşı ileri derecede duyarlıdır. Hastalarda hafif bir burun kızarıklığı olup aksırma ve kaşıntı daha hafiftir. Burun akıntısı bol ve suludur. Basit viral rinitte de ayırıcı tanı açısından önem taşır. Burun salgısı viral rinitte ilk günlerde seröz, ikinci yarıda müköz ve hastalığın son evresinde ise mukopürülan karakter kazanır. NARES diye bilinen yani alerjik olmayan ve burunda bol eozinofili varlığı ile karakterize bir sendrom ile karışabilir. Burada hastalar genellikle orta yaşlı kimselerdir ve hapşırma, kaşıntı, burun akıntısı gibi yıl boyu belirtiler gösterirler. Bazen koku alma kaybı da görülebilir. Ancak yapılan deri testleri ve IgE seviyeleri ile hiçbir alerjik hastalık bulgusu göstermezler. Mesleksel rinit çalışma ortamında havada bulunan alerjenlerin neden olduğu rinittir. Bu nedenler arasında laboratuar hayvanları, tahıl ve zirai ürünler, tahta tozu, lateks ve kimyasal maddeler (asid anhidrid, platin tuzları, yapıştırıcı maddeler ve bazı solventler) sayılabilir. Hormonal rinitler ile ilgili olarak hamilelik, puberte, hipotiroidi, akromegali sayılabilir. Menopoz sonrası kadınlarda ortaya çıkan atrofik değişiklikler de hormonal bozukluğa bağlanabilir. İlaca bağlı rinitlere ihmal edilmeyecek ölçüde sık rastlanır. Burada bazı ilaçlar sayılabilir ancak en önemli ve sık görüleni uzun süreli dekonjestan burun damlaları veya kokain kullanımı sayılabilir. Yiyeceklerin kendisine, içindeki katkı veya boya maddelerine alerjik reaksiyonlar oluşabileceği gibi; sıcak ve acı yiyecekler yenince burun akıntısı oluşabilir. Gerçek yiyecek alerjisi hiçbir zaman tek rinit belirtileri ile ortaya çıkmaz. Mutlaka olarak diğer organlara ait semptomlar eşlik eder. Alerjik Rinit'ten nasıl korunabiliriz. ? Genel bir kural olarak polenler ve dış ortam alerjenleri ile karşılaşmanın önlenmesi, ev içi alerjenlerin kontrolü gerekir. Ne yapılırsa yapılsın bazı karşılaşmaları önlemek mümkün olmayabilir. Ancak temas miktarının azaltılması bile hastanın yaşam konforunda ve ek ilaç kullanma gereksiniminde önemli iyileşmeler sağlayabilir. Hastaların polen oluşturan kaynaklardan uzak durmaları (polen mevsiminde pikniğe ve açık havaya çıkmaktan sakınılması gibi), evde veya arabada kapı ve pencerelerin polen mevsimi boyunca kapalı tutulması, çim biçmek, çimlerde oturmak gibi eylemlerden sakınılması, gerekirse filtrasyon için maske takılması ve tüm bunlara karşın kapalı ortamda (evde veya arabada) yakınmaları fazla olanlarda hava temizleyicilerin kullanılması önerilebilir. Özellikle kuru ve rüzgarlı havalarda havadaki polen yükünün en yüksek seviyeye çıktığı, yağışlı havada polenlerin yere ineceği mutlaka hastalara anlatılmalı ve açık havaya ne zaman çıkacakları belirtilmelidir. Sigara ise tartışma ???ürmez şekilde zararlı bir etkendir. Hastanın içmesi değil dumanıyla temas dahi kesinlikle önlenmelidir. Bu konu eğitimin en önemli maddelerinden olmalıdır. Tedavi yöntemleri nelerdir. ? Tedavide hastanın hastalığı ile ilgili eğitimi tedavinin en önemli aşamasıdır. Hasta ile hastalığın özelliği , tedavi beklentileri, yakınmaların yoğunluğuna göre tedavide ne gibi değişiklerin yapılacağı, ilaç kullanma teknikleri ve ilaçların olası yan etkilerinin tartışılması hastaların tedaviye uyumunu arttırmakta ve hekim- hasta arası güvenin oluşmasını sağlamaktadır. Daha sonra ise o Antihistaminikler o Dekonjestanlar o Mast hücresi stabilizatörleri o Kortikosteroidler o Antikolinerjikler Doktorunuzun seçimine göre uygulayacağı tedavi edici ilaç başlıklarıdır. Ayrıca söz edilmesi gereken bir tedavi seçeneği de İmmünoterapidir. En etkin ve hastalığın doğal seyrini değiştirme potansiyeline sahip tek tedavi şeklidir. Etkinliği uygun antijenlerle, uygun dozlarda, uygun sürede yapılmasına bağlıdır. Hem etkinliği hem de risklerin en aza indirilmesi bakımından uygun hasta seçimi çok önemlidir. İmmünoterapi yapılırken anaflaksi gibi ciddi ve hayatı tehdit edebilen gerçek risklerin varlığı mutlaka akılda tutulmalı ve bu olası risklere karşı anında müdahale edebilecek personel ve ekipman sağlanmalıdır. Allerjen İmmünoterapisi yalnızca bu konuda eğitilmiş Uzmanlar ve Uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Bu konu özellikle çocuk hastada çok fazla önem taşır. Ancak hemen belirtilmesi gereken nokta bu konunun kötü kullanımı genellikle yapılmaktadır. Bu nedenle konunun uzmanı olmayan kişilerin uygulamaları konusunda uyanık olunmalıdır.
__________________
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Forumkolik Üye
![]() Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.202
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 3
Aldığı Teşekkür 39
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1 Xsir Grafiği:
![]() |
Bademcik İltihabı . . . .
-------------------------------------------------------------------------------- Bademcik nedir ? Bademcikler ağız içinde boğazımızın her iki yanında bulunan bağışıklık dokularıdır. Bunlar vücudun savunma sisteminin bir parçasıdırlar. Bademcikler vücuda giren mikroplarla savaşmak için antikor denilen maddelerin oluşumunda rol oynarlar. Bademcikler her insanda iki tanedir. Bademcik iltihabı nasıl olur ? Mikrop ve bakterilerle karşı karşıya kalan bademcikler iltihaplanırlar ve sık sık iltihaplanma sonrası da boyutları artar. Her iltihaplanma bademcikleri büyütür ancak uygun tedavi sonrası tekrar küçülür. Ancak iltihabın görünümü her zaman aynı olmaz. Bazen hafif kızarıklık görülürken, bazen bademciklerin üzeri beyaz ve sarı tabaka ile kaplanır. Üzeri gözenekleşir. Nokta tarzında iltihaplar görülebilir. Başka tablolar ile karışımını önlemek için mutlaka bir Kulak Burun Boğaz Uzmanınca görülmelidir. Bademcik iltihabı nasıl belirti verir ? Boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, yutma sırasında takılma hissi, ateş, halsizlik, ağızda kötü koku, boyun bezelerinde şişme, konuşma değişikliği gibi yakınmalar bademcik iltihabını düşündürmelidir. Bademcik iltihabında antibiyotik kullanmak gerekli midir ? Evet. Antibiyotikler sayesinde son yıllarda bademcik iltihabı fazla sorun yaşanmadan tedavi edilebilmektedir. Ancak bunun içinde "boğaz kültürü" diye bilinen hastalandırıcı mikrobun tipinin belirlenmesi çalışmalarının yapılması yerinde olur. Özellikle sık yineleyen olgularda "boğaz kültürü" mutlaka gerekir. İltihap ortadan kaldırılsa da bazen bademciğin büyüklüğü ortadan kalkmayabilir. Bademcikler ne zaman ameliyat edilmelidir ? Bademcikler geçirdikleri sık iltihaplar sonrası artık savunma sisteminin bir parçası olmaktan çıkıp kendileri vücudu zayıf hale getiren birer yapı olurlar. O zaman ameliyatla alınmaları gerekir. Mikrop üreten konumda oluşları dışında solunumu ve yutmayı engelleyecek denli büyük bademcikler de alınmalıdır. Yine kendi iltihapları sonucu yakın organlarında hastalanmalarına yol açan konuma gelmiş iseler alınmaları gerekir. Bu gibi durumlarda doktorunuz operasyon için gerekli tetkikleri yapacak ve öneride bulunacaktır. Ameliyat uyutularak mı yapılır ? Çocuklarda mutlaka genel anestezi ile yapılır. Ancak uyum gösterebilecek ve 18 yaşın üzerindeki erişkinlerde çoğu kez lokal anestezi ile ameliyathane gibi donanımlı ortamlarda yapılması tercih edilir. Bademcik ameliyatı risklimidir ? Her operasyon olduğu gibi bu ameliyat da risklidir. Bu risk anesteziden kaynaklanacağı gibi ameliyatın kendisinden de kaynaklanabilir. Bademcik ameliyatı, doku çıkarıldıktan sonra kesi yeri dikilmeyen, açık bırakılan iki saha bırakır. Bu sahalar bir süre açık kalır ve kabuklanıp iyileşir. Kanama bu ameliyatın en önemli riskidir. Ancak teknolojik gelişme bu konuyu da en aza indirmiştir. Bademcikler alınınca vücudun savunma sistemi zayıflamış olmuyor mu ? Hayır. Çünkü vücutta savunma sistemine destek olan pek çok organ ve oluşum vardır. Bademcikler bunlardan sadece birisidir. Alınan bademcikler yeniden büyür mü ? Hayır. Bu yanlış bir değerlendirmedir. Yeterli şekilde alınmamış bademciklerde kalıntıların büyümesi bazen bademciğin büyümesi olarak düşünülür. Yeterli alınan bademcik tekrar büyümez. Bademcik alınınca daha sık hasta olunur mu ? Hayır. Bademcikler alınınca savunma sistemi vücudun başka kaynaklarını harekete geçirir. Ancak bademcikleri alınan hastalar, soğuk yiyecek ve içecekleri daha fazla tüketirlerse sonuçta sıklıkla yutak iltihabı (=farenjit) geçirirler. Bademcik ameliyatı sonrası kanama ne zaman olur ? Ameliyat sonrası kanama sıklıkla ameliyattan uyanma sırasında ıkınma, zorlanma gibi karın içi basıncın ve damar basıncının artması sonucu görülür. Bu nedenle ameliyattan sonraki ilk saatler önemlidir. Ancak ilk yirmidört saat hatta 7-10 gün sonra bile kanama görülebilir. Bu ameliyat hastanede yatmayı gerektirmeyen ameliyat olmasına karşın, kanama durumunda ailenin telaşlanmasının önüne geçmek için 24 saat hastanede yatırılması da mümkündür. Ameliyat sonrası kontrol gerekir mi ? Evet. Hastanın kontrolü cerrahınıza göre değişik zamanlarda yapılacaktır. İlk hafta görülür ve hastaya ameliyat yerindeki beyaz kabuklanmaların normal olduğu tekrar belirtilir. Ameliyattan sonra ilaç kullanmak gerekir mi ? Evet. Ağrı kesici genellikle verilir. Bu ilaç genellikle şurup ya da damla şeklinde olur.
__________________
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Forumkolik Üye
![]() Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.202
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 3
Aldığı Teşekkür 39
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1 Xsir Grafiği:
![]() |
Beta Mikrobu . . . .
-------------------------------------------------------------------------------- Beta mikrobu nedir ? "Beta mikrobu" diye bilinen mikroorganizma boğazda iltihaplanma yapan bir çeşit bakteridir. Tıp dilinde A grubu beta hemolitik streptokok olarak adlandırılır. Bulaşıcıdır ve bazı ciddi komplikasyonlara yol açabildiği için halk arasında özel önem verilir. Özellikle çocuk ve genç erişkinlerde görülür. İnsanların bir arada bulunduğu okul, sinema salonu gibi kapalı ve havalanması yetersiz ortamlarda kolaylıkla bulunur. Damlacık enfeksiyonu denilen öksürük, hapşırık ve yakın konuşma ve öpme gibi yakın temas ile ve solunum yoluyla insandan insana çok kolay bulaşır. Beta mikrobu varlığı nasıl anlaşılır ? Boğaz ağrısı, yüksek ateş, yutma güçlüğü, iştahsızlık, halsizlik, karın ağrısı, bulantı ve kusma ilk belirtilerdir. Boğazda kızarıklık, bademciklerde şişme ve kızarıklık veya üzerinde plak denilen oluşumlar gözlenebilir. Çene altı bezelerinde şişme ve basmakla ağrı vardır. Eklemlerde ağrı ve hassasiyet olabilir. Hasta ateşli, halsizdir, bir şey yiyip içemez. Beta mikrobu çok yaygın mıdır ? Özellikle kış aylarında ortamların yeterli havalandırılmamaları sonucu daha sık rastlanır. Ancak her boğaz iltihabı beta değildir. Sayıyla söylemek gerekirse ateşli boğaz yakınmalarının % 10-15 kadarında Beta (=A grubu beta hemolitik streptokok) mikrobu vardır. Ancak okul benzeri ortamlarda hızlı yayılımı nedeniyle daha fazla imiş gibi değerlendirilir . Boğazına bakarak beta var diyebilirim ? Hayır. Çoğu kez yanıltıcıdır. Öyle ki Doktorunuz bile boğaz kültürüne gerek görecektir. Bu tablo diğer bazı hastalık tabloları ( kızıl, peritonsiller abse, enfeeksiyöz mononükleoz gibi ) ile karışabilecektir. Yine burun boğaz yakınmaları ile birlikte görülebildiği için sinüzit, farenit, tonsillit, orta kulak iltihabı ve akciğer enfeksiyonları ile de karışabilir. Hastalık kaç gün sürer ? Uygun tedavi ile boğaz ağrısı ve ateş 3-5 günde düşer, ancak genel tablo 1-2 hafta sürebilir. Sınıf arkadaşında beta varmış ama çocuğumda bir şey olmadı. Bunu söylemekte acele etmeyin. Çünkü mikrop alındıktan 10 gün kadar sonra hastalık tablosu yaratabilir. Buna uygun önlemleri almanızda yarar vardır. Ancak mikrop almamış da olabilir. Hasta olmayanda da beta olabilir mi ? Evet. Bazı kişilerde hastalık belirtileri olmaksızın mikrop bulunur. Bunlara taşıyıcı denilir. Taşıyıcılık da az değildir. Beta için mutlaka penisilin iğnesi gerekir mi ? Hayır. Her beta mikrobunda enjeksiyon gerekli olmayabilir. Ancak buna doktorunuz karar verecektir. Tablonun durumuna göre ağız yoluyla kullanılan penisilin verilebilir. Ancak süre en az on gün olacaktır. Tedavinin yarıda kesilmemesi çok önemlidir. Yapılan kontrol kültürlerinin sonucuna göre iğne (=enjeksiyon) formuna gerek duyulabilecektir. Penisilin iğnesi tehlikeli değil mi ? Evet çok seyrek görülse de penisilin allerjisi bir gerçektir. Ancak bu olay abartılmamalıdır. Hastane ortamında doktor gözetiminde ve gerekli görüldüğü zaman mutlaka yapılmalıdır. Ancak doktorunuz da çoğu kez tablonun ağırlığına göre evde ve ağız yolu ile alınan penisilinleri önerecektir. Tedavi kaç gün sürer ? A grubu beta hemolitik streptokok tedavisi en az 10 gün sürer. Doktorunuz tabloya göre ev ve yatak istirahatini düzenleyecektir. Hafif formlarda antibiyotik tedavisinin 3.cü gününden itibaren okula gidebilecektir. Beta mikrobu yok edilemezse ne olur ? A grubu beta hemolitik streptokok enfeksiyonunun en önemli yönü burasıdır. Yeterli veya uygun şekilde tedavi edilmeyen mikrop vücutta daha sonra ateşli romatizma, kalp romatizması, eklem iltihapları ve böbrek iltihapları ortaya çıkarabilir. Bunlar antibiotik çağında çok seyrek görülseler de aileler için gerçekten ürkütücü komplikasyonlardır. Bu nedenle her boğaz ağrısı ve ateşli tablo mutlaka Kulak Burun Boğaz Uzmanı tarafından değerlendirilmeli ve gerekli tedavisi mutlaka yapılmalıdır. Hatta ev veya okulda yakın ilişkide bulunulan kişilerde geçirilen bir A Grubu beta Hemolitik Streptokok enfeksiyonunu öğrendiyseniz hasta olmayı beklemeden doktorunuza başvurmalısınız. Boğaz kültürü temiz çıkınca kurtulmuş oluyor muyuz ? Hayır. Boğaz kültüründe üreme olmaması sizi sevindirmemelidir. Kültür alımı uygun şekilde yapılmamış olabilir. Hatta bademciğin girintilerinde veya içinde de Beta Hemolitik Streptokok mikrobu barınabilir. Bu nedenle enfeksiyon tedavi edildikten sonra birer hafta ara ile yapılan üst üste üç kültür de normal olarak bulunmadıkça mikrop yokolmuş denilemez. Tedavi evde yapılabilir mi ? Evet. Doktorunuz başka bir öneride bulunmamışsa verdiği ilaçları evde alarak kullanabilirsiniz. Bu arada hastanın bol sıvı ve yumuşak gıdalar alması, solunum havasının temizlenmesi, nemlendirilmesi ve sağlam kişilerden bir süre uzak tutularak istirahat etmesi sağlanmalıdır. Eklem etkilenimi şüphesi varsa yatak istirahati kesin olup süresi uzun tutulmalıdır. Ev tedavisinde en önemli konu yakınmaların azalmasına karşın tedavinin mutlaka tamamlanmasıdır. Evde tedavi sırasında tablo kötüleşebilir mi ? Evet. Bazen başka komplikasyonların gelişimi olabilir. Eklem kızarıklığı, ağrısı, şişliği, bulantı kusma, solunum sıkıntısı, kulak akıntısı, şiddetli başağrısı, burun tıkanıklığı, ateşin düşüp yeniden artması, dalgınlık, kalp atımında düzensizlik gibi belirtilerin varlığında derhal doktorunuza haber vermelisiniz. Koruyucu iğne yaptırmalı mıyım ? Halk arasında koruyucu olarak bilinen uzun etkili, depo penisilinler ancak Kulak Burun Boğaz Uzmanınız gerek görürse yapılabilir. Bunun süresini dozunu doktorunuz belirleyecektir.
__________________
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Forumkolik Üye
![]() Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.202
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 3
Aldığı Teşekkür 39
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1 Xsir Grafiği:
![]() |
BURUN KANAMASI . . . .
-------------------------------------------------------------------------------- Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar. 1. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir. 2. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir. Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır. Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi yeterlidir. Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır. ÖN KANAMALARIN DURDURULMASI Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız: 1. Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız. 2. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın. 3. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.) 4. Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir. 5. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. ) KANAMA DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK 1. Sümkürmemeye dikkat ediniz. 2. Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız. 3. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız. TEKRAR KANAMA OLURSA 1. Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz. 2. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız. 3. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız. 4. Doktorunuzu arayınız. NE ZAMAN DOKTORU ARIYALIM YADA ACİL SERVİSE BASVURALIM? Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa; Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa. Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa.
__________________
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Forumkolik Üye
![]() Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.202
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 3
Aldığı Teşekkür 39
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1 Xsir Grafiği:
![]() |
Eksternal Otit (Dış Kulak Yolu İltihabı) . . . .
-------------------------------------------------------------------------------- Eksternal Otit (Dış Kulak Yolu İltihabı) Nedir? Eksternal otit, dış kulak yolunu döşeyen derinin ve kulak zarının dış yüzeyininiltihabıdır. Dış kulak yolu sıcak, karanlık ve nemli bir sahadır. Bu durum bakteri ve mantarların üremesini ve kolayca hastalık yapmasına sebep olabilir. . Eksternal otit, orta kulak iltihabından farklıdır. Eksternal Otit (Dış Kulak Yolu İltihabı) Neden Kaynaklanır? Bir takım etkenler, eksternal otitin görülmesini sıklaştırabilir. Sık aralıklarla duş alımı veya havuzda yüzme sonucunda kulak yoluna fazla miktarda su girebilir. Su, kulak yolunun hemen girişindeki ter ve yağ bezlerinden salgılanan ve kulak kiri olarak bilinenen koruyucu mumu yok etmektedir. Böylelikle bakterilerin ve mantarların üremesi de kolaylaşmaktadır. Kulakların sık aralıklarla temizlenmesi aynı şekilde kulakğın koruyucu mumunu yok eder ayrıca dış kulak yolu cildini inceltir ve iltihaba neden olur. Eğer, kulağınızı kulak yoluna parmak veya herhangi bir sert madde ile yaralarsanız kulak yolunun cildinde oluşacak çok küçük çatlaklardan mikroplar girer ve iltihap gelişebilir. Psöriasis gibi vücudun diğer bölgelerinde de görülebilen cilt hastalıkları kulak yolunda da gelişebilir ve kulak yolu iltihabının gelişmesini ve tekrarlarına neden olabilir. Eksternal Otit' de (Dış Kulak Yolu İltihabı) ne hissedilir? Kulak kaşıntısı. Zonklayıcı tarzda da boyun ve göz çevresine yayılabilen kulak ağrısı olabilir. Ağrı, kulağın hareket ettiği çiğneme anında ve/veya kulak yolu hemen önündeki kıkırdak çıkıntıya basmakla artabilir. Kulaklar tıkanabilir. Basınç hissi, dolgunluk olabilir ve işitme duyusu azalabilir. Kulak akıntısı olabilir. Eğer, bu özelliklerden herhangi birini kendinizde görürseniz, hekiminize danışınız. Tedavi sonucunda bu yakınmalar geçecektir. Ekternal Otit (Dış Kulak Yolu İltihabı) Nasıl Tedavi Edilir? Doktorunuz kulak yolunu muayene edecek ve bulunan akıntı veya iltihabı temizleyecektir. Ayrıca, kulak zarınızı muayene edecek ve ek iltihap olup olmadığına bakacaktır. Bir çok Eksternal Otit olguları kulak damlaları, ve gerekirse haplar ile tedavi edilir. Kulak Damlaları Nasıl Kullanılmalıdır? Doktorunuz damlayı ne kadar süre ile günde ne sıklıkla kullanmanız gerektiğini söyleyecektir. Kulağa ilaç damlatılmadan önce avuç içerisinde ilaç ısıtılmalıdır. Böylece, ilacı damlattıktan sonra baş dönmesi hissi önlenecektir. Kulak memesi ileri geri hareket ettirilerek ilacın kulak yolunda ilerlemesi sağlanmalıdır. Daha ne yapılabilir? Doktorunuzun önerilerine uyunuz ve tüm ilaçlarınızı eksiksiz şekilde kullanınız. Eksternal Otit tedavisi, zor ve uzun sürebilen bir tedavidir Aşağıdaki öneriler tedaviye yardımcı olacaktır. 7-10 gün için kulaklarınızı kesinlikle kuru tutmaya çalışın. Duş yapmak yerine banyo yapmayı tercih edin. Saçlarınızı yıkarken suyun kulaklarınıza kaçmasını pamuk tıkayarak engellemeye çalışın.Kulak tıpası kullanmayın. Banyoda kulağınızın ıslanması durumunda temiz kuru bir pamukla içine birşey sokmadan kurulayın. Su sporlarından kaçının. Su sporlarına tekrar başlamadan önce doktorunuza danışın. Reçete edilen ilaçlar dışında kulaklarınıza bir ilaç damlatmayın. Kaşıma ve ovma, ekternal otiti şiddetlendirecektir. Yakınmaların şiddeti genellikle tedaviden sonraki ilk üç gün içerisinde dinecek, on gün içerisinde ise geçecektir. Bu güne kadar bir gelişme görülmezse hekime danışılmalıdır. Eksternal Otit Nasıl Önlenebilir? Eksternal Otit'i (Dış Kulak Yolu İltihabı'nı) önlemenin en güvenli yolu, kulak yolunun savunma mekanizmalarının iyi çalışmasını sağlamaktır. Bazı ipuçları yardımcı olabilir. Kulak çubuğu, ataç, sıvı veya sprey maddeler veya parmağınızı kulak yoluna sokmayın. Bu işlem dış kulak yolu derisini zedeleyebilir. Eğer, kulağınız kaşınırsa doktorunuza danışınız. Kulak kirini (mumunu )çıkarmaya çalışmayın. Eğer, işitmenin etkilendiğini hissediyorsanız, herhangi bir diğer nedenin bulunup bulunmadığını değerlendirmek amacı ile doktorunuza danışınız. Kulaklarınızı mümkün olduğu kadar kuru tutmaya çalışın. Yüzme veya duş almadan sonra kulaklarınızı havlu ile kurulayın. Başınızı ve kulak kepçelerinizi hareket ettirmeye çalışarak suyun dışarı akmasını sağlayın. Düşük derecede ayarlanmış, saç kurutma makinesi, kulak yolunu kurutmada yardımcı olabilir, ancak kulağınızdan 30 cm. uzakta tutun. Sık tekrarlayan dış kulak yolu iltihabınız oluyorsa yüzme sırasında ise başlık kullanarak suyun kulaklarınıza kaçmasını engelleyebilirsiniz. Kulak tıkacı, kulaklarınızın iltihaplanmasına olanak sağlayabilir
__________________
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Forumkolik Üye
![]() Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.202
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 3
Aldığı Teşekkür 39
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1 Xsir Grafiği:
![]() |
Geniz eti (Adenoid Vejetasyon) . . . .
-------------------------------------------------------------------------------- Geniz eti nedir ? (Adenoid Vejetasyon) Burunun gerisinde geniz adı verilen bölgede yerleşmiş bağışıklık dokusudur. Bu dokular, normal koşullarda vücudun enfeksiyonlara karşı savaşımında rol oynarlar. Geniz eti görülür mü ? Hayır, normalde görülmezler. Ancak özel muayene yöntemleri ve tetkiklerle görülebilir ya da görüntülenebilirler. Geniz eti her çocukta mevcuttur ancak büyüdüğü veya iltihaplandığı zaman belirti verir. Geniz etinde büyüme veya iltihaplanma ne gibi belirti verir ? Burundan soluk alma zorluğu, ağız açık uyuma, ağızdan soluma, genizden konuşma, horlama, hırıltılı soluma, ağız kuruluğu, burun tıkanıklığı ve akıntısı, uyku bozuklukları, uykuda kısa süreli solunum durması, uykudan sıçrayarak uyanma, sık yineleyen orta kulak iltihabı gibi belirtiler geniz etinin büyüdüğünü veya iltihaplandığını düşündürür. Her geniz eti ameliyat edilir mi ? Hayır. Ancak yukarıdaki belirtilerden bir veya birkaçı varsa gecikmeden bir Kulak Burun Boğaz Uzmanına başvurulmalıdır. Doktorunuzun iltihap düşünmesi durumunda ilaç önermesi mümkündür. İlaçla tedavi yakınmaları ortadan kaldırabilir ancak büyüme ortadan kalkmaz ve belirtiler yineleyebilir. Bu durumda ameliyat bir süre sonra yine söz konusu olabilir. Ameliyat edilmeden küçülmez mi ? Tedavi ile belli oranda küçülebilir. Ayrıca, bluğ çağından sonra da boyutları küçülebilir. Ameliyat için uyutmak gerekli mi ? Evet. Geniz eti alınması (Adenoidektomi) ameliyatı günümüzde yalnızca genel anestezi altında uygulanır. Cerrahınız bu konuda sizi aydınlatacak ve bu işlem için bir Anesteziyoloji uzmanı tarafından konsülte edilmenizi önerecektir. Geniz eti ameliyatı riskli bir ameliyat mıdır ? En küçük operasyonun bile riski vardır. Bu risk anestezi riski olabildiği gibi ameliyata ait riskler de olabilir. Ancak günümüzde anestezi ve cerrahide ki teknik gelişmeler bu konudaki riskleri yok denecek boyutlara indirgemiştir. Çocuğumda ameliyat izi kalacak mı ? Bu ameliyat ağız içinden yapılacağı için hiçbir kesi izi olmayacaktır. Kısa bir süre sonra evinize gidebilecek ve çocuğunuz için bir kısıtlama olmayacaktır. Geniz eti yeniden oluşur mu ? Evet seyrek te olsa geniz eti bluğ çağına kadar yeniden büyüme yapabilir.
__________________
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Forumkolik Üye
![]() Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.202
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 3
Aldığı Teşekkür 39
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1 Xsir Grafiği:
![]() |
KULAK ÇINLAMASI . . . .
-------------------------------------------------------------------------------- KULAK ÇINLAMASININ NEDENİ Bazı zamanlar kulağımda zil sesi duyuyorum bu normal midir? Tamamiyle değil. Kafa içinde ki bu seslere genel olarak tinnitus denilir ve çok yaygındır. Tinnitus zaman zaman ortaya çıkabilir veya siz sürekli olarak bir ses duyabilirsiniz. Çok kalın veya çok ince olabilir, tek kulağınızda veya her iki kulağınızda da duyabilirsiniz. Zil sesi sürekli olduğunda bu kişiyi çok rahatsız edebilir. Hatta bu rahatsızlık kişilerin normal hayatlarını etkiliyecek boyuta kadar çıkabilir. BAŞKA İNSANLAR KULAĞIMIN İÇİNDEKİ BU SESLERİ DUYABİLİR Mİ? Bu genellikle olmaz ancak bazı durumlarda dinleyen kişi bir çeşit ses duyabilir. Bu tip tinnituslara objektif tinnitus denilir. Çoğunlukla ya bir damar anormalliğinden dolayı veya kasların kasılması sonucu orta kulakta meydana gelen seslerden ötürü gelişir. TİNNİTUS (ÇINLAMA) KONUSUNDA EN xxx RASTLANAN SORULAR Tinnitusun Nedeni Nedir? Sesin sadece hasta tarafından duyulduğu subjektif tinnitusun birçok olası nedeni vardır. Bazı nedenler kötü değildir (örnek olarak küçük bir kulak kiri geçici bir süre tinnitus yapabilir.) Bunun yanında enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi ve orta kulakta ki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi gibi daha önemli nedenler de olabilir. Tinnitus baş ve boyun bölgesindeki damar genişlemeleri (anevrizma) veya denge ve işitmeyi sağlayan sinirden kaynaklanan bir tümörden (akustik nörinom) dolayı da olabilir. Bu problemlerde işitme kaybı da vardır. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid problernleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler ve birçok diğer nedenler: bazı romatizma ilaçlan, bazı antibiotikler, sakinleştirici ilaçlar ve aspirin tinnitusa neden olabilir. Her durum için tedavi çok farklıdır. Bu nedenle konusunda uzmanlaşmış bir doktora kontrol olmak ve kulak çınlamasının gerçek nedenini bulmak çok önemlidir. Tinnitus çoğunlukla işitme sinirlerinin mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan uçlarında meydana gelen hasarlardan ötürü gelişir. Bu sinir uçlarının sağlıklılığı doğru ve kesin duymayı sağlar ve bunlarda meydana gelecek bir hasar işitme kaybı ve tinnitusa yol açar. İlerlemiş yaşla birlikte sinir uçlarında bazı değişiklikler meydana gelir bu da beraberinde tinnitusu getirir. Günümüz dünyasında yüksek ses tinnitusun muhtemelen en sık rastlanan nedenidir ve işitme kaybına da yol açar. Ne yazık ki birçok insan endüstriel gürültünün, yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ve diğer gürültülerin ne kadar zararlı olduğundan ya habersiz yada bunu umursamamaktadır. Stereo kulaklıklarla yüksek müzik dinlemek riski daha da fazlalaştırmaktadır. Tinnitusun Tedavisi Nedir? Vakaların çoğunda özel bir tedavi yoktur. Eğer doktorunuz gerçek nedeni bulursa bunu ortadan kaldırmaya yönelik tedavi sonucunda kulağınızdaki çınlamalar da ortadan kalkar. Bunun için bazı röntgen filmleri ve denge testlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlara rağmen tinnitusun nedeni çoğu zaman bulunamaz. Neden ortaya konulmamış olmasına rağmen bazı durumlarda ilaçlar yardımcı olmaktadır. Kullanılan birçok ilaç vardır. Genellikle hastaya ilaç alması önerilir ve sonuç alınıp alınmadığı sorulur. Eğer Bir Neden Ortaya Konulamazsa Tinnitusun Azalması İçin Birşey Yapılabilir mi? Evet. Aşağıda yapmanız ve yapmamanız önerilen şeyler tinnitusunuzun azalmasına yardımcı olacaktır. Herşeyden önce işitme sisteminin vücudun en hassas ve kırılgan sistemi olduğu hatırlanmalıdır. Bu nedenle aşağıdakileri yapmanız önerilmektedir. 1. Yüksek sesli müziğe maruz kalmaktan korunun 2. Kan basıncını sürekli kontrol ettiriniz. Kontrol altında olması için doktorunuza başvurun. 3. Tuz alımını kısıtlayın (fazla tuz dolaşım sisteminizi bozacaktır.) Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve yemeğinize tuz eklemeyin. 4. Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak durun. 5. Günlük egzersizler kan akımınızı düzenler. 6. Yeterince dinlenin ve çok yorulmaktan sakının. 7. Sesten endişelenmeyin. Kulak çınlamanız sizin sağır olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz. Bu sesleri rahatsız edici ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edin ve olabildiğince yok saymayı öğrenin. Bu çeşit kontrol ya kişinin kendini tembihlemesiyle yada maskeleme yöntemiyle başarılabilir. 8. Sinirliliğinizi ve gerginliğinizi en aza indirin. KİŞİNİN KENDİNİ TEMBİH ETMESİ NE DEMEKTİR? BU GEÇERLİ MİDİR? Tembihleme, konsantrasyon ve gevşeme egzersizleri sonucunda kan basıncını ve kas gruplarını sistemli olarak kontrol etmeyi sağlar. MASKELEME NEDİR? TİNNİTUS MASKELEMESİ NEDİR? Tinnitus özellikle çevre sessiz olduğu zaman, gece yatarken, daha rahatsız edicidir Tinnitusla yarışacak bir ses bir saatin tıklaması veya bir radyo, rahatsızlığı azaltacaktır. Bazı doktorlar alçak seşle FM kanallarını dinlemeyi önermektedir: Birçok hasta iki istasyon arasında ayarlanmamış radyonun çıkardığı sesi alçak sesle dinlemekten fayda bulduklarını ifade etmiştir. Böylesine statik bir ses çok rahatlatıcı olabilir. Bu ses beyaz ses olarak bilinmektedir. Bazı hastalar rahatlatıcı ses üreten elektronik aletler kullanmaktadır. Tinnitus maskeleyici işitme cihazını içine yapılan veya ona eklenen küçük bir eloktronik parçadır. Sürekli ama rahatsız etmeyecek bir ses üreterek kişinin kulak çınlamasını unutmasını sağlar. İŞİTME CİHAZLARI ÇINLAMANIN AZALMASINI SAĞLAR MI? İşitme bozukluğu kişilerin bazılarında çınlamanın kullandıkları cihazlar tarafından azaltıldığı veya yok edildiği söylenmektedir. Ancak işitme cihazı sadece tinnitusu önlemek için kullanılacaksa özenli bir çalışma yapılmalıdır. Genellikle işitme cihazı çıkartılınca çınlama ilk durumuna geri döner. SONUÇ Kulak çınlamanız için herhangi bir tedaviye başlamadan muhakkak bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dikkatli bir muayeneden geçmelisiniz
__________________
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Forumkolik Üye
![]() Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.202
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 3
Aldığı Teşekkür 39
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1 Xsir Grafiği:
![]() |
MENİERE HASTALIĞI. . . .
-------------------------------------------------------------------------------- Tanı nasıl konulur? Bir doktor ataklarınızın sıklığını, süresini, ciddiyetini ve karakterinin hikayesini değerlendirdikten sonra işitme kaybınızın süresini, değişip değişmediğini, çınlama veya dolgunluk hissinizin olup olmadığını, bunun tek veya çift taraflı olup olmadığını belirleyecektir. Size geçmişte frengi, kızamık veya diğer ciddi enfeksiyonları geçirip geçirmediğiniz, gözünüzde bir iltihap olup olmadığı, bağışıklık sisteminde bozukluk veya allerjinizin olup olmadığı veya geçmişte bir kulak ameliyatı geçirip geçirmediğiniz sorulabilir. Genel sağlığınız, şeker hastalığınız, tansiyonunuz, yüksek kolesterolünüz, guatrınızın, nörolojik veya duygusal problemlerinizin olup olmadığı da sorulabilir. Bazı durumlarda bu problemlere yönelik testler yapılabilir. Kulak ve baş boyunun diğer yapılarının fizik muayenesi ataklar haricinde normaldir. İşitme testi olan Odiometrik muayene, etkilenen kulaktaki işitme kaybını gösterir. Etkilenen kulakta konuşma ayırt etme yeteneği (hastanın "git " ve "bit " gibi benzer kelimeler arasında ayırım yapamaması.) etkilenmiş olabilir. Denge fonksiyonunu değerlendirmek için ENG (elektronistagmografi) uygulanabilir. Bu karanlık bir odada yapılır. Kayıt elektrotları göze yakın yerleştirilir. Elektrodlardan çıkan kablolar kalp monitörüne benzeyen bir makineye bağlanır. Sıcak ve soğuk su, yada hava yavaşça her iki kulak kanalına uygulanır. Göz ve kulak, sinir sistemi sayesinde birlikte çalıştıkları için denge sistemi ölçümünde göz hareketlerinin ölçümü kullanılır. Hastaların yaklaşık %50 sinde etkilenen kulakta denge fonksiyonu azalmıştır. Denge sistemini değerlendirmek için rotasyon testi veya denge düzlemi gibi diğer denge testleri de uygulanabilir. Uygulanabilecek diğer testler: Elektrokokleografi (EcoG) bazı Meniere hastalarında iç kulaktaki artmış sıvı basıncını gösterebilir. İşitsel beyin kökü cevabı(ABR)işitme siniri ve beyin yollarının bilgisayarlı testidir. BT (bilgisayarlı tomografi) ve MRI (manyetik rezonans görüntülemesi) işitme ve denge siniri üzerinde meydana gelen tümörü belirlemek için gerekebilir. Bu tümörler nadirdir ancak Meniere'e benzer semptomlara sebep olurlar. Doktor hangi tedavileri önerecektir? Diyet ve tedavi: Az tuzlu diyet ve bir diüretik (suyu vücuttan atılımını sağlayan ilaç ) Meniere hastalarında atak sıklığını azaltabilir. Diüretikten tam verim alabilmek için tuzu kısıtlamanız ve ilacınızı belirtildiği şekilde düzenli almanız çok önemlidir. Yaşam biçimi: Kafein, sigara ve alkolden uzak durun! Düzenli uyuyun ve iyi beslenin. Fiziksel olarak aktif olun ama gereksiz yorgunluklardan kaçının. Meniere hastalığında stres, baş dönmesi ve kulak çınlamasına sebep olabilir. Stres den uzak durun. Önlemler: Eğer uyarmaksızın baş dönmeniz olursa, araç kullanmayın çünkü araç kontrolündeki başarısızlığınız, siz ve diğerleri için tehlikeli olabilir. Güvenlik için yüzmeden, merdivenlerden, yapı iskelelerinden vazgeçmeniz gerekebilir. Cerrahi ne zaman tavsiye edilir? Eğer baş dönmesi atakları konservatif çözümlerle kontrol edilemiyorsa ve ataklar günlük işleri kısıtlıyorsa aşağıdaki cerrahi işlemlerden biri tavsiye edilebilir: 1) Endolenfatik şant (iç kulak sıvısının boşaltılması) veya dekompresyon (basıncın azaltılması) işlemi işitmeyi koruyan bir kulak ameliyatıdır. Vakaların 1/2-1/3'ünde baş dönmesi ataklarının kontrolu sağlanır. Ancak hiçbir hastada bu kontrol kalıcı değildir. Diğer işlemlere kıyasla daha kısa sürer. 2) Vestibüler nörektomi denge sinirinin iç kulağı terkedip beyine girdiği yerde kesilmesi işlemidir. Baş dönmesi atakların büyük bir kısmı bu ameliyatla tedavi edilebilir ve vakaların çoğunda işitme korunulur. 3) Labirentektomi ve işitme sinirinin kesilmesi : Bir tarafın iç kulağndaki işitme ve denge mekanizmalarının harap edilmesidir. Meniere hastasının etkilenmiş olduğu kulağı çok az duyuyorsa bu yöntem tercih edilebilir. Genellikle baş dönmesi atakları kontrol altına alınır. Diğer ameliyatlar ve tedaviler de bazı durumlarda tavsiye edilebilir. Cerrahi tedavi gerekli görülüyorsa, cerrahınızla riskleri ve kazanacaklarınızı tartışmalısınız. Her ne kadar Meniere hastalığının tedavisi yoksa da hemen hemen her vakada baş dönmesi kontrol altına alınabilir.
__________________
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Forumkolik Üye
![]() Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.202
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 3
Aldığı Teşekkür 39
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1 Xsir Grafiği:
![]() |
Orta Kulak İltihabı . . . .
-------------------------------------------------------------------------------- Orta Kulak İltihabı nedir ? Orta kulak iltihabı; kulak zarının arkasında orta kulak boşluğunda sıvı birikmesidir. Sıvının biriktiği yerde işitmede rol oynayan örs, üzengi ve çekiç olarak bilinen kulak kemikçikleri bulunur. Bu duruma daha çok 6 yaşa kadar olan çocuklarda rastlanır. Tıp dilinde " Otitis Media " olarak söylenir. Orta kulakta sıvı toplanınca ne olur ? İşitme olayı: Dış ortamdan gelen sesler kulak kepçesi ile toplanıp, titreşen kulak zarı aracılığı ile orta kulağa yani örs üzengi ve çekiç kemikçiklerine iletililir. Bu titreşim iç kulağa ve oradan da sinirlerle beyindeki ilgili bölgelere iletilerek ses olarak algılanır.Orta kulaktaki hava basıncının dış ortamla eşitlenmesi görevini Östaki tüpü denilen geniz boşluğu ile orta kulak boşluğu arasında uzanan bir kanal üstlenmiştir. Bu kanalın çeşitli nedenlerle iyi çalışmaması, bu basıncın eşitlenememesine ve orta kulakta sıvı birikimine sebep olur. Bu sıvı da kemikçiklerin titreşimine engel olarak işitmeyi bozar. Neden küçük çocuklarda sık görülüyor ? Küçük çocuklarda östaki tüpünün yapısal özelliği ve östaki tüpünün genize açıldığı deliğinin ağzına yakın yerde geniz etinin büyüyüp tüpün açılma kapanmasına etki etmesi sonucu sıklıkla orta kulakta sıvı birikimi görülür. Aynı şekilde bebeklerde beslenme şekli, özellikle yatarak biberonla beslenmenin de rolü olduğu belirlenmiştir. Orta kulakta sıvı birikimi iltihap mıdır ? Orta kulakta biriken her sıvı iltihap değildir. Biriken sıvının östaki tüpü yoluyla bakteri ve virüslerle teması sonrası iltihap oluşur. Burundaki tıkanıklıklar ve iltihaplar, geniz etinin iltihaplanması ,orta kulak sıvısının mikroplarla bulaşmasını sağlayabilir. Yutkunma hareketi bunu başlatabilir. Çocuklarda Orta kulakta sıvı birikimine çok rastlanır mı ? Evet, çok sık görülür. Burnu tıkayan hemen her olay veya östaki tüpünün her fonksiyon bozukluğu orta kulakta sıvı birikimine yol açar. Ancak her sıvı orta kulak iltihabı değildir. Bu sıvının toplanmasına yol açan durum ortadan kaldırılmazsa bu sıvı iltihaplanır ve olay süreğen hale gelir. Orta kulak iltihabı ne gibi belirti verir ? Çocukta ancak hızlı gelişen (=akut) orta kulak iltihabı belirti verir. Özellikle küçük çocuklarda buna karar vermek daha da zordur. Çocuğun elini kulağına sık ???ürmesi ve çekmesi, uyku düzeninde değişim, nedensiz ağlamalar ve duymasında azalma bunu düşündürmelidir. Bebek ve küçük çocukların ağrıyı tam belirleyememelerinin dışında daha büyük çocuklar da doktor korkusu gibi nedenlerle ancak zarın patlaması öncesi yakınmalarını belirtirler. Bu da tanı konmasını geciktirebilir. Ne zaman doktora gidelim ? Belirtilerin başında işitme kaybı gelir. Hafif seslere yanıt alamıyorsanız ve kulaktan akıntı geliyorsa gecikmeden bir Kulak Burun Boğaz Uzmanına başvurmalısınız. Geniz etinin varlığını öğrenmişseniz veya çocuğunuz burundan konuşuyorsa veya ağzı açık uyuyorsa mutlaka kulak kontrolünü sık aralıklarla yaptırmalısınız. Kulak zarı delinirse ne olur ? Akut bir orta kulak iltihabı sonrası kulak zarı delinirse uygun tedavi ile genellikle kısa sürede iyileşir ve zardaki delik kapanır. Ancak mikrop bulaşması veya yeterli tedavi edilememesi sonrası zardaki delik kalıcı olur ve iltihap kronikleşir. Ayrıca sık yineleyen orta kulak iltihapları ve zar delinmeleri, kulak zarının titreşim özelliğini bozarak ileride işitme kaybına yol açabilir. Orta kulak iltihabının tedavisi nasıldır ? Orta kulak iltihabı sıklıkla bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası gelişir. Burada burun tıkanıklığı ve östaki tüpünün görevini bozan her türlü gelişim suçlanır. Bu nedenle doktorunuzun yapacağı tedavi östaki tüpünü açmaya ve sıvının orta kulaktan boğaza akışına yardımcı olmaya yöneliktir. Kulak Burun Boğaz Uzmanın vereceği ilaçlar bu iltihabı tedavi edecektir. İltihap tekrarlar mı ? Tedavi sonrası Östaki tüpünün fonksiyonuna engel olan mekanik veya allerjik bir durum söz konusu ise iltihap sıklıkla yineler ve kronikleşmeye yol açabilir. Bu durumda doktorunuz gerekli muayene ve testleri yaparak size operasyon önerebilir. Ameliyatla tedavisi mümkün mü ? Doktorunuz ilaçla tedaviden yanıt alamıyorsa ya da östaki tüpünün çalışmasına engel olan bir geniz etinden kuşku duyuyorsa size ameliyat önerebilir. Ameliyatta öncelikle amaç östaki tüpünün açıklığının sağlanması ve orta kulak sıvısının dışarıya akıtılmasıdır. Bu nedenle geniz etinin alınması (Adenoidektomi) ve Kulak zarına çizik atarak (Parasentez) orta kulak sıvısını dışarı alma (Aspirasyon) ve gerekirse belli süre için kulak zarında bırakılarak orta kulağın havalanmasını sağlayacak olan tüp yerleştirme (Ventilasyon tüpü uygulanması) uygulanabilir. Tüp takılınca çocuğumun yaşantısına kısıtlama gelir mi ? Hayır. Kulak zarına tüp takılması çocuğun yaşantısını olumsuz etkilemez. Ancak tüpün belirli aralıklarla Kulak Burun Boğaz Uzmanınızca kontrolü gerekir. Ayrıca banyo yapma sırasında özenli olunmalıdır. Ancak kulak deliğine doğru basınçlı olarak verilmedikçe banyo suyu zararlı değildir. Yine de doktorunuz size kulak yolunu kapatan tıkaçlar önerebilir. Dış kulak yolundan içeriye herhangi bir yabancı cisim sokulmaması her zaman önemlidir. Çocuğun oyun ve spor aktiviteleri sadece ilk günler azaltılacaktır. Ancak özel durumlar bunun dışındadır. Geniz eti ve Kulak tüpü ameliyatı bayıltılarak mı yapılır ? Evet bu operasyon Genel Anestezi ile yapılır. Önceki yıllarda lokal yapılıyor olsa da günümüzde kesinlikle genel anestezi ile uygulanır. Kulak tüpü dışardan görülür mü ve ne zaman çıkarılır ? Kulak zarına yerleştirilen havalandırma tüpü dış kulak yolundan ancak dikkatli bakılırsa görülebilir. Bu tüp sentetik, silikon veya metal olabilir. Şekline veya tipine göre genellikle bir yıl sonra (eğer kendiliğinden yerinden düşmemişse ) çıkartılır. Buna cerrahınız karar verecektir. Düşerse fark edilir mi ? Çoğu kez fark edilmez. Bu nedenle doktorunuz rutin kontrollere davet edecektir. Bu kontrollerde tüplerin fonksiyonu kontrol edilecektir. Tüpler alındıktan sonra yeniden kulak iltihabı olur mu ? Evet olabilir. Bu nedenle doktorunuzun önerilerine uymalısınız. Ancak yeniden iltihaplanma öncelikle ilaçla tedavi edilir. Yarar görülmezse yeniden tüp ameliyatı gerekebilir.
__________________
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Forumkolik Üye
![]() Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.202
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 3
Aldığı Teşekkür 39
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1 Xsir Grafiği:
![]() |
Sinüzit . . . . -------------------------------------------------------------------------------- SİNÜS - AĞRl, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri için harcanmaktadır (Burunda dolgunluk, baş ağrısı ve burun akıntısı). HERKESİN SİNÜSÜ VAR MIDIR? Evet, yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük olsa dahi sinüsleri vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan bu boşluklar burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen boşluklardır. Çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam eder. Hava cepleridirler. Burnun iç yüzünü kaplayan zarın aynısı tarafından kaplanmaktadırlar ve bir kurşun kalem başı büyüklüğünde açıklarla burun boşluğuna bağlanırlar. SİNÜSLER NE İŞE YARAR? Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun, sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar. Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar. Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur. İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir çünkü normal bir vücut fonksiyonudur. BURUN GERİSİNE AKINTl NE DEMEKTİR? Burun içi; hava kirliliği tarafından, allerjiye neden olan maddeler tarafından, dumanla veya virüsler tarafından rahatsız edildiğinde normalden çok fazla mukus üretir. Bu burun zarlarındaki allerjik maddeyi yıkayıp uzaklaştırmak amacıyla bol miktarda üretilmiş, berrak su gibi bir salgıdır. Burun arkasına doğru su gibi bir salgı oluşur. Arkaya akıntının en önemli nedeni bu olaydır. Bir başka tipte ise mukus yapışkan ve kıvamlıdır. Bu, hava yollarının çok kuru olduğu ve zarların yeterince sıvı salgılıyamadığı durumlarda görülür. Bakteriler tarafından oluşturulan enfeksiyonlarda da yapışkan ve kıvamlı mukus gözlenir aynı zamanda cerahatten dolayı mukusun rengi sarı veya yeşil olabilir. SİNÜS NEDİR? "-it" eki tıpta enfeksiyon veya enflamasyonu ifade eder. Bu nedenle sinüzit, sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonudur. Tipik bir akut sinüzit vakası soğuk algınlığı veya allerjik bir atak sonucunda fazla miktarda mukus salgılanması ile ortaya çıkar. Zarlar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları kapanır. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basıncın artmasına neden olur. Hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine basmakla oluşan, gözler arasında veya gerisinde, yanaklarda ve üst dişlerde ağrıya meydana gelir. Çıkışı kapalı ve mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdır. Soğuk algınlığı normalden fazla sürerse ve sümüğün rengi yeşil-sarıya dönerse veya garip bir tat oluşursa muhtemel bakteriyel enfeksiyon gelişmiştir. Akut sinüzit olgularında yüzdeki ve alındaki ağrı çok kötü olabilir. Sinüs çıkışının uzun süre kapandığı durumlarda kronik sinüzit gelişir. Baş ağrısı az görülür ancak akıntı ve kötü koku devam eder. Enflamasyonun çok aşırı olması sonucunda polip adı verilen oluşumlar gelişir. Bazı sinüzit olguları üst dişteki enfeksiyonun sinüse geçmesi sonucunda oluşur. SİNÜZİT TEHLİKELİ MİDİR? Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbi tedaviye cevap verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyne çok yakındır. Enfeksiyonun göze veya beyine yayılması çok nadirdir. Enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerler için sağlıklı değildir. Böylece sinüzit; bronşit, kronik öksürük veya astımı ya azdırır yada bunların ortaya çıkmasına neden olur. SİNÜZİT BAŞ AĞRISI NEDİR? Soğuk algınlığı sırasında veya burun örtüsü şiştiği ve burnun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda yüzde, yanaklarda, alında veya göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit ağrısıdır. Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikle soğuk algınlığınız veya aktif allerjiniz varsa belirgin olur (buna "Vakum Baş Ağrısı" denilir). Maalesef sinüs baş ağrısıyla karıştırılabilecek birçok başka neden vardır. Örnek olarak migren ve diğer damar kaynaklı baş ağrıları veya gerginlik baş ağrısı hem alın ve göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmelerinden dolayı sinüzit ile karıştırabilirler. Ancak bu tip baş ağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa sürede gelip geçerler. Doktor müdahalesi olmadan uzun süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzeltilebilen sinüzitten farklıdırlar. Bununla birlikte arada sırada gelen, bulantı ve kusmaya neden olan baş ağrısı daha ziyade migren baş ağrısıdır. Şiddetli, sık ve uzun süren baş ağrılarının tanısı için mutlaka doktora baş vurulmalıdır. KİMLER SİNÜS PROBLEMİYLE KARŞILAŞIRLAR? Gerçekte herkes sinüs enfeksiyonu geçirebilir ancak bazı gruplar daha hassastırlar. 1. Allerjisi olanlar : Bir allerji atağı soğuk algınlığı gibi mukozanın şişmesine, sinüs kanallarının kapanmasına, mukus akımının engellenmesine ve bakteri enfeksiyonuna neden olur. 2. İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısal burun bozuklukları olanlar : Örnek olarak kırık bir burun veya septum deviasyonu (septum burun delikleri arasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye bölen kıkırdak bir yapıdır. Bunun bir tarafa doğru eğilmesine deviasyon denir.) 3. Sık sık enfeksiyona maruz kalanlar: Okul öğretmenleri ve sağlık personeli hassastır. 4. Sigara içenler: Tütün dumanı, nikotin doğal direnç mekanizmasını bozarlar. DOKTOR SİNÜSLERİM İÇİN NE YAPACAKTIR? Doktorunuz size soluk alıp vermeniz, burun akıntınızın rengi ve kokusu ve hangi olayların (günün hangi saatinde veya hangi mevsimind |