XSiR.NeT | Temiz Internet » Düşünce Platformu » Siyasal Tartışmalar » Ahmet İnsel'den Seçim Değerlendirmesi
kayit ol

Ahmet İnsel'den Seçim Değerlendirmesi

Düşünce Platformu forumlarındaki Ahmet İnsel'den Seçim Değerlendirmesi konusunu görüntülemektesiniz. Ömer Madra: Seçimlerin bir gün ardından, tam da bir ‘ufuk turu’ yapacak zaman. Bir genel değerlendirme yapmaya çalışalım istersen, ortalık da sakin görünürken. CHP Genel Başkanı hiçbir şekilde konuşmuyor fakat ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 06-09-2007, 13:20   #1 (permalink)
II.Nesil Üye
PoLoNia - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Nerden: Gökyüzünde Bir Yerde
Mesajlar: 2.380
Takım: FENERBAHCE
KanGrubu: B rH+
Eğitim: ..ÖSS..
Burcunuz: Akrep
Arkadaşları:6
Ettiği Teşekkür: 28
Aldığı Teşekkür 127
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: PoLoNia is an unknown quantity at this point
Tanımlı Ahmet İnsel'den Seçim Değerlendirmesi



Ömer Madra: Seçimlerin bir gün ardından, tam da bir ‘ufuk turu’ yapacak zaman. Bir genel değerlendirme yapmaya çalışalım istersen, ortalık da sakin görünürken.

CHP Genel Başkanı hiçbir şekilde konuşmuyor fakat çeşitli gazetelerde, en büyük gazetelerde kendisinin niye çekilmeyeceği izah ediliyor.

Aİ: Tartışılıyor, konuşuluyor. Artık çöküşün herhalde en dip noktası, bundan sonra ne olabileceğini insan tahmin edemiyor ama bu işlerde dibin dibi yoktur. Bir iki hatırlatma yapalım; Radikal’in bugün bir sayfa yaptığı alıntılar var, çeşit çeşit insanların Konda analizi sonrasında yazdıklarıyla ilgili. Bu sadece küçük bir demet, buradan koskoca bir tarla var aslında. Bir de şunu hatırlatalım, o hatırlatılmadı zannediyorum, o da önemli bundan sonra ben belki önümüzdeki dönemde benzer bir durum yaşandığında, “daha önce biz böyle korkmuştuk veya böyle şeyler düşünmüştük, bunlar boş çıkmıştı, şimdi de boş çıkabilir” deme refleksine belki çoğumuz, ben dahil olmak üzere sahip olabiliriz. Hatırlar mısınız seçimlerin 1-1,5 ay öncesinden ne senaryolar konuşuluyordu? “Seçim olmayacak, değil mi?” Bu ciddi ciddi tartışılmadı mı? “Seçimler yapılmayacak, yaptırtmayacaklar”, “ikinci muhtıra gelecek”, “ordu Kuzey Irak’a girecek, AKP’yi seçimlerde zor duruma sokmak için”, “seçimler sırasında provokasyonlar olacak, çeteler sağda solda bombalar patlatacaklar, hatta seçimden 2-3 gün önce çok büyük bir provokasyon olacak ve bu oyların AKP’den CHP’ye dönmesini sağlamak için yapılacak” vs. Bütün bunları hatırlayalım, bütün bunlar dost sohbetlerinde olduğu kadar, -ki genellikle böyle şeyler dost sohbetlerinde konuşulur zaten, çok ciddi olmaz ama- daha ciddi olması gereken alanlara da taşındı. Bütün bunları değerlendirme ruh dünyası içinde olabildiğimize göre hepimizi dahil ediyorum buna. Bütün bunları değerlendirme, “bunların hepsi mümkündür” gibi bir ruh dünyasında olabildiğimize göre, bu ruh dünyamızdaki, düşünce alanımızda huzursuzluğu, bozukluğu diyeyim, bir hatırlamamız lazım. Bunlar tedavisi zamanla olacak şeyler, ama hatırlamamız lazım. Bir de tabii bunlar gökten zembille inmiş değil, tamamen hüsn-ü kuruntu da değil; daha önce e-muhtıra oldu, çeteler var ve çökertildi, yani bunlar tamamen de hayal ürünü şeyler değil, ama bu korkular çerçevesinde seçimi değerlendirecek olursak, seçim geçen seçimlerden daha sakin geçti, geçen seçimlerden çok daha az tartışmalı geçti bildiğim kadarıyla. Belki bir kaç yerde tartışmalar olmuştur, Tunceli’de yeniden sayılıyormuş oylar vs. bunlar normal, olmasa daha iyi olur tabii, ama bunlar olabilir. Amerika’daki seçimi hatırlarsanız.

ÖM: Onu unutmak mümkün değil, 2000 seçimlerini.

Aİ: O seçimlerdeki rezalete nazaran buradaki mükemmel denebilir en azından. Sonuçlar çok geç gelmedi, Pazar akşamı sandıklar kapandıktan 5-6 saat sonra aşağı yukarı, hiçbir büyük yanılgı olmadan sonuçlar ortaya çıkmıştı.

ÖM: Ayrıca şunu da ilave etmek lazım, bütün televizyonlarda ve gazetelerde de son derece çabuk, hızlı ve doğru sonuçlar, değerlendirmeler olması da, Türkiye’nin bu konuda, çok büyük bir tecrübe kazanmış olduğunu gösteriyor.

Aİ: Bir de bunlar milletvekili seçimleri, bu kadar bağımsız aday var, bunlar sayılacak, toplanacak, iki kişiyle yapılan cumhurbaşkanı seçiminde sonucunu çabuk alırsınız ama burada o kadar çok parti var ki.

ÖM: Son derece başarılı gitti hem hile hûda gibi şeylerin olmaması, şiddet olaylarına rastlanmaması, hem de bütün rakamların fevkalade rahat bir şekilde kamuoyunun bilgisine süratle sunulabilmesi çok başarılı olduğunu gösteriyor bence.

Aİ: Evet çok başarılı, Türkiye’nin geleceği açısından bence en önemli güvencelerimizden biridir. Eğer bu güven devam ederse seçimler Türkiye’nin en büyük demokrasi güvencesidir ve Türkiye’de toplumun çok büyük bir çoğunluğu seçimler üzerinden oluşmuş meşruiyeti sahiplenmektedir, bunu korumaktadır ve bu bizim için en büyük güvencedir. Bu bir dizi demokrasi dışı faktörü de etkisiz kılan bir olgu.

Üçüncü bir tespitte bulunayım, ondan sonra da seçim sonrası değerlendirmelere geçelim. Seçim kampanyaları başladıktan sonra, biz TSK’nın yüksek komuta heyetinin, zaman zaman çok fazla konuştuğundan şikâyet ettiğimiz yüksek komuta heyetinin, herhangi bir konuşmasına, müdahalesine, sözlü imasına rastlamadık, olmuşsa da belki gözümden kaçmıştır ama çarpıcı biçimde görmedik. Bu da önemlidir; seçim anına girildiği andan itibaren, Türkiye’de korunması gereken, hakikaten çok titizlikle korunması gereken, çok değerli olduğunu vurgulamamız gereken bir sihirli değnek var ve o değnek siyasetin merkezinde toplanmasına ve siyaset dışı faktörlerin o alanın dışında kalmasına yol açıyor. Bu tartışmalar, bu seçim tartışmaları çok ciddi siyasal tartışmalar mıydı, derinlikli tartışmalar mıydı? Burada da tam tersini söyleyelim; geçen seçimlere nazaran en sığ siyasal politiklar üzerinden, iktisat politikaları üzerinden tartışmaların hemen hiç yapılmadığı en sığ seçim tartışması oldu. Biraz da referandumvari bir durum olduğu için böyle oldu. Tayyip Erdoğan ve ekibinin kendilerini mağdur konumuna koymaları ve bir şekilde mağdur da olmaları nedeniyle bir tür referanduma dönüştü. Referandumvari seçimlerde çok fazla derinlikli tartışmalar yapmak mümkün değildir. Bunu da bu seçimin eksisi olarak buraya koymak lazım. Yani şu anda “AKP’ye hangi politikaları yürütecektir diye seçmenleri ve oy vermiş?” diye sorsak onlardan çok tatmin edici cevaplar alamayız ama CHP’ye vermiş olan seçmenlere de “hangi politikaları getirecektir?” diye sorsak onlardan da benzer tatmin edici sonuçları, cevapları alamayacağımızı biliyoruz.


ÖM: Net bir perspektif konmadı herhangi bir partiden.


Aİ: Son bir şey daha belirteyim, seçim sonuçları itibariyle geçersiz oy sayısı, 2002 yılına nazaran bu seçimlerde katılımın daha yüksek olmasına ve birleşik oy pusulalarının hatalara neden olma şansının yüksek olmasına rağmen, yanılmıyorsam daha düşük.

ÖM: O da ilginç, nasıl yorumluyorsun bunu?

Aİ: Birincisi zannediyorum 2002 yılında geçersiz oyların içindeki boş oylar çok önemliydi. Çünkü biliyorsunuz boş ve geçersiz oylar aynı kalemde sayılıyor Türkiye’de, çoğu yerde de öyle maalesef. Boş oylar çok yüksekti, yani AKP, CHP arasına sıkışmanın getirdiği ve seçim barajı nedeniyle de diğer partilere oy vermeyi cazibeli bulmayan sisteme tepki oylarının bir kısmı boş oy olarak verilmişti. 2002 yılında yanılmıyorsam bazı çevreler boş oy verme kampanyası da yürütmüşlerdi. Bu ne kadar etkili oldu bilmiyorum, çünkü o geçersizle boş oy arasındaki farkı istatistik olarak bilmiyoruz kaydedilmediği için. Ama bu sefer geçersiz oylar gerçekten geçersiz oylar, boş oy verme oranının daha düşük olduğunu tahmin ediyorum. Bir de şu gözüküyor, seçmenimiz zannedildiği kadar ve özellikle CHP genel başkan yardımcılarının zannettiği kadar irrasyonel, ahmak, kör kütük cahil değil. Bu seçim pusulasını Amerika’da verin oradaki geçersiz oyların Türkiye’dekinden daha yüksek olacağından emin olabilirsiniz. Şu seçim pusulası ve seçim sistemini ABD’de uygulayalım, geçersiz oyların oranı büyük ihtimalle çok daha yüksek olacaktır.

AH: Ama zaten bu seçim pusulası biraz da işleri zorlaştırmak üzere böyle hazırlanmamış mıydı? Bir yanıyla da amacına ulaşmış pusula.

ÖM: Ama olmadı işte.

AH: Ama en azından denendi, bu şekilde bu amaçla zor yapılmıştı.

Aİ: Biz Türkiyeli seçmenlerin seçime ve oyuna sahip çıkma gücünü, inancını küçümsüyoruz.

ÖM: Halbuki neredeyse 1950 seçiminden bu yana kendini defalarca ispatlanmış olmasına rağmen. Kaçıncı seçim bu? 23. mü? 23. seçimde de bir şey olduğunu söylemek lazım. Her zaman böyle bir sürprizle karşı karşıya bırakıyor. Bunu değerlendirmek, tepeden bakarak değerlendirmek isteyenlere sürpriz yapıyor.

Aİ: Evet. Verdiği oya kızabiliriz, bunlar apayrı şeyler, ama oyunu bilinçsiz biçimde kullanıyor lafı, elbette bunu yapanlar vardır ama büyük seçmen kitlesi açısından bakıldığında, geçerli değil. “Kocamın dediği gibi oy kullanırım” da diyebiliyor olabilir, bu bilinçsizlik değildir, bu siyasal bilinç eksikliğine tekabül eder ama bir bilinçsizlik değildir. Oyunu kendi kriterlerine göre kullanıyor, kendine biçtiği kriterlere göre kullanıyor. Kimisi gerçekten kömür aldığı için kullanıyordur, kimisi başka bir Türkiye ideali için kullanıyordur, bunların kullanma tarzlarını eleştirelim ama burada oyuna sahip çıkma anlamında bir ciddi kararlılık olduğunu görüyoruz ve seçimlerin büyülü bir biçimde, darbe, muhtıra, müdahale, vs. gibi şeyleri bir sihirli değnekle değilmiş gibi ortadan kaldırmasının arkasında yatan en büyük amil de bence bu. Bunun değerini çok iyi bilelim, çünkü bu olmadığı zaman Türkiye’de bambaşka şeyler olur, eğer bunun değerini bilip, sahip çıkıp daha da derinleşmesi ve güçlenmesi yolunda çalışmasak.

ÖM: Dünyanın da çok az yerinde oluyor zaten, Herkül Milas’ın gerçekten değerli bir yazısına rastlamıştık Zaman gazetesinde seçimden hemen önce, o kadar az yerde ve o kadar kısa zamandan beri uygulanan bir şey ki bu sandık, kendi kaderini tayin etmek için temsilcilerini seçmesi insanların. Bunun çok değerli bir şey olduğunu defalarca vurgulamakta yarar var herhalde.

Aİ: Evet. Bu genel seçimlerle ilgili, seçim sonuçlarıyla ilgili değerlendirme genel bir perspektif, ben özel, uzun bir perspektif yapmayacağım, zamanımız olmadığı için, bir de çoğu zaten söylenmeye başlandı söyleyeceklerimin, burada yeni söyleyeceğim özel bir bilgi veya tespit yok. CHP iflas etti ama bunu birilerinin CHP’lilere söylemesi lazım.

ÖM: Maalesef, bu bizim de karşı karşıya bulunduğumuz bir durum, yani CHP ile ilgili eleştiri yaptığımız zaman bazı dinleyicilerimiz alınıyor, “biz buna oy verdik bizi aptal yerine mi koyuyorsunuz?” diyorlar. Oysa niyetimiz kesinlikle bunu yapmak değil, CHP’nin hakikaten kendine bir çeki düzen vermesi gerekiyor, Türkiye için de çok gerekli bir şey bu.

Aİ: Birincisi bu, Türkiye için gerekli tabii, yoksa sadece CHP’nin bir hatıra malzemesi, süs eşyası olarak durmasını talep etmiyoruz, bir fonksiyonu olduğu için CHP’nin iflas ettiğini ve kendini baştan aşağı yeniden yapılandırması gerektiğini birilerinin söylemesi gerektiğini söylüyoruz. Ben CHP üyesi değilim, sen de değilsin, bu dışarıdan söylenmekle olmaz, bunu anlıyorum, CHP’lilere bunu dışarıdan söylemekle olmaz. Ben sosyalistim, sosyalist olmayan bir çevrenin bana yönelttiği eleştirileri aynı şekilde değerlendirmem, bu doğal bir şey. CHP seçmeninin, CHP üyelerinin, onların sahip çıkmaları lazım. Aslında AKP’nin de siyasal yapısı, parti yapısı benziyor, ama onlar başarı öyküsünden gittikleri için şimdilik sorun olmuyor. Siyasi partilerin doğal yükseliş ve çöküş, düşüş eğrileri vardır, o düşme eğrisine geldiği zaman AKP, orada da benzer sorunlar yaşandığını göreceğiz. AKP liderleri, CHP lideri gibi davranacaktır.

ÖM: Liderlik sultası.

Aİ: Bir liderlik sultası var. Bir kişi de değil, onu da belirtelim; “Baykal, Baykal, Baykal” diyoruz, Baykal’ı Baykal yapanlar da var.

ÖM: Tabii çevresindeki kişiler de var. Genel Sekreter’in konuşması da içler acısıydı, insan inanamıyor.

Aİ: Belki daha doğru şeyler söyleyecek. Keşke bir an önce konuşsa da etrafındaki yardımcılarının saçma sapanlıklarına son verse.

ÖM: Gerek Genel Sekreter Sav’ın, gerekse Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in söyledikleri inanılır gibi değil.

Aİ: Bunlar tarihe geçecek şeyler.

ÖM: Gerekse bugün yapılan açıklama, Özyürek’in açıklaması, bunlar hakikaten insanı çok üzen, düşündürücü şeyler. Böyle bir anlayış olamaz.

Aİ: Bu işte! Biz özellikle dikkat ettik hatırlarsan, “Baykal’ın CHP’si” diyerek Baykal’ın CHP’sini esas olarak eleştirmek gerektiğini, bu zihniyeti eleştirmek gerektiğini söylemeye çalışmıştık bir dizi konuşmamızda. Bu iflas etti, ama bir iflası kaydedecek ticaret mahkemesi yok siyasi partilerin. Dışarıdan hiç kimse de isteyemez bir partinin iflasını, iflas talebinde bulunacak olanlar seçmenleridir ve parti üyeleridir. Onlar yapmazlarsa bu çürüme böyle devam eder ve artık bir komedi malzemesi olur, yani bugüne kadar dram malzemesiydi, bundan sonra komedi malzemesi haline gelecek. Yapacak tek şey kalıyor, biz CHP yokmuş gibi davranacağız.

ÖM: Ne zaman açsam televizyonda seçim sonrası tartışmalarında, artık CHP’nin fonksiyonunun da kalktığı, partililerin kendisinin lağv etmesi gerektiğini söyleyen konuşmacılara da -gayet de aklı başında konuşmacılar üstelik bunlar- rastlıyorum. Burada şöyle bir sorun var; ABD demokrasisini belki de en iyi görebilen, en erken Alexis de Tocqueville, Amerika’daki demokrasiyi ve Amerika’yı erdemli yapan en önemli faktörün kendisini yenileyebilmesi, hatalarını görüp değiştirebilmesi olduğunu söylüyor Amerika’da Demokrasi adlı kitabında. Şimdi aynı şeyi CHP için muhakkak görmek istiyor insan, aksi takdirde hiçbir yere gidilemez, bunu açıkça görüyoruz, ben böyle görüyorum şahsen.

Aİ: Elbette gidilemez, söz konusu olan CHP değil de Genç Parti olsa konuşmayız. O da çöktü, %3’e indi, lafını bile etmiyoruz.

ÖM: Evet bizi ilgilendiren bir tarafı yok.

Aİ: Yok. Bir vaka değil artık toplumumuz içinde, önceden de değildi, gökten gelmiş bir meteor gibi başımıza düştü, tam da düşemedi yanımıza düştü, ondan sonra üzerine yağmur yağdı, topraklar kapandı, unutulacak gidecek bir vaka. Ama CHP böyle değil, böyle olmadığı için de, yokmuş gibi davransak da mümkün değil. Çünkü orada bu sefer dolabın içindeki bir ceset gibi duracak ve oradan bizi kokularıyla ve çeşitli hatıralarıyla hâlâ etkilemeye devam edecek.

İki cümle ile bitireyim, büyük ihtimalle izleyicilerimiz, dinleyicilerimiz benden bağımsızlarla ilgili bir çift laf etmemi isterlerdi. Vaktimiz yok, [Sadece kayıtlı üyeler linkleri görebilirler. ]bir küçük değerlendirme yazdım, bunu okuyabilir izleyicilerimiz. Bunu belki arzu ederseniz Açık Radyo sitesine de koyabiliriz.


ÖM: Elbette.

Aİ: Daha çok Baskın Oran’ın seçim kampanyası ve sonuçları ve geleceği ile ilgili çok kısa, çok önemli değil.

ÖM: Bu arada hem Seyfettin Gürsel’i hem de seni ayrıca tebrik etmek istiyorum, bunu bütün samimiyet duygularımla söylüyorum. Bu bağımsızların da bir varlık gösterebileceğini somut olarak, hesaplayarak, rasyonel bir şekilde ortaya koyan ve bunun için de ayrıca gerekli çalışmayı yaparak Türkiye’de bambaşka bir tablonun da olabileceğini gösterdiğiniz için size teşekkür borçlu olduğumuzu da düşünüyorum.

Aİ: Teşekkürlerin için teşekkür ederim. DTP’liler zaten biz söylemesek de, zannediyorum aklın yolunu onlar kendileri bulacaklardı. Burada beni daha çok heyecanlandıran bağımsız sol adaylarla ilgili kampanyaydı.

ÖM: Elbette esas itibariyle onu söylüyorum.

Aİ: Burada Ufuk Uras seçildi, bir adım atıldı, Baskın Oran seçilemedi, yarım adım atıldı. Dolayısıyla bir buçuk adım atmış durumdayız.

ÖM: Son derece değişik, 1965’ten beri benim şahsen görmediğim, yani TİP (Türkiye İşçi Partisi)’nin 1965 seçimlerindeki o unutulmaz coşku ile yürütülen kampanyasının bir mikro modeli yaşandı aslında. İnsanların kerhen değil, istedikleri, beğendikleri, görüşlerini tuttukları adaylara oy vermesi imkânı da doğdu. Bu da az buz yaşanabilecek keyifli olaylardan bir tanesi değildi demokrasi adına.

Aİ: Şöyle bitireyim; çok heyecan verici yeni bir deneyim. Seçimin ötesinde, bir yeni örgütlenme, toplumla aramızda ilişki kurma deneyimi. Gelecek için bir laboratuar olduğu kanısındayım, ama seçim zor iştir, insanlar pat diye karar değiştirmezler. Baskın Oran 31 bin küsur oy aldı, bazılarımız açısından bu çok küçük bir rakam, az bir rakam, bazıları “sıfırdan buraya geldik” diyorlar; ikisi de doğru, bu iki söylenen de doğru. İkinci seçim bölgesinde 60 bin oyla bağımsız adayın seçilebileceğini söylemiştik sürekli, kimisi “80 bin” dedi, kimisi “100 bin” dedi. Kaç oyla seçildi biliyor musunuz 21. milletvekili 2. seçim bölgesinde? 59,500 oyla.

ÖM: Tam söylediğin ve yazdığınız şeyler.

Aİ: 60-65 bin dedik, bunu bulduk aşağı yukarı. Eğer Baskın Oran 59,600 oy almış olsaydı seçilmiş olacaktı, ama unutmayalım, “ucu ucuna kaçırılmış bir seçim” diyemeyiz, 31 bin oy aldı Baskın Oran. Gerçekleri de kendimizden saklamayalım. Hayale kapılmayalım, bazı arkadaşlarımız, “iki kişiyi birden, Doğan Erbaş ve Baskın Oran’ı birden seçtireceğiz muhakkak” diye kampanya yaptılar. Biliyorduk ki, bu bölgelerde 2 bağımsız adayın seçilmesi, belki 15 yıl sonra olabilir ama bu seçim sosyolojisinde mümkün değil. İkisinin toplam oyları 70 bini geçiyor.

ÖM: 42 yıl aradan sonra bağımsız sola gönül rahatlığıyla oy verilebilen bir seçim yaşandı, bu da tarihi bir olay.

Aİ: Ve sonuç alındı, Baskın Oran seçilmedi, ama Ufuk Uras seçildi. Hep “Ufuk Uras ve Baskın Oran” diye konuşmuştuk, Ufuk Uras seçildi. Bu da başarının yarısıdır, hatta yarıdan biraz fazla, onun için 1,5 adım dedim.

ÖM: Aynen öyle.
__________________
Yokum Özel Kişilere Tek Cevap Veririm
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz forumu seçin

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Secim CyBeR-ErKuT Yazılar 0 20-08-2007 20:46
secim bayrakları :d CyBeR-ErKuT Resimler 4 26-07-2007 16:25
seçim vaatleri ibots11 Resimler 2 25-07-2007 13:01
Ufak Bir Sezon Değerlendirmesi BigRapper NBA 0 28-04-2007 23:37
Değerlendirmesi HeLL_DooR Fenerbahçe 2 26-07-2006 14:05


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 11:17 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)

Powered by: vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2006, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Design by Htworks Licenced To XSiR.NeT | Temiz Internet