XSiR.NeT | Temiz Internet » Düşünce Platformu » Siyasal Tartışmalar » Vatanı satanlar doğu perinçek, yalçın küçük
kayit ol

Vatanı satanlar doğu perinçek, yalçın küçük

Düşünce Platformu forumlarındaki Vatanı satanlar doğu perinçek, yalçın küçük konusunu görüntülemektesiniz. [Sadece kayıtlı üyeler linkleri görebilirler. ] KİMİ SEVERSEN ONUN İLE BERABER OLURSUN Vatanı kime sattıgın beli oluyor!!!! VATANINI SEVEN BU E-MAİLİ MUTLAKA ULAŞABİLDİĞİ KADAR ADRESE İLETSİN LÜTFEN. VATANI VE GELECEĞİ ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 24-09-2008, 16:33   #1 (permalink)
Yeni Üye
HaYLaZ_CaGLaR - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Sep 2008
Nerden: istanbul
Mesajlar: 6
Takım: galatasaray
Eğitim: 15
Sevdiği Bölüm: hylz
Burcunuz: Oğlak
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 0
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: HaYLaZ_CaGLaR is an unknown quantity at this point
Yeniii Vatanı satanlar doğu perinçek, yalçın küçük



[Sadece kayıtlı üyeler linkleri görebilirler. ]KİMİ SEVERSEN ONUN İLE BERABER OLURSUN



Vatanı kime sattıgın beli oluyor!!!!



































VATANINI SEVEN BU E-MAİLİ MUTLAKA ULAŞABİLDİĞİ KADAR ADRESE İLETSİN LÜTFEN.

VATANI VE GELECEĞİ UMURUNDA DEĞİLSE DE SİLSİN ATSIN




(çünkü vatan demek gelecek demektir)

Ya hu…
biz ne kadar da
özel(LEŞTİRİL)mişiz

Ô Ô Ô


Türk Telekom, Arap'ın.
Telsim İngiliz'in.
Kuşadası Limanı İsrailli'nin.
İzmir Limanı Hong Konglu'nun.. .
Araç muayene işi Alman'ın.
Başak Sigorta Fransız'ın.
Adabank Kuveytli'nin.
İETT Garajı Dubaili'nin.
Avea Lübnanlı'nın.
Petkim? Ermeni'nin.



(Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bi çıkardık..
Ermeni...)
Rakı , Amerikalı'nın.
Finansbank Yunanlı'nın...
Oyakbank Hollandalı'nın.
Denizbank Belçikalı'nın.
Türkiye Finans Kuveytli'nin.
TEB Fransız'ın.
Cbank İsrailli'nin.
MNG Bank Lübnanlı'nın.
Alternatif Bank Yunanlı'nın.
Dışbank Hollandalı'nın.
Şekerbank Kazak'ın.
Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın.
Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un.
Beymen'in yarısı Amerikalı'nın.
Enerjisa'nın yar ısı Avusturyalı'nı n.
Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın.
Eczacıbaşı İlaç, Çek'in.
İzocam, Fransız'ın.
TGRT(Fox) Amerikalı'nın.
Demirdöküm Alman'ın.
Döktaş Fransız'ın.
Süper FM Kanadalı'nın.
Hepsi TÜRKtü.
Sadece 4.5 yıl önce.

Çok önemli....
ASIL DEGERİ 9 (DOKUZ) TRiLYON DOLAR DiKKAT 9 MiLYAR VEYA

9 MiLYON DEGiL

9 TRiLYON DOLAR...

ABD SADECE 40 KIRK MiLYON DOLARA KAPATACAK.

YAZIKLAR OLSUN....

KAPTIRANA, VERENE SUSUP SEYREDENE... .

ALTI USTU BIR MAIL GONDERMEKLE

BU İŞ OLMAZ DİYE DÜŞÜNMEYİN LÜTFEN.

VATANINI SEVEN
HERKESE GÖNDERELİM, HEPİNİZİN BİLDİĞİ GİBİ ETİBANK öZELLESTİRİLECEK. .
(VE ALICISI AMERIKA :-)

VE BOR İŞLETMELERİ ETIBANK BÜNYESİNDE.

KONULAN FİYAT 40 MİLYON $.

LÜTFEN BİR DAHA OKUYUN VE LÜTFEN HERKESE İLETİN...

YASADIĞIN
DÜNYAYI SORGULAYAMIYORSAN,

BARI ÜLKENİ SORGULA.....

ÖNEMLİ....
! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ..

Borla çalışan araba üretil di,Türkiye kiskacta.

Arabayi bor madeniyle calistiracak patentli 600 proje oldugu ortaya cikti.

TÜRKİYE, dünyada bor rezervinin yüzde 70`ine sahip
ve uluslararasi teroristler Türkiye

uyanmadan
bu kaynagi ele gecirmeyi planliyor.

Bu maili çoklu yollayarak en azindan
bir toplum bilinci oluŞmasina yardim edebiliriz.. .

ya da direkt silin..

TMMOB

ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI

İSTANBUL ŞUBESİ

!!!!! Hızlı Bir Şekilde Forward Edelim !!!!!

Hüseyin Aygün





VE DİĞERİ
YALÇIN KÜÇÜK ADINDA BİR ADAM BAKIN BİR VE GÖNDERİN HERYERE...




Son günlerde ilginç açıklamaları ve tuhaf tavırlarıyla gündeme gelen, konuşurken de masum insanları karalamaktan hiç çekinmeyen Yalçın Küçük'ün terör örgütü PKK'yla yakın ilişki içinde olduğu ortaya çıktı. Konuşmalarında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanlarına sözde saygısının ifadesi olarak sık sık 'Hazretleri' şeklinde hitap eden Yalçın Küçük'ün terörist başıyla da oldukça samimi olduğu anlaşıldı. İşte Samanyolu Haber'in özel araştırmasıyla fotoğrafları, kitapları ve tuhaf hareketleriyle Yalçın Küçük gerçeği…
RESİMLERDE ŞEREFSİZ apo yla diğer şerefsiz yalçın küçük ne kadar samimi görün. Şimdi bu adam çıkmış hergün skytürk,kanald,show, ve star gibi televizyon kanallarında vatanseverlik yapıyor. Bu maili isterseniz kimseye göndermeyin. yada gönderip milliyetçi insanların yüzüne baka baka dalga geçer gibi vatanseverlik naraları atan adamın hain yüzünü herkes görsün. Şimdi ise vatanını sevenlere karşı ağza alınmayacak lafları Atatürk'ün ardına saklanarak sarfeden bu hainin gerçek yüzünü herkesin görmesi için bu maili iletin.



















HEP BİRLİKTE UYANALIM ve DÜŞMANIMIZI İYİ TANIYALIM


'TÜRKÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR.'



BİZİM KANIMIZI VERDİĞİMİZ TOPRAKLARDA BU GİBİ KÖPEKLERİN NEFES ALMAYA HAKLARI YOKTUR.[Sadece kayıtlı üyeler linkleri görebilirler. ]
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 27-09-2008, 17:39   #2 (permalink)
Yeni Nesil Üye
taylan55 - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 59
Eğitim: 15
Burcunuz: Koç
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 2
Aldığı Teşekkür 0
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: taylan55 is an unknown quantity at this point
Tanımlı Ce: Vatanı satanlar doğu perinçek, yalçın küçük



:D komık gercekten böyle resimlerle röportaj oldugnu anlamyan insanlar var sadece onlardan baska gazeteciler ve yazarlarda apoyla görüşmüş olaiblir. ayrıca türkün türkten baska dost yoltur ne sacma ve komık bi söz koptum gülmekten

bu fotograflarda görüşme yapılıyor pkkyyı savunucu hic bir sey yok


TÜRKEŞ : " TÜRKİYE İÇİN İKİ BÜYÜK TEHLİKE : BÖLÜCÜLÜK VE KÖKTEN DİNCİLİK..."

İZMİR İL TEŞKİLATI , URLA URTUR TESİSLERİ ( 25.8.1995 )


MHP' NİN TEORİSTLERİ VE İSLAM :

Nihal Atsız : Türklerin bir “Kurt'tan” türediğini kabul eden ama Hz. Adem ve Hz. Havva ya inanmayıp “Sümer masalı” diyen (Ötüken dergisi sayı 14) şamanist ülkücülerin lideri. Ayrıca aşağıdaki cümlelerin sahibide aynı adamdır:

- KURAN MUHAMMED'İN TALİMATIDIR. KURANDAKİ YEMİNLER MUHAMMED'İN GÖNLÜNDEN VE BEYNİNDEN DOĞMUŞTUR ( ÖTÜKEN Kasım 1970 sayfa 6)

- ŞERİAT DÜZENİNİ İHYA ETMEK... BUDUR GERİCİNİN İSTEĞİ (Sayfa:7)

- İSLAMİYET TÜRKLERİ DEĞİL TÜRKLER İSLAMİYET'İ YÜCELTTİ (Sayfa:3)

- Dokuz ışık (Kutlu yayınları 1975 ..16.baskı ): Arka kapak:... Türk Milletinin varlığını yüceltmek... Bu davanın üstünde başka hiçbir fikir, başka bir dava yer alamaz. Aynı kitabın 1994 baskısında ise arka kapakta şöyle yazmaktadır:... Kısacası hak yola hakikat yola, Allah yoluna çağırıyorum...

- Türkeş :...Tarih boyunca Araplar Türklerin başına bela oldu ama yahudiler Türklerin arasında pek sorun çıkmadı... Bu günkü şartlarda Türkiye'nin İsrail ile dost olması gerekir ( 12 Nisan 1994 )

- “...Asenalarım Türkeş'in MHP ‘li kadınlar komisyonuna hitabı ( 18-15-1995)

- Alparslan Türkeş : Son zamanlarda Anadolu'yu hiç dolaştınız mı? Çarşafın nasıl kapkara yangın halinde yurdu sardığını gördünüz mü? ...Türkçecilik, evvela ezanı arapça okumakla başladılar ihanete... (Söyleşi:17 Temmuz 1960: 12 91 4 sayılı Cumhuriyet Gazetesi)

- Hilafet meselesi...Bu memlekette böyle bir müessese kurulamaz.(6 Kasım 1960, Havadis Gazetesi)

- Mefküre kuvveti ve şuurlu Türkçülük (Süleyman Sürmen sayfa 182 ) : ...Bu esnada dişi kurt delikanlıdan gebe kaldı... Bu ülkede bozkurt 9 oğlan doğurdu... Oğuzlar kurt'tan geldiğini unutmamak için bir kurt başını bayrak yaptılar.

- Milliyetçilik Ülkücülük aydınlar (Necmettin Hacıeminoğlu Ankara 1975 ..sayfa : 87 ): ...Milliyetçiliğe düşman akımlar :

1 –Sosyalizm, 2-Hümanizm ,3-ÜMMETÇİLİK


MHP VE RİSALE-İ NUR

Aylık Türkçü dergi ötüken (Eylül 1966, sayı 33) :Hem milliyetçi hem nurcu olmak mümkün değildir, çünkü nurculuğun başı meşhur ve malum bir kürt ırkçısıdır... Sonra nurculuk İslamlılıkta değildir, İslamiyet'e karşıdır da. Nurculuk Kuran'ada karşıdır... Türk evladı komünizme karşı olduğu derecede nurculuğada karşıdır... Türkler nurculuğa karşı olmaya mecburdurlar (Ahmet Tuğcu)

Ötüken (Kasım 1966, sayı3 5): ...Said-i Kürdi... Nurculuk zararlıdır... Yarım asır Kürt ırkçısı olarak yaşayan bir adam... Bu eski kürt ırkçısını fikirlerinin Kuran'daki hükümler ile taban taban zıt olduğu ortaya konmuştur. Türkiye'yi tehdit eden fikirler: Komünistlik ve Nurculuk. (A. Okçuoğlu)

“İrşad” isimli koyu siyasi, ümmetçi, nurcu bir haftalık dergi...(Yavuz Yücel)

Bizim Ocak Dergisi (Mayıs 1990): Bediüzzaman Saidi Nursi bir Türk milliyetçisidir.

“Hak kuvvetlinindir... Ümitsizliğe düşmek Türklüğe yakışmaz ” (Ülkü Ocakları Derneği Genel Merkez Bülteni, 19 Ağustos

1975)


MHP MECLİSTE : "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur ? !..." :


Yıl 1992 Mecliste bütçe görüşmeleri yapılmaktadır. Zamanın MHP başkanı Türkeş bütçe aleyhinde bir konuşma yapar sonra oylamaya geçilir ve MHP, Türkeş dahil bütçeye kabul oyu verir.

Mecliste Azeybeycan-Ermenistan savaşı sırasında olaylara müdahale babında bir gen soru verilir ve gen soruya MHP millet vekilleri red oyu verirler. (Erzurum: Oktay Öztürk, Karaman: Osman Sevimli, Kayseri: Mustafa Dağcı ve Osman Develioğlu, Konya: Musa Erarıcı ve Servet Turgut, Yozgat: Yaşar Erbaz isimli millet vekilleri

Azerbeycan savaşında hemen sınırımızdaki bir üssünü Rusya'ya kiraya verir.

Doğu Türkistan'ın işgalcisi katil kızıl Çin devlet başkanı Zedun'a devlet liyakat nişanı MHP desteğiyle verilir.

Türk Cumhuriyetlerinin hiçbirisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini hala daha resmen tanımamaktadırlar.

Kazakistan petrolünü Türk kazaklardan 40 $ a almak yerine Kazakların Rusya ya 70 $ a sattığı petrolü Ruslardan 120 $ a satın almaktayız Kahramanlık ruhu isimli kitap ( Alparslan Türkeş sayfa 36) : ...Moskoflarla çarpışmamız kaçınılmaz bir kaderdir... Onları mutlaka yeneceğiz. (10-Kasım -1950)

Yeni Düşünce Gazetesi (09-04-1993 ): Azerbaycan'ın işgal sorumluluğu başta Türkiye, Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan olmak üzere bütün Türk dünyasınındır.

MHP oyları ile PKK taraftarı MED TV ‘ye açılan davalara erteleme kararı çıkarılır. Ama Hasan Celal Güzel, Şükrü Karatepe ... Aydınlara sıra gelince onları kapsam dışına çıkartmak için oy kullanırlar. Böylece korkuları devletin zarar görmesi değil kendilerinin ikbal, siyasi gelecekleri olduğunu göstermişlerdir.

Azerbeycan’ la savaşan Ermenistan'a buğday verilmesine mecliste evet oyu verirler.

1995 MHP GİK Üyeleri : Akkan Suver : Mason, Fatih Lions Klüp üyesi, Seks Romancısı

MHP Manisa Belediye Başkan Adayı (1995) İsmail Özdağlar : Rüşvetten yüce divana yargılanıp mahkum olur.

Altemur Kılıç 12 Eylül sonrası ülkücülerin devletin bekası için asılmalarını savundu, 9 ülkücüde asıldı. 1995 ‘te MHP GİK üyesi oldu.

MHP'nin genel merkezindeki 10 kişiden en az 5 ‘i MİT ajanıdır. (Ülkücülerin Avukatı Can Özbay )

MHP İstanbul Belediye Başkan Adayının Önerisi : Sadece kadın değil erkek genel evi açacağız.

Sistemin yaltakcısı Türkeş: 12-10-1995 Cumartesi Show Tv deki konuşması: Çilleri desteklemessek ülke bunalıma girer. Daha önemlisi rejim bunalımı doğar.

MEB: Metin Bostancı 7 Aralık 2000 tarihinde bir genelge yayınlar ve :" MİLLİYETÇİLİK- MİLLİ -..." kelimelerini yasaklar. MİLLİYETÇİ Hareket Partisi ne yapar....? Hiç, uyum yapar...

İlköğretim 5. sınıfı bitiremeyen Kur'an Kursuna gidemez kanunu MHP desteği ile çıkar ama mesela "bale" kursuna gidebilirler...

İHL mezunları artık polis akademisine giremiyor, MHP desteği ve oyları ile...

Banka hortumcularına kıyağı yine MHP oyları ile iktidar çıkarır ayrıca buna "tütün ve şeker yasası " ile çiftçiyi katletmede dahildir...

İHL mezunlarının üniversitede önünü yine onların oyları ile iktidar keser.

KENDİ BAKANLIĞINA BAĞLI BİRİMDE " EVCİL HAYVANLARLA BAŞÖRTÜLÜLERİ " YASAK KAPSAMINA ALANDA YİNE MHP 'DİR...

Kurslar ve başörtüsü sorunu çözecek APO’ yu astıracak yolsuzlukları engelleyecek olan MHP iki senelik iktidar ortaklığında geçmişin tüm ideallerini ve seçim vaatlerine iktidarın rantına feda etmişlerdir.... ONLAR VAAD ETMEDİKLERİNİ KANUNLAŞTIRIRKEN , VAAD ETTİKLERİNİN HİÇ BİRİSİNİ YAPMAZLAR



Devlet Bahçeli: “ İdam kararının engellenmesine karşıyız ama meclisten idamın kaldırılması kararı çıkarsa bunu hükümet sorunu yapmayız...”. ( yani danışıklı döğüş, ...iktidarın nimetleri, rantı için APO, Tesettür, Ülkü... hepsi gırla gidiyor...). Olanda "Halk kararını verdi, Apo asılacak “ afişlerine kanan halka oluyor...!!!??

MEB. Bakanına, MHP’ye her ortamda hakaret eden Bayan Ecevit’e, ve bırakın “ Depremle su baskınını ayırmayı, gözü önündeki Dış İşleri Bakanı'nı dahi fark edemeyen, tarihleri karıştırmayı, barış istiyoruz yerine savaş istiyoruz demesini..., evindeki odasının sayısını (En son nüfus sayımında Ecevit’e sorulan canlı yayındaki soruyu evinin oda sayısını : -ki üç odası varmış...-) bilmeyen hastalığından adım atamayan ve artık ecelinin vakti satini bekleyen Bay Ecevit için : "O’ na laf söyletmem” diyen, “DSP ile mecliste biz tek parti gibiyiz“ cümlesini sarf eden Bahçeli, CUMHURİYET Gazetesinin görünmez sahibi İlhan Selçuk ile ne görüştü acaba...??? : Bilindiği gibi sayın Selçuk: ”MHP ile aramızda düşünce farkı yok ...” türünden sözler sarf etti. Selçuk ideolojisini terketmediğine göre değişen kim ve ne...?: RANT mı .!

Konu bossy tarafından (28-09-2008 Saat 17:17 ) de değiştirilmiştir..
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 27-09-2008, 17:51   #3 (permalink)
Tecrübeli Üye
che57 - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 257
Eğitim: 15
Burcunuz: Koç
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 3
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: che57 is an unknown quantity at this point
Tanımlı Ce: Vatanı satanlar doğu perinçek, yalçın küçük



AL SANA O ZAMAN MHP



PKK'lılar Devlet Bahçeli'yi
neden kutlar
PKK’ya karşı itidal
60’larda ABD’nin yükselen devrimci hareketlere karşı bir sokak gücü olarak örgütlediği MHP, 12 Eylül’e kadar bu görevini layıkıyla yerine getirmişti.
Ancak günümüze gelindiğinde ABD’nin Türkiye üzerine planlarının değişmesiyle birlikte, MHP’nin misyonu da değişti. Bu senaryoda ABD’nin sokak gücü artık PKK’dır. MHP’ye ise artık başka bir misyon yüklenmektedir: Türk milletinin PKK’ya karşı direnişini baştan engelleme ve yükselen milliyetçiliğe set çekme.
MHP lideri Bahçeli’nin itidal çağrılarının sırrı işte budur. 80 öncesinde MHP’yi sokağa salan güçle PKK’yı protesto eden vatandaşlarımıza sağduyu çağrısı yapmasını isteyen güç aynıdır. Dün sokağı MHP’ye emanet eden o güç, bugün sokakları PKK’ya bırakmak istemektedir. MHP de bu senaryoda üzerine düşen rolü oynamaktadır.
Bahçeli, ülkücü gençlerin provokasyona gelmeyeceğini; ülkücülerin sokağa çekilmek istendiğini, bu oyunda olmadığını söylüyor.
Bu basit bir provokasyondan korunma çağrısı değildir.
Ne zaman geliyor bu itidal çağrısı? Halk sokaklara inmiş PKK’yı protesto ederken... PKK sokaklara inmiş devlete karşı gelirken... Sokaklarda 2 milyona yakın insan Nevruz kutlamalarında Apo’nun posterini taşırken... Her gün onca şehit verirken...
İtidal çağrıları Bahçeli’yle sınırlı kalmadı tabii. Her kademede MHP’li yönetici benzer çağrılarda bulundu.
İlginç bir itidal çağrısı ise, Gazi ve Ankara Üniversitesi’ndeki olaylardan sonra Arslan Tekin’den de geldi. Yeniçağ yazarı bakın ülkücülere ne diyor:
“Kavga en kolay yol, kendini anlatmak en zor yoldur. Sen kendini anlat. İhanetçileri teşhir et. O kadar!”
(Burada bir parantez açalım. Ankara ve Gazi Üniversitesi’ndeki olaylardan sonra ülkücülere bu şekilde itidal çağrısında bulunan Tekin, acaba MHP’liler Marmara’da TÜRKSOLU’na saldırırken neden susuyordu? Bu da ayrıca yanıtlanması gereken bir soru.)
Bahçeli’yi kutlayanlar: Ahmet Türk, Altaylı ve Livaneli
Devlet Bahçeli’nin bu itidal çağrısı tabii ki büyük yankı yaptı. Geçtiğimiz sayıda yazdık. Bahçeli’nin bu çağrısını kutlayanların başında Ahmet Türk geliyordu...
Daha sonra Fatih Altaylı’nın tebriki geldi. Altaylı, Bahçeli’nin milliyetçilik yaparak AKP’yi köşeye sıkıştırma fırsatını kullanmadığını, böylece AKP’yi ve tüm Türkiye’yi rahatlattığı görüşündeydi:
“Kendisine giderek saygı duyuyorum. Çünkü yükselen bir siyasi parti lideri gibi değil, adına yakışan bir biçimde devlet adamı gibi davranıyor. Bahçeli’nin yerinde kim olsa, bugünkü ortamdan faydalanmaya kalkardı. Düzenleyeceği üç beş miting, birkaç basın toplantısı ve iki televizyon programıyla hükümeti köşeye sıkıştırır, körükleyeceği milliyetçi duygusallıkla hükümet açısından krizi ve dolayısıyla Türkiye’yi yönetemez hale getirirdi. Bahçeli bu kritik dönemde itidalli ve dengeli tavır takınarak ‘vatanseverlik’ konusunda ciddi bir örnek oluyor.”
Benzer bir açıklamayı Zülfü Livaneli de yaptı:
“Milliyetçi kesimlere ne pahasına olursa olsun sokağa inmeme çağrısı yapan Devlet Bahçeli’yi örnek almak gerekir.”
PKK ağzıyla konuşan MHP
Halbuki, Zülfü’nün ve Altaylı’nın kutladığı Bahçeli’nin çizgisi, söylendiği gibi Türkiye’ye huzur ve sükûnete götürmeyecek.
Öncelikle, bugün sokaklara dökülen Türkler PKK terörünün nedeni de değildir, hedefi de. Dolayısıyla, vatandaşımızın sokağa dökülmesiyle PKK terörü arasında dolaylı ya da doğrudan hiçbir ilişki yoktur. Tersine, Türk milletinin sokağa inmesi terör örgütünün en büyük korkusudur. Çünkü PKK, sokağa hakim olma stratejisini uygulamaktadır. Bu nedenle, şehit cenazelerinin kalabalıklaşması ve bayrak yürüyüşleri PKK tarafından bir provokasyon olarak gösterilmektedir.
MHP ile PKK bu politikalarla adım adım aynı noktada buluşuyorlar. Türk milletinin sokağa inmesini provokasyon olarak görmek ilk adım.
Tabii gerisi de var. Söylemlerde de adım adım yakınlaşma söz konusu. Türk-Kürt kardeşliği propagandası bugün hangi iki çevre tarafından yapılıyor?
PKK ve MHP!
Bakın Bahçeli ne diyor: “Doğudaki kardeşlerimize sesleniyoruz. ABD sizi bizden daha mı çok seviyor. Gelin birlik olalım.”
Bahçeli daha pek çok açıklamasıyla Türk-Kürt kardeşliği vurgusunu sürekli yapıyor. Geçenlerde Türkiye’yi bir çiçek bahçesine benzeten de Bahçeli değil miydi?
Ya şu açıklamaya ne dersiniz: “Terörle mücadele dağda olmaz.” MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır’ın açıklaması...
Peki nasıl olurmuş terörle mücadele?
“Terörle mücadele güvenlik güçlerinin meselesi olmaktan farklı bir şeydir. Terörle mücadele siyaseten olur.”
Kürt sorununun bir terör sorunu değil, bir siyasi sorun olduğunu bu ülkede yıllardır kim söylüyor?
PKK!
Öyleyse, Kürt sorununun siyasi bir sorun olduğu kabul edilerek, PKK’ya en büyük hizmet edilmiş oldu.
Benzer açıklamaları Bahçeli de yaptı: “Terörün kökünü kurutmak için sokaklarda değil, iktidarda olmak gerekir.”
İlk bakıldığında ne kadar da doğru bir açıklama... Tabii ki iktidarda olmazsan terörü engelleyemezsin., Ancak bu açıklamanın zamanı önemli.
PKK’nın sokağa hakim olmaya başladığı bir dönem...
Şehit cenazelerine binlerce vatandaşın kendiliğinden katıldığı bir dönem...
PKK’lıların otobüs yaktığı bir dönem...
Üstelik açıklama MHP’nin Adana İl Kongresi’nde yapıldı. O günlerde Mersin’de ise büyük bir bayrak mitingi vardı. Binlerce vatandaşımız bu mitinge katılıyor ve PKK’yı yuhalıyordu. MHP, kendi tabanını mitinge katılmaması için uyarırken, bunu garantiye almak için aynı saatlerde Mersin’de bir salon toplantısı da düzenlemişti. Dışarıda vatandaş “Kahrolsun PKK” diye slogan atarken, acaba o salon toplantısına katılan ülkücüler ne düşünüyordu?
Ülkücülerin burnu kanamasın!
Peki Bahçeli’nin şu açıklamasına ne demeli:
“Hiçbir ülkücünün burnunun kanamasını istemem.”
Her gün bir şehit cenazesinin kaldırıldığı bir ülkede söylenecek söz mü?
Tabii, şunu da belirtelim, Türkiye’nin terörle mücadele etmek için ülkücülerin kanına tabii ki ihtiyacı yok. Bunca yıl PKK’ya karşı mücadelede zaten ülkücülerin ne kadar payı olmuştur ki? PKK’ya karşı burnu kanamış bir ülkücü var mı acaba? Siz hiç üniversitelerde PKK’lıyla kavga eden ülkücü gördünüz mü? Bira standlarına bile saldıran ülkücüler Apo resimli afişlere hiçbir zaman ses etmemiştir. Dolayısıyla, Bahçeli’nin korkmaya zaten ihtiyacı yok. Ülkücüler PKK’yla kavgada zaten meydanda olmadılar.
5 Mayıs 2003’te Yıldız Üniversitesi’nde yüzlerce PKK’lı Atatürkçü gençlere saldırdığı zaman, Aydın Doğan medyası PKK’lıların kullandığı satırı görmezden gelmişti. Bugün ise satır kullanan ülkücüleri eleştiriyor. Satırı PKK’lı kullanınca satırlıktan çıkıyor mu? Yoksa satırlanan Atatürkçü genç olunca mı unutuluyor? Çünkü geçtiğimiz haftalarda MHP’lilerin saldırısına uğrayan arkadaşlarımız hakkında da tek satır yazılmamıştı.
Bahçeli ile Van Savcısı aynı safta: “Ara rejim istemiyoruz”
Zaten MHP son dönemde, inceden inceye Ordu aleyhinde açıklamalar da yapmaktadır: “Sizi sokağa, ateşe atıp, kanın üzerinde siyaset yapıp iktidarı düşünen ara rejimcilere hiç itibar etmeyiniz.”
Bahçeli’nin bu açıklamasının tam da Sabri Uzun’un görevden alındığı, Sarıkaya’nın ise meslekten ihraç edildiği günlerde yapıldığına dikkatinizi çekmek isteriz.
“Ara rejim”in ne demek olduğunu herkes bilir. Bahçeli’nin itidal açıklamalarının bir numaralı destekçisi Zaman gazetesi, Mümtaz’er Türköne yazısıyla Bahçeli’nin bu açıklamasını alkışlıyor:
“Bahçeli’nin çizdiği resim son derece sade. Demokrasi dışı yöntemlerle, yani silahlı müdahaleyle iktidara el koymaya kalkanlar var. Ara rejim tabirini 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül için, ayrıca postmodern çerçevede 28 Şubat için kullandığımıza göre, Bahçeli’nin kastettiği ara rejimciler üniforma giyenler arasında olmalı. … Bahçeli ekmeğini kana banarak iktidar planları yapanların bu planların esiri olarak tırmanan etnik gerginlikten bahsediyor. Türkiye’nin yaşadığı sorun bölücülükten değil, gayrimeşru yollarla iktidara gelmeye çalışanların tırmandırdığı bir etnik çatışmadan kaynaklanıyor. Açık bir dil ile, MHP lideri Devlet Bahçeli devlet gücü ve imkanlarını kullanan üstelik ‘resmi’ sıfatı olan birilerini suçluyor. Şemdinli savcısının iddianamesindeki mantık ve muhakeme tarzı ile Bahçeli’ninki tam anlamıyla örtüşüyor.”
İşte “itidal çağrısı”nın vardığı nokta... Zaman’ın Bahçeli’yi ayakta alkışlaması bile bizce yeterince şey anlatıyor.
Ara rejim karşıtı Bahçeli’nin aslında hangi “üniformalı”ları kastettiği de ortadadır. Bu açıklamanın tam da Ordu AKP’ye karşı sesini yükseltmişken, Türkiye’de bir rejim tartışması başlamışken ve Ordu bu tartışmada AKP karşısında safını belirlemişken yapılması anlamlıdır. Ayrıca, Ordu tam sınırötesi harekat hazırlıkları yaparken, yani MHP Genel Başkanı’nın o çok karşı olduğu biçimde, “terörle dağda” savaşmaya hazırlanırken yapılması da acaba bir rastlantı mıdır? Yıllardır ABD’nin paramiliter gücü olmuş MHP, bugün asker AKP’ye ve PKK’ya karşı süngüsünü yükseltmeye çalışırken, “sivil” ve “ara rejim karşıtı” oluveriyor!
Burada bir parantez açalım ve Van Savcısı ile ilgili olarak ülkücülerin görüşlerine bir örnek olarak Yeniçağ yazarı Arslan Tekin’in şu cümlelerine bir bakalım:
“Vur deyince öldürüyoruz… Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya hata yaptı; Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu daha büyük hata yaptı… İşi hemen rejim meselesine, laiklik meselesine, ideolojik meseleye sokuyorlar. Bunları kontrol edecek bir merci de yok. Bu insanlar meslekleriyle iç içe… Hayatlarında başka işleri olmamış. Ne yiyip ne içecekler?.. Hamallık yapsalar yapamazlar! Pazara çıkıp ‘Limon al abi, altısı beş lira!’ da diyemezler! Bu insanlar bizim insanlarımız… İnsanlarımızı bir anda yok saymayalım, dışarı atmayalım. Vicdanları kanatmayalım. HSYK’nın kararı bence siyasîdir ve işi getirip yine laikliğe dayandırmışlardır.”
Gariban edebiyatıyla aslında burada da sinsi bir ordu karşıtlığı yapılmaktadır. Zaten şu cümleler de Arslan Tekin’in değil midir: “AKP’yi büyüten vetire 28 Şubat’tır.”
Şunu vurgulayalım. Bu sözler yalnızca Arslan Tekin’in düşüncelerini yansıtmıyor. Bahçeli’den Muhsin Yazıcıoğlu’na tüm ülkücü çevrelerin ortak görüşleri denebilir.
Orduyu ara rejimcilikle suçla, “terörle dağda mücadele edilmez” de, 28 Şubat’ın AKP’yi büyüttüğünü söyle… Acaba bu söylenenler Ordu’yu mu güçlendiriyor, PKK’yı mı? Ahmet Türk’ün sözlerini mi andırıyor, Büyükanıt Paşa’nın mı?
Milliyetçiler MHP’den kurtuluyor!
Tabii, biz burada MHP’lilere sokağa inin çağrısı yapmıyoruz. Tersine, bugün MHP’nin örgüt olarak sokakta olmaması aslında hayırlı bir iştir. Türkiye’de milliyetçilik yükselmektedir ve MHP bu yükselişten nasiplenememektedir. Bundan daha iyi ne olabilir ki? Geçmişte yükselen milliyetçiliği Amerikancılığa kanalize etmekle görevli MHP, bugün yükselmesini engellemekle görevlidir.
Bir örnek verelim. Bakırköy’de bir bombalama eylemi. Tabii PKK yapıyor. Eylemin hemen ardından vatandaş sokağa dökülüp “Kahrolsun PKK” sloganları atıyor. Ellere dikkat edin. Kurt işareti var mı? Yok! Eskiden, MHP bu tip eylemlere sızar, kurt işaretleriyle kendine mal etmeye çalışırdı. Bugün bunu göremiyoruz. Tabii MHP’liler “başbuğ”larını dinliyorlar. O zaman meydan da sıradan Atatürkçü milliyetçi vatandaşa kalıyor. Bundan güzel bir şey olabilir mi?
Müjdeler olsun! Milliyetçiler MHP’den kurtuluyor.
PKK yandaşı Kızıl Elma kuruldu
PKK terörü azarken ve Türk milleti artan teröre karşı tepkisin artırırken, uğursuz bir Kızıl Elma ittifakının da kurulduğunu görüyoruz.
Kimdir bileşenleri?
MHP: Bahçeli PKK terörünü lanetleyen vatandaşlara itidal çağrısında bulundu. Ara rejime karşı olduğunu açıkladı. Şandır, terörle dağda mücadele edilmeyeceğini söyledi.
Cumhuriyet: Mehmet Balbay bayrak mitinglerini PKK’nın dağ kadrolarının düzenlediğini iddia etti.
Zaman: Bahçeli’nin itidal çağrısı en çok Zaman’da yer buldu. Yazarları da Bahçeli’nin ara rejimle ilgili açıklamalarını da destekledi. Sokak provokasyonlarına karşı uyarılar Zaman’ın sayfalarından hiç düşmedi. Ayrıca Zaman açıkça Sarıkaya’yı savundu ve meslekten ihracını eleştirdi.
Özgür Gündem ve DTP: Günlerdir bayrak yürüyüşleri ve şehit cenazelerinin kışkırtma olduğunu iddia ediyor. Bahçeli’nin itidal çağrılarına Zaman’dan sonra en çok yer veren gazete oldu. Ahmet Türk de Bahçeli’yi açıklamalarından dolayı kutladı.
Aydın Doğan medyası: Radikal başta olmak üzere, Bahçeli’nin itidal çağrısı ayakta alkışlandı. Altaylı ve Livaneli özel olarak Bahçeli’yi kutlayan yazılar döktürdü.
Yeniçağ: Sarıkaya’nın meslekten ihracı eleştirildi. Bahçeli’nin itidal çağrısı manşetlerde savunuldu.
İşte huzurlarınızda gerçek Kızıl Elma. Hepsi Sarıkaya meselesinde, itidal çağrısında, ara rejim tartışmalarında ve provokasyon uyarılarında aynı şeyleri söylüyor.
Tam da ne zaman? Ordu AKP’ye karşı sesini yükselttiği ve PKK’ya karşı sınır ötesi operasyonu düşündüğü zaman. Yani, Bu Kızıl Elma’nın kime karşı ve niçin kurulduğu da böylece ortaya çıkıyor.
Yiğitler er meydanına…
Bugün PKK’ya karşı sokağa dökülenler Bahçeli’yi dinlemeyenlerdir.
Bir de son Mersin eyleminde Taner Ünal önderliğindeki Vatansever Kuvvetler’i görüyoruz.
Demek ki, MHP’yi sorgulamadan, MHP’den kopmadan milliyetçi olunamıyor.
Eski defterleri açmayın diyenlere, Bahçeli’yi eleştirip hâlâ MHP’li kalanlara duyurulur.
Vatan elden giderken neredesiniz?
Millet “Kahrolsun PKK” derken daha ne kadar kongre yapacaksınız?
On binler şehit cenazelerinde Türk bayrağı sallarken siz Yeniçağ okumakla mı yetineceksiniz? Yiğitler er meydanına...


Devlet Bahçeli’nin çizgisi : Orduya karşı AKP’nin, milliyetçilere karşı PKK’nın yanında olmak. Bu çizgi Fatih Altaylı tarafından alkışlanıyor. Ama sadece Altaylı değil DTP Başkanı da Bahçeli’yi kutluyor!













AL Bİ KANIT DAHA
MHP Kürtçülükte
DTP ile yarışıyor!

MHP itidal çağrısını değiştiği için değil değişmediği için yapıyor
“Ülkücü camia”nın son dönemde iki önemli tavır sergilediğini söyleyebiliriz.
Birincisi, PKK’ya karşı itidal çağırısı yapan, Türk-Kürt kardeşliğini vurgulayan, PKK’yı lanetlemek için sokağa inen Türk halkını provokasyonlara gelmemeleri konusunda uyaran bir MHP görüyoruz.
Buna en son, MHP Diyarbakır İl Başkanı’nın İl Kongresi’nde Kürtçe konuşma yapmasını da eklemek gerekiyor. Böylelikle vatandaşı evinde oturmaya çağıran MHP’nin PKK’yla aynı safa düştüğü kanıtlanmış oluyor.
Diğer yandan ise, pek çok MHP’li yazarın MHP’nin kanlı geçmişini adeta kutsayan yazılarıyla karşılaşıyoruz. Aynı şekilde 3 Mayıs Türkçülük Günü ve Türkeş’in ölüm yıldönümü olan 4 Nisan vesilesiyle de ülkücülerin kendi parti geçmişlerine sonuna kadar sahip çıktıklarını da görüyoruz.
Öyleyse ortada bir çelişki mi var?
Ülkücüler nasıl oluyor da PKK’ya karşı bile bir şey yapılmaması gerektiğini söyleyecek kadar “barışçı” kesilmişken bir yandan da kanlı geçmişlerini sonuna kadar savunmaktadır?
Aslında bu bir çelişki değildir.
MHP’nin PKK’ya karşı itidal çağrısı barışçı kesilmesinden değil, Amerikancı bir hareket olmasından kaynaklanıyor.
MHP’lilerin geçmişleriyle hâlâ gurur duyması da, geçmişleri hakkında herhangi bir özeleştiri vermediklerini, hatta geçmişlerine gıptayla baktıklarını gösteriyor.
Kısacası dün MHP’yi sokağa salan güç, bugün sokağa PKK’yı saldığı için, MHP’yi geri çekmektedir. MHP’yi de sokağa PKK’nın hakim olmasını içine sindiremeyen Türk Milleti’nin kendiliğinden tepkilerine karşı bir paratoner olarak kullanma niyetindedir.
Ulusalcılar arasındaki MHP değişti yanılgısı
MHP’nin aslında değiştiği, eski kavgacı ve savaşçı kimliğinden arındığı propagandası bugün Atatürkçü kesim içinde de sık sık yapılıyor. O kadar ki, MHP’liler Kuvayı Milliye cephesinin başat elemanı olarak görülüyor.
Biz ise ısrarla ülkücülerin ulusalcı cephenin bir parçası olmadığını burada vurguluyoruz. MHP’liler geçmişte Atatürkçü değillerdi. Bugün de Atatürkçü olma gibi bir yönelim içinde değiller.
Kuvayı Milliyeci kesilmelerine ve Atatürkçü söylemler kullanmalarına bakmayın. Bu bir Türk siyaseti klasiğidir. İktidardan düşen, Atatürk’e sarılır. Bakın, Erbakan bile Atatürkçülük yapmıyor mu?
Üstelik, Atatürk, şeklen bile MHP’lilerin savunduğu bir lider değildir.
Bu gerçeği de 4 Nisan Türkeş anmalarında bir kez daha gördük. 4 Nisan’larda Türkeş’in mezarına akın eden ülkücüleri hiç Anıtkabir’e giderken de gördünüz mü?
Aynı şekilde, 4 Nisan’larda Türkeş’le ilgili onca anma ilanı, etkinliği görürsünüz. 10 Kasım’larda ülkücü çevrelerin Atatürk’ü anmak için bu kadar çok etkinlik yaptığını hiç gördünüz mü?
Her 4 Nisan’da bir kez daha ortaya çıkıyor ki, MHP’lilerin “başbuğ”u Atatürk değil, Türkeş’tir. Atatürk dışında başka birini başbuğ kabul eden bir hareket acaba ne kadar Atatürkçüdür?
MHP değişmediği gibi geçmişinden de gurur duyuyor
MHP’nin değişmediğinin bir başka göstergesi de MHP’lilerin kendi geçmişleriyle ilgili yazdıklarıdır. Değişmiş olsalar, geçmişlerinin muhasebesini de yaparlardı. Tersine, geçmişlerinden nasıl gururla bahsettiklerine ilişkin onca yazı yazıldı.
Ülkücülerin tarihinin en utanç verici yanı nedir sorusuna, herhalde tüm Türkiye Kanlı Pazar diye yanıt verecektir. Kanlı Pazar, ABD’nin 6. Filo’sunu protesto eden devrimci gençlere ülkücü ve gericilerin saldırması ve onlarca kişiyi yaralayıp iki kişiyi öldürmesi olayıdır. Üstelik, devrimcilere saldıran ülkücü-gerici ittifakı, saldırıdan önce ve sonra, 6. Filo’yu kıble benimseyip, “Bizim Kâbe’miz ABD’dir” dercesine namaza bile durmuştur.
MHP’nin Amerikancılığını daha iyi anlatan bir olay herhalde olamaz.
Ancak bugün ülkücülerin Kanlı Pazar’a bile sahip çıktığını görüyoruz. Bakın Arslan Tekin Yeniçağ gazetesinde ne diyor:
“Kanlı Pazar diyorlar. ABD’nin 6. Filo’sunu protesto ettikleri için ‘milliyetçi-mukaddesatçılar’ saldırmamıştır. Çatışma komünistlerle milliyetçi-mukaddesatçı kesim arasında olmuştur. Yani yabancı değerleri savunanlarla yerli değerlere sahip çıkanlar arasında.”
Arslan Tekin, kanlı geçmişini başka bir yazısında ise şöyle savunuyor:
“Bir kavgada ‘Allah Allah!’ nidaları karşısındakini hakikaten ürkütüyor. 12 Eylül öncesi kaç defa şahit oldum. Tedirgin olup kaçıyorlardı. (...) Ülkücüler 12 Eylül öncesi dahil hiçbir zaman hadiselerin bir tarafı olmak istememiştir. O vakitte devlet devletliğini yapamayınca Ülkücülerin öncülüğünde halk ülkeyi savunmak zorunda kalmıştır.”
Bir diğer Yeniçağ yazarı İsrafil Kumbasar’la son örneğimizi verelim:
“12 Eylül öncesinde Türk devletini Sovyetler Birliği’nin bir peyki haline getirmek isteyen komünist çetelere karşı ‘sivil direniş’ bayrağını açan Türkeş (...)”
Şüphesiz, daha pek çok alıntı yapılabilir. Bu iki ismi özellikle seçtik. Bu iki isim MHP’nin değiştiği yaygarasının en çok örnek gösterdiği “sözde Atatürkçü” Yeniçağ gazetesinin önemli yazarları. Görüldüğü gibi, “Geçmişte hata yaptık. ABD’nin oyununa geldik.” demek bir yana, geçmişleriyle gurur duymaya devam ediyorlar.
Kürtçenin konuşulduğu parti kongreleri: MHP ve DTP
MHP Diyarbakır İl Kongresi’nde 14 Mayıs’ta yaşanan rezalet ise tüm bu yaşananların üstüne tuz-biber ekti. MHP İl Başkanı’nın Kürtçe konuşması, üstelik Bahçeli’nin bu davranışı övmesi üzerinde en çok düşünülmesi gereken olaylardan biri oldu.
Bu tekil bir olay da ele alınmamalıdır. Devlet Bahçeli’nin parti örgütlerine “Kürtçe oy isteyin” talimatı verdiği de ortaya çıkmıştı.
Biz MHP’nin PKK ile aynı çizgiye geldiğini söylediğimizde abartıyorsunuz diyenler şu tabloya bir baksın lütfen: Bugün Türkiye’de kongrelerinde Kürtçe konuşulan partiler hangileridir sorusuna ne yanıt verilebilir? MHP ve DTP!
Bundan daha açık bir tablo olabilir mi?
Bu tablonun bize gösterdiği şudur: Milliyetçi geçinen bir partiyi bir anda Kürtçülük yaparken bulabiliyorsunuz. Bunun nedeni bu partinin yıllardır savunduğunun milliyetçilik değil Amerikancılık olmasıdır. ABD bunlara 80 öncesinde sol düşmanlığı görevi verdiğinde milliyetçi kesilmişlerdi. Geçmişin “keskin” milliyetçilerinin bugün “Vatandaşla Kürtçe konuş” demesinin altında ise, MHP Genel Merkez yönetiminin hatası değil, ABD’nin değişen talimatları aranmalıdır.
PKK’ya karşı sokağa çıkamayan MHP, 3 Mayıs’ta alanlardaydı
İlginç bir başka gelişme ise, 3 Mayıs kutlamalarında gerçekleşti. Yeniçağ’dan öğrendiğimize göre, Kocaeli’nde Ülkü Ocakları, “3 Mayıs Türkçülük Günü” vesilesiyle bir bayrak yürüyüşü düzenlemişler. Aylardır PKK terörüne karşı kendiliğinden sokağa dökülen Türk Milleti’ni evine geri göndermek için elinden geleni yapan MHP, kendi örgütsel mirası ve geçmişi söz konusu olunca bakın nasıl da sokağa dökülüveriyor!

Konu bossy tarafından (28-09-2008 Saat 17:19 ) de değiştirilmiştir..
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 27-09-2008, 17:57   #4 (permalink)
Yeni Nesil Üye
taylan55 - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 59
Eğitim: 15
Burcunuz: Koç
Arkadaşları:0
Ettiği Teşekkür: 2
Aldığı Teşekkür 0
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: taylan55 is an unknown quantity at this point
Tanımlı Ce: Vatanı satanlar doğu perinçek, yalçın küçük



ARKADASLAR LÜTFEN HEPSİNİ OKUYUN VE ÖYLE YORUM YAPIN


MHP Ordu’ya düşman
PKK’ya dost!


Allah muhabbetinizi artırsın!
MHP Milletvekili Kemalettin Nalcı: Hasip Bey, 18 yıldır Tekirdağ’da yaşıyorum ve oradan milletvekili oldum. Sizin hanım da Trakyalı. Yani hemşeriyiz. Sizin için MHP’de açık kapı bırakıyoruz. Bize gel.

Hasip Kaplan: Bu hiç kolay değil, çünkü bizim elimiz iki yapmaya alışmış, üç yapmayı beceremeyiz!
Kemalettin Nalcı: Olsun, biz sana geliriz.
Hasip Kaplan: Sayın Bahçeli ile Meclis’te sıcak diyaloğumuz oldu. Bu fotoğrafları herkes gördü. Hatta İmralı da görmüş. O nedenle hiç kaygım yok. Kemalettin Nalcı: Biz seni ocağa da götürürüz. Çay ocağına değil tabi ki ülkü ocağına.

Geçtiğimiz hafta gazetelerde bozkurt işareti yapan DTP’lilerle, zafer işareti yapan MHP’lilerin samimi pozlarını görünce şaşırmadık. Daha önce de Devlet Bahçeli’nin Meclis açılışında DTP’lilerle tokalaşmasını izlemiş ve şaşırmamıştık. Bir süre önce de Meclis’te MHP’lilerin DTP’lilere incir ikram ettiği görüntüleri izlemiş, pek şaşırmamıştık. Hatta DTP’li milletvekili bu ikram karşısında; “Söyleyin, arkadaş yardım ve yataklıktan gider vallaha” esprisini yapmıştı. Bu sululuğa da hiç şaşırmamıştık. Ardından 23 Nisan kutlamaları nedeniyle yapılan kutlamalarda DTP’li Hasip Kaplan’ın arkada kaldığını gören Devlet Bahçeli, Hasip Kaplan’ın elini tutmuş; “Hasip, Meclis’in renklerini tamamlayalım” diyerek yanına oturtmuştu. Yine şaşırmamıştık.
Şimdi de bu görüntülere yenisi eklendi...
Geçtiğimiz hafta DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan Meclis bahçesinde sigara molası verdi. Bahçede on-on beş MHP’li milletvekili oturuyordu. Aralarında geçen diyalogu aynen yayınlıyoruz.
MHP Milletvekili Kemalettin Nalcı: Hasip Bey, 18 yıldır Tekirdağ’da yaşıyorum ve oradan milletvekili oldum. Sizin hanım da Trakyalı. Yani hemşeriyiz. Sizin için MHP’de açık kapı bırakıyoruz. Bize gel.
Hasip Kaplan: Bu hiç kolay değil, çünkü bizim elimiz iki yapmaya alışmış, üç yapmayı beceremeyiz!
Kemalettin Nalcı: Olsun, biz sana geliriz.
Hasip Kaplan: Sayın Bahçeli ile Meclis’te sıcak diyaloğumuz oldu. Bu fotoğrafları herkes gördü. Hatta İmralı da görmüş. O nedenle hiç kaygım yok.
Kemalettin Nalcı: Biz seni ocağa da götürürüz. Çay ocağına değil tabi ki ülkü ocağına.
Tarafların da belirttiği gibi yaşanan muhabbetlerden İmralı çok memnundur. Abdullah Öcalan içerdedir ama fikirleri Meclis’tedir. Tıpkı 12 Eylül’de “Biz içerdeyiz ama fikirlerimiz iktidarda” diyen Alparslan Türkeş’in durumu gibi. Kim bilir, belki ölmemiş olsaydı İmralı’dakini ülkü ocağına çay içmeye bile çağırırdı.
İt iti ısırmaz!
MHP’nin ve DTP’nin iplerinin kimin elinde olduğunu düşündüğümüz zaman farklı iki kutup gibi görünen tarafların samimiyeti sizi de şaşırtmaz. Bize sadece “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” demek ve geçmek düşerdi ama TÜRKSOLU olarak bu derin muhabbetin altında yatan fikri birlikteliği gözler önüne sermeliyiz. Yıllardır yaptığımız Kürt-İslam faşizmi tespitimizin ne kadar doğru olduğunu kendimizi övmek için değil, halkımızı uyarmak için tekrar tekrar vurgulamalıyız. Çünkü karşımızda adı milliyetçi olan bir parti durmaktadır ve bu ülkede milliyetçilik adına Türk düşmanlığı yapılmaktadır, milliyetçilik adına millet düşmanları meşrulaştırılmaktadır. Seçim meydanlarında ip sallayarak milliyetçi oylara talip olanlar, o ipi Türk Milleti’nin boynuna dolamaktadır.
Çünkü bunların tasmaları Amerika’nın elindedir. Türkiye’nin devrimcileri ortadan kaldırıldığı için bunlara sokakta gerek kalmamıştır. 1980 sonrası Amerika, öbür sokak gücünü, PKK’yı sokağa itince, MHP’yi tasmasından tutup çekmiştir. O yüzden şimdilerde “Sokağa inmeyeceğiz” çağrıları yapıp, ülkü ocaklarını kapatmaktan bahsetmektedirler. Ne de olsa it iti ısırmaz öyle değil mi?
Türk-İslam sentezinin “Türk” kısmı nerede?
Bunlar sözde Türk-İslamcıdır ama tarihlerinin hiçbir döneminde Türk milliyetçiliği yapmamışlardır. 1980 öncesinde Türkiye’nin bağımsızlığı için mücadele eden Türk gençlerine çakallar sürüsü gibi saldırmışlardır. Hep Türk kanı dökmüşlerdir. Çorum’larda, Maraş’larda Türk’e kan kusturmuşlardır.
Türk-İslam sentezi denilen ucube ideolojinin Türk kısmı değil, İslamcı kısmı sağlamdır bunlarda. Eylemlerine “Ya Allah, bismillah, Allahüekber!” sloganlarıyla giderler. Bir tane Atatürk resmi taşımazlar. Bunlara göre birleştirici olan çimento milliyetçiliktir sanmayın. Aksine; “Bizi İslam birleştirir, Türk-Kürt kardeştir” fikrini işlerler. O yüzden de; “Milletin çimentosu dindir” diyen Tayyip’le aralarından su sızmaz. Tayyip’in ne zaman başı sıkışsa imdadına Bahçeli yetişir.
MHP muhalefet partisi mi?
Şimdi seçimlerden önceye gidelim: Meclis’e girdikleri gibi DTP’lilerin elini sıkıp Kürtçülüğün meşrulaşmasına yardım ve yataklık ettiler. Sonra Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi için AKP’ye gerekli yardımı sağladılar ve AKP’nin ihtiyaç duyduğu 367 rakamına ulaşmasını sağladılar. Sonra türban yasağının kalkması için AKP’nin yanında yer aldılar. Muhalefet partisine bakın hele! Bir tek konuda AKP’ye pürüz çıkarmış mı? Tabi durumun anormalliğinin kendileri de farkında olduğu için kendilerine yeni bir kılıf uydurmuşlar. Güya AKP’yi tuzağa çekiyorlarmış, yok AKP’nin elinden türban kozunu alarak din istismarını önlüyorlarmış, yok DTP’nin Kürtleri kullanmasını önlüyorlarmış... Bu palavralara da kafası çalışan herhangi bir Türk vatandaşı değil, seçimlerden önce de ulusalcı olduğunu düşünerek MHP’ye oy veren “saf”lardan başkası inanmıyordur herhalde!
Faşistler birbirini koruyor
Hele son günlerde Tayyip’in başı iyice derttedir. Türban yasasını Anayasa Mahkemesi iptal etmiştir. AKP’nin kapatılması gündemdedir. Sizce bir muhalefet partisi bu durumda cephesini kime döner? İktidar partisine mi, bu partiye karşı savaşanlara mı? Normal olanı MHP’nin cephesini AKP’ye dönmesidir. Ama öyle olmamaktadır. MHP Şeriatçı partiye kalkan olmaktadır. Şeriatçı partiyle mücadele eden Anayasa Mahkemesiyle, Ordu’yla, yargıyla savaşmaktadır. Bu durum bile ortada anormal bir yapının olduğunu gösterir. MHP bir muhalefet partisi değil, Kürt-İslam cephesinin bir koludur. Amerikancı misyonunu sürdürmektedir. O yüzden Kürtçülükte üstüne yoktur, o yüzden türban bayraktarlığında üstüne yoktur. O yüzden “Referansım İslam’dır” diyen Tayyip’le ve “Anayasa vahiylerden ve dini kitaplardan üstün kılınamaz” diyen DTP’li Emine Ayna’yla kol koladır. Yaşadığımız ve tanıklık ettiğimiz gelişmeler, faşistlerin birbirlerini kollaması ve korumasından başka bir şey değildir.
MHP yargıya karşı
Dolayısıyla MHP’nin Cumhuriyet’in kurumlarına karşı konumlanması doğal karşılanmalıdır. AKP’den, MHP’den ve DTP’den oluşan cephenin nice zorluklarla çıkarttığı türban yasası iptal edilmiştir. MHP bu noktada kendi görevini yargıyla hesaplaşmak olarak belirlemiş ve kararın hukuki değil siyasi olduğu açıklamasıyla Anayasa Mahkemesi’ni suçlamıştır. Daha önce de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı türban konusunda taviz verilmezse, AKP hakkında kapatma davası açılabileceği açıklamasını yapınca ilk ve en büyük tepkiyi Bahçeli vermiştir.
Şimdi de bunların yaptığı Anayasa değişikliğinin iptal edilmesini sağlayan Anayasa Mahkemesi’ne en ağır eleştiriler yine MHP’den gelmektedir: “Anayasal denetim, Parlamento kayyumluğu değildir” diyen Bahçeli, mahkemeyi Cumhuriyet’in temel değerlerini benimseyen kitleleri rencide etmekle ve toplumda çatışma, bölünme, kamplaşma yaratmakla suçlamaktadır. Bu şekilde de mahkemenin meşruiyetini sorguladığını söylemektedir.
MHP Ordu’ya karşı
Anayasa Mahkemesi’nin kararını “malumun ilanı” olarak değerlendiren Yaşar Büyükanıt ve bazı kuvvet komutanları da Devlet Bahçeli’nin tepkisiyle karşılanmıştır. Bahçeli; “Sorunların çözümünde rehber olabilecek ilkede çözümsüzlüğü malumun ilanı olarak kabullenmek değil, toplum vicdanının kabul edeceği çözümleri makulün ilanı haline getirebilmek basirettir” diyerek askeri topun ağzına tutmuş ve basiretsizlikle suçlamıştır.
Bilindiği gibi bundan kısa bir süre önce de türbanı serbest bırakan yasal ve anayasal düzenlemelere destek olduğu için, “Tarifsiz düş kırıklığımızla” yazılı bir siyah çelengi merkezlerinin önüne bırakan asker kökenli dernek üyelerine “Ya Allah, bismillah” diye bağırarak saldırmışlardı.
Gerçi bunların Ordu düşmanlığı daha eskilere dayanır. Adım adım geçmişe gidersek, Ordu’nun her ilerici hamlesinin karşısına nasıl geçtiklerini görürüz. AKP’ye karşı hazırlanan 27 Nisan bildirisinin karşında yer almışlardır. 28 Şubat’a karşı konumlanmış, hareketi “millet iradesine saldırı” olarak tanımlamışlardır. Bunlar geçmişte de 27 Mayıs’ın karşısında yer almış, 27 Mayıs’ı ilerletmek isteyen hareketlerin içine sızarak Atatürkçü askerleri ihbar etmişlerdir. Ama ne zamanki Amerikancı bir darbe olmuştur, ülkücüler bir anda “orducu” oluvermiştir. Örneğin 12 Mart’ı; “Ülkücüler görevi Mehmetçiği devretti” diyerek savunmuş, 12 Eylül’ü ise kendi fikirlerini iktidara taşıyan bir hareket olarak nitelendirmişlerdir. Amerikalıların “Bizim oğlanlar başardı” dedikleri oğlancıklar olmaktan gurur duymuşlardır.
Kürt-İslam partileri koalisyonuna karşı devrimci seçenek
En son olarak da Bahçeli yememiş, içmemiş, Türkiye bu kargaşadan nasıl kurtulur, nasıl normalleşir diye düşünmüş ve yeni bir öneri atmış ortaya: AKP kendisini klonlayacak ve böylece demokratik rejimi Ordu’ya, yargıya ve CHP’ye rağmen koruyacakmış. Çünkü 39 kişiyi koruyayım diye düşünen AKP, tüm partiyi tehlikeye atabilirmiş. Kalan 301 kişi derhal yeni bir oluşuma gitmeli ve hükümeti kurmalıymış. Tayyip ve 38 kişi mahkeme sürecinin sonucunu bekleyecek ve karara göre eğer kazanırlarsa tekrar 301 kişiyi AKP’ye alacakmış. Böylece AKP sarsıntılı dönemi en az zararla atlatacakmış. Aksi takdirde, yani AKP’nin kapatılmayı bekleyip yeni parti oluşumuna gitmesi olasılığı, Anayasa’ya göre kapatılan partinin devamı olabileceği gerekçesiyle kapatılmayı getirebileceğinden sakıncalıymış.
Bahçeli Tayyip’siz yeni bir parti önerisiyle Tayyip’i saf dışı mı etmek istiyor, yoksa yine Tayyip’i mi kurtarmak istiyor? Acaba Kürt-İslam cephesinin liderliğine mi soyunuyor? Bahçeli’nin önerisi iyi niyetli mi, değil mi meselesi tartışılıp duruyor.
Ancak görünen şudur ki, yargı bastırdıkça B ve C planlarım var diyen Tayyip paniklemektedir. AKP’de bölünmeler baş gösterdiği gibi, Kürt-İslam cephesinin diğer unsurlarında da ayrılıklar ve çatırdamalar baş gösterecektir.
Ancak Amerikancı düzen için bir itin alternatifi yine bir ittir. Onlar için aslolan ılımlı İslam modelleri ve Büyük Ortadoğu Projesi’dir. O halde herkes görevini yapacak, faşist partilere karşı millet geçit vermeyecektir. Faşist partiler koalisyonu olan AKP-MHP-DTP bloğu bu şekilde çatırdayacak ve birbirine düşecektir. Cumhuriyet’in kurumları rejime sahip çıkacak, Türk Milleti örgütlenerek sokaktaki aşiret-tarikat güçleri karşısında kendi devrimci seçeneğini yaratacaktır.

Konu bossy tarafından (28-09-2008 Saat 17:20 ) de değiştirilmiştir..
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 28-09-2008, 16:56   #5 (permalink)
Bilgin
bossy - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 2.844
Takım: galatasaray
KanGrubu: B rh +
Eğitim: ÖĞRENCİ
Sevdiği Bölüm: siyasal tartışmalar
Burcunuz: Oğlak
Arkadaşları:14
Ettiği Teşekkür: 98
Aldığı Teşekkür 95
Xsir Gücü: 14
Xsir Puanı: 500
Xsir Grafiği: bossy is a glorious beacon of lightbossy is a glorious beacon of lightbossy is a glorious beacon of lightbossy is a glorious beacon of lightbossy is a glorious beacon of lightbossy is a glorious beacon of light
Tanımlı Ce: Vatanı satanlar doğu perinçek, yalçın küçük



öncelikle taylan ve che ne yazıcaksanız tek mesajda yazın flood yapmayın.

röportaj böyle yapılmaz sen bunu bu karelerden anlayamıyorsan daha hiç bişey demicem sana taylan.
açık açık herşey belli.adamın apoyla yapmadığı tek şey tenis oynamak kalmış belkide onu bile yapmışlardır.

böyle röportaj mı olur allah aşkına?
sizin hiç mi düşünme ve kavrama yeteniğiniz yok?
__________________

Mal gibi kaldı insanoğlu...

Konu bossy tarafından (28-09-2008 Saat 17:21 ) de değiştirilmiştir..
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 28-09-2008, 18:44   #6 (permalink)
TeCRüBeLi MoDeRaTöR
BoZkUrT_26™ - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Nerden: EsKİşEHiR
Mesajlar: 1.935
Takım: EsKİşEHiRSpOR
KanGrubu: 0 rh+
Eğitim: Eskişehir Sağlık Meslek Lisesi
Sevdiği Bölüm: hepsi
Burcunuz: İkizler
Arkadaşları:14
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 68
Xsir Gücü: 13
Xsir Puanı: 500
Xsir Grafiği: BoZkUrT_26™ is a glorious beacon of lightBoZkUrT_26™ is a glorious beacon of lightBoZkUrT_26™ is a glorious beacon of lightBoZkUrT_26™ is a glorious beacon of lightBoZkUrT_26™ is a glorious beacon of lightBoZkUrT_26™ is a glorious beacon of light
Tanımlı Ce: Vatanı satanlar doğu perinçek, yalçın küçük



MHP Milletvekili Kemalettin Nalcı: Hasip Bey, 18 yıldır Tekirdağ’da yaşıyorum ve oradan milletvekili oldum. Sizin hanım da Trakyalı. Yani hemşeriyiz. Sizin için MHP’de açık kapı bırakıyoruz. Bize gel.

Hasip Kaplan: Bu hiç kolay değil, çünkü bizim elimiz iki yapmaya alışmış, üç yapmayı beceremeyiz!
Kemalettin Nalcı: Olsun, biz sana geliriz.
Hasip Kaplan: Sayın Bahçeli ile Meclis’te sıcak diyaloğumuz oldu. Bu fotoğrafları herkes gördü. Hatta İmralı da görmüş. O nedenle hiç kaygım yok. Kemalettin Nalcı: Biz seni ocağa da götürürüz. Çay ocağına değil tabi ki ülkü ocağına.

git işine ya senin aklın alıomu böyle bişiyi saçmalamayın arkadaşlar ülkücülügü kötülemek için yapılan harekettir bunlar biz anlamıomuyuz sanki
__________________
Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek
değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir



Her Hakkim Saklidir®™ Her Hakkim Saklidir®™
| l | lllll| lll||ll || lll | l | lllll| lll||ll || lll
²¹°¹ ³²¹³ °¹²¹³ ¹³ ²¹°¹ ³²¹³ °¹²¹³ ¹³


 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 28-09-2008, 19:33   #7 (permalink)
KaRiZMaTiK MoD xD
BLaDe_93 - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Nerden: Eskişehir
Mesajlar: 1.207
Takım: Fenerbahçe
KanGrubu: 0 Rh +
Eğitim: Kılıçoğlu Anadolu Lisesi :D
Sevdiği Bölüm: Hepsi
Burcunuz: Aslan
Arkadaşları:10
Ettiği Teşekkür: 1
Aldığı Teşekkür 35
Xsir Gücü: 0
Xsir Puanı: 1
Xsir Grafiği: BLaDe_93 is an unknown quantity at this point
Tanımlı Ce: Vatanı satanlar doğu perinçek, yalçın küçük



adamların içini bilmiyorsunuz salak salak konuşuyorsunuz bir kere geldin mi ocağa da kötülüyüsun ağzımı açtırmayın benim bi daha susmam ona göre.... !!!
__________________


MüGe YaPTı BuNu :)
 
Digg this Post!