|
Siyaset ve Politika Forumuforumlarındaki Siyaset Bilimi bölümü Diplomatik Terimler Sözlüğü konusu Kashmir issue: Keşmir sorunu -Keep currently informed: Sürekli bilgi edinmek -Keep the matter under review: Dikkatle izlemeyi sürdürmek -Kellog-Briand Pact: 1928'de kabul edilen ve uluslararası silahsızlanmayı öngören sözleşme -Key disputes: ... |
| | #11 |
![]() | Kashmir issue: Keşmir sorunu -Keep currently informed: Sürekli bilgi edinmek -Keep the matter under review: Dikkatle izlemeyi sürdürmek -Kellog-Briand Pact: 1928'de kabul edilen ve uluslararası silahsızlanmayı öngören sözleşme -Key disputes: Başlıca sorunlar -Key of the situation: Meselenin anahtarı, çözüm yolu -Kidnap: Kaçırmak, fidye için alıkoymak -Knowledge: Bilgi, malumat -Knuckle under: Teslim olmak -Kosovo Force: Kosova barış gücü -Kosovo İssue: Kosova sorunu -KDP: Kürdistan Democratic Party (Kürdistan Demokratik Partisi ki Mesut Barzani partinin lideridir |
|
| | #12 |
![]() | Labour: Çalışma, iş, emek -Labour force: İşgücü -Lack of majority: Herhangi bir oylamada çoğunluğun sağlanamaması -LAİCİSM: LAİKLİK -Land: Memleket, ülke -Landlocked: Denize kıyısı olmayan kara ülkesi -Lap: İktidar -Large scale: Geniş kapsamlı -Latter: Zaman olarak daha sonra meydana gelmiş olan Veeeeeeeee -Lausanne Agreement: Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lawful: Kanuni -Lawless: Yasadışı, kanunlara aykırı -Lead up: -ye neden olmak, -ya yol açmak -Leader of the opposition: Muhalefet lideri -Leadership: Yöneticilik, liderlik -Leading: Başlıca,belli başlı -Least developed countries: Az gelişmiş ülkeler -Legal adviser: Hukuk danışmanı (kardeşim reeves))) -Legalization of ********s: Belgeleri tasdik etme -Legislate: Yasama, kanun yapma -Legislative assembly: Yasama meclisi, parlamento -Legitimate: Yasal, kanuni -Liberation movements: Bağımsızlık hareketleri -Liberty: Özgürlük, bağımsızlık Link: Bağ, bağlantı -Littoral states: Kıyı devletleri -Local administration: Yerel yönetim -Long term: Uzun vadeli -Lost of credibility: Güven kaybı |
|
| | #13 |
![]() | -Maastricht Agreement: Maastricht Antlaşması -Magnitude: Büyüklük, önem -Maintenance: Sürdürme, devam ettirme -Majority opinion: Çoğunluk görüşü -Management: Yönetim, idare -Manner: Yöntem, tarz -Market: Pazar -Market price: Piyasa fiyatı -Martial law: Sıkıyönetim -Martyr: Şehit Veeeeeeee alanım Mass media: Kitle iletişimi)))) Matter of fact: Olgu, vaka -Mean: Araç, vasıta, yöntem -Meddle in domestic affair: Bir devletin içişlerine karışma -Meeting: Toplantı, oturum -Middle East question: Ortadoğu sorunu -Mid-term: Orta vade -Migration: Göç -Migrant workers: Göçmen işçiler -Military base: Askeri üs -Military zone: Askeri bölge -Minimum price: Asgari fiyat -Minister: Bakan -Ministry: Bakanlık -MİNİSTRY OF FOREİGN AFFAİRS: DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI AHH AHHHHHH))) -Minor party: Azınlık partisi -Minority: Azınlık -Misconduct: Kötü yönetim -Misinterpretation: Yanlış yorumlama -Misunderstand: Yanlış anlamak, yanlış yorumlamak -Misuse: Suistimal, kötüye kullanma -Mobilization: Seferberlik -Modernization: Çağdaşlaşma, modernleşme -Monetary unit: Para birimi -Monopoly: Tekel -Montreux Convention: 20 Temmuz 1936'da imzalanan Montrö Antlaşması -Monument: Anıt, heykel -Most appropriate: En uygun, geçerli -Motion of confidence: Güven oylaması -Move an amendment: Değişiklik önerisinde bulunmak Veeeeeeeeeeeeeeeeeeeee -Motivation: Motivasyonnn yani en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyyyy)) Multicultural: Çok kültürlü -Multifaced problem: Çok yönlü sorun -Multilateral: Çok taraflı, çok uluslu -Multinational: Çok uluslu -Mutual guarantees: Karşılıklı güvence vermek |
|
| | #14 |
![]() | -Nation: Millet, ulus -National: Ulusal -National anthem: Ulusal marş -National assembly: Ulusal meclis -National boundaries: Ulusal sınırlar -National income: Ulusal gelir -National interest: Ulusal çıkar -National power: Ulusal güç -National security: Ulusal güvenlik -National self determination: Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı -National unity: Ulusal birlik -Nation's verdict: Halkın kararı, kamuoyunun kanaati -Navy: Donanma -Negociate: Müzakere etmek -Negotiant: Müzakereci -Neighbouring countries: Komşu ülkeler -Neutrality: Tarafsızlık -New round of talks: Yeni tur görüşmeler Nominate: Aday göstermek -Nominee: Aday -Non committal: Çekimser, tarafsız -Non member state: Üye olmayan ülke -Non intercourse: Bir devletin başka bir devlet ile diplomatik ve ticari ilişkilerini kesmesi -Non self governing countries: Kendi kendini yönetemeyen ülkeler -Notice, notification: İlan, bildirim, duyuru -Nuclear free: Nükleer silah ve maddelerden arındırılmış toprak -Nuclear installation: Nükleer tesisler |
|
| | #15 |
![]() | -Obey: İtaat etmek, boyun eğmek -Object: Muhalefet etmek, karşı gelmek -Objection: İtiraz, ret -Obligation: Yükümlülük, zorunluluk -Obligatory: Gerekli, zorunlu -Oblivion: Af, genel af -Obvious: Apaçık, aşikar -Occasion: Fırsat, vesile, sebep -Occupy: İşgal etmek, zapt etmek -Off the record: Gayri resmi olarak, yayınlanmaması kaydıyla -On equal footing: Eşit zeminde, eşit koşullarda Veeeeee -Open up to the world: Dünyaya açılmak Opening of the debate: Tartışmanın açılması, tartışmayı başlatma -Opening sitting: Açılış oturumu -Opinion: Görüş -Opinion matter: Görüş meselesi -Opportunity (occasion): Fırsat, vesile -Opposition parties: Muhalefet partileri -Oppressive regimes: Baskıcı rejimler -Order of priority: Öncelik sıralaması -Ordinary session: Olağan oturum -Organ (unit): Heyet, idari birim -Original members: Asil üyeler -Outlines (headlines): Taslak, ana hatlarıyla belirleme -Outlooks: Bakış, görüş tarzı -Overlook: Gözden kaçırmak, dikkatinden kaçmak -Overseas countries ve territories : Deniz aşırı ülke ve topraklar -Overthrow: İktidardan düşmek -Own resources: Öz kaynaklar -Ownership of land: Toprak mülkiyeti |
|
| | #16 |
![]() | Palestine Question: Filistin sorunu -Paraphrase: Açıklama, açıklık -Participation: Katılım -Parlimentary regime: Parlamenter rejim -Partly: Kısmen, bir dereceye kadar -Partnership: Ortaklık -Pass the amendment: Herhangi bir yasa maddesindeki değişikliğin parlamentodan geçmesi -Pay special attention: Özel bir önem vermek -Pay tribute: Kutlamak, onurlandırmak -Peacemaking: Ara bulma, uzlaştırma -Penetrate: Nüfuz etmek, etkisi altına almak -People's assembly: Halk meclisi -Per annum: Her yıl yapılan -Per annum session: Yıllık olağan toplantı -Per capita real income: Kişi başına reel gelir -Periodic review: Periyodik kontrol -Periodical publications: Periyodik yayınlar, gazete ve dergiler -Permanent seat: Daimi üyelik -Perspective: Görüş, öngörü -Persuade: İkna etmek -Petition: Dilekçe -Phase: Evre, safha -Pipeline: Boru hattı -Place of honour: Şeref konuğu -Place of residence: Resmi konut -Plot: Suikast düzenlemek -Point of view: Bakış açısı -Political rights: Siyasal haklar -Policy: Politika, siyaset -Political asylum: Siyasi sığınma -Political believes: Siyasi inançlar -Political circles: Siyasi çevreler Political regime: Siyasal rejim -Political rights: Siyasi haklar -Political solidarity: Siyasal dayanışma -Political solutions: Siyasal çözümler -Political system: Siyasi sistem -Politician: Siyasetçi -Poll: Oylama, oy verme -Polling stations: Oy merkezleri -Poor image: Olumsuz imaj -Population exchange: Nüfus değişimi, mübadele -Population explosion: Nüfus patlaması -Pose a threat: Tehdit oluşturmak -Position: Mevki, konum -Postpone: Ertelemek, geciktirmek -Potentials: İmkanlar, olanaklar -Power sharing: İktidar paylaşımı -Precendition: Önkoşul, önşart -Prediction: Beklenti, tahmin -Predominance: Hakimiyet, üstünlük -Prefer: Öncelik tanımak, tercih etmek -Prejudice: Önyargı, peşin hüküm -Preparation stage: Hazırlık dönemi -President: Cumhurbaşkanı -Press conference: Basın konferansı -Presumption: Olasılık, ihtimal -Prevail: Yürürlükte olmak -Previously: Önceden, daha önce Prime Minister: Başbakan -Privacy: Mahremiyet, özel -Private conversation: Özel ya da dışa kapalı görüşme -Privatization: Özelleştirme -Privilege: Ayrıcalık, imtiyaz -Probability (expectation): Olasılık, ihtimal -Proclamation: Halka duyurma, resmi olarak açıklama -Production: Üretim -Proficiency: Ustalık, beceriklilik -Progress: İlerleme, gelişme -Prohibition: Yasaklama, men etme -Prominent: Önemli, tanınmış -Promulgate: Resmi olarak duyurmak (ki bu kelime proclamationla çok benzer) -Proposal: Önerge, teklif -Prospect: Beklenti, olasılık -Prosperity: Refah, zenginlik Prove: Onaylamak -Provide with: Temin etmek, donatmak -Province: Eyalet, şehir -Provisional: Koşullu, şarta bağlı -Public: Halk, kamu -Public aids: Devlet yardımları -Public indeptments: Devlet borçları (ne kadar aşinayız dimi)) -Public opinion: Kamuoyu -Public order (public peace): Kamu düzeni, asayiş -Publication: Yayın -Pullback: Askeri kuvvetleri geri çekme -Purpose: Amaç, gaye -Put into effect: Yürürlüğe koymakkk(intimm editörüm demiştim sana bu phrasal her yerde diye)) |
|
| | #17 |
![]() | Qaeda: El- Kaide örgütü -Qualification: Nitelik, yetenek -Quite so: Elbette, kuşkusuz |
|
| | #18 |
![]() | Racial discrimination: Irk ayrımcılığı -Raise a question: Konuyu gündeme getirmek -Reactionary: Gericilik, tutuculuk -Reactive: Etkinleştirme, faak hale getirme -Reassurance: Güvence vermek -Receiving state: Ev sahibi ülke -Recession: Gerileme, durgunluk -Recognition: Tanıma -Reconstruction: Yeniden inşa etme -Reduction: Azaltma -Refrain: Kaçınmak, alıkoymak -Refuge: İltica -Rejection: Reddetme, kabul etmeme (Amerikan Sineması avukatlarının meşhur sözüü)) -Relationship: İlişki -Remission: Muafiyet -Renewal: Yenileme -Representation: Temsil etme Reprisal: Misilleme -Republic: Cumhuriyet -Reservation: Çekince) **** I have reservations about going on holiday with all those noisy children**** -Residence: Mesken -Resignation: İstifa, çekilme ****I had to accept his resignation from the political party**** -Resistance: Direniş, karşı koyma -Resolution process: Karar alma süreci -Resolutions: Resmi karar -Restrain: Engellemek, alıkoymak -Restrict: Sınırlandırmak, kısıtlamak -Retreat: Geri çekilme -Revise: Gözden geçirmek -Revolt: İsyan etmek, ayaklanmak -Right of asylum: Sığınma hakkı -Rule out: Hükümsüz kılmak -Ruling party: İktidar partisi |
|
| | #19 |
![]() | Sacrifice: Fedakarlık, özveri -Sanction: Müeyyide, yaptırım -Saticfactory: Tatminkar, memnuniyet verici -Scarcity: Kıtlık -Schedule: Planlamak, program yapmak -Seal: Mühürlemek, damgalamak, onaylamak (Ünlü Blue şarkısından hatırlayın signed, sealed, delivered I’m yours) -Seat: Yer, makam, koltuk -Secretary General of the UN: BM Genel Sekreteri -Security: Güvenlik -Self confidence: Özgüven -Self abnegation: Özveri, fedakarlık -Self defence: Meşru savunma -Self determination: Kendi kaderini tayin -Self sufficiency: Kendine yeterlilik -Sentence: Hüküm, karar -Session: Oturum, celse -Settlement: Uyuşma, uzlaşma, anlaşma -Shortage: Açık, noksanlık, eksiklik -Short-dated: Kısa süreli, kısa vadeli -Similarity: Benzerlik, yakınlık -Situation: Durum, vaziyet -Society: Toplum, cemiyet -Solution: Çözüm, halletme -Sovereignty: Egemenlik -Specification: Şartname, ayrıntılar, teferruat -Spread: Yayılmak -Stand by: Desteklemek, arka çıkmak Stability: İstikrar -Stand by: Desteklemek, arka çıkmak -State: Devlet -State visit: Resmi ziyaret -Statement: Açıklama, beyanda bulunma -Statue: Yasa, kanun, yönetmelik -Strengthen: Güçlendirmek, takviye etmek -Stress: Vurgulamak, önemle belirtmek -Submit: Onayına sunmak, arz etmek -Suggest: Önermek, teklif etmek -Summit: Doruk, zirve -Supplementary: Ek, ilave, tamamlayıcı -Support: Destek, takviye |
|
| | #20 |
![]() | Take a stand: Tavır takınmak, tutum belirlemek -Take advantage: Avantaj elde etmek -Take into account: Hesaba katmak -Target: Hedef, amaç -Territory: Ülke, memleket -Topic subjects: Önemli konular, önemli maddeler -Treaty: Antlaşma Troop: Askeri birlik -Try to have influence: Nüfuz edinmeye çalışmak -Turning point: Dönüm noktası -Unanimity: Oybirliği (son günlerin moda kelimesi) -Umconfirmed news: Doğruluğu keisnleşmemiş haber -Unconstitutional: Anayasaya aykırı -Underdeveloped countries: Az gelişmiş ülkeler -Underestimate: Küçümsemek, önemini azımsamak -Underline: Önemle vurgulamak -Underlying causes: Ardındaki sebep -Understanding: Anlayış, kavrayış -Undertake: Üstlenmek, bir şeyin sorumluluğunu almak -Unemployment: İşsizlik -Unexpected: Beklenemdik, umulmadık -Unfair: Haksız, adaletsiz -Unification: Birleştirme -Union: Birlik -Unprecedented scale: Daha önce görülmemiş boyutta -Update: Güncelleme -Uprising: Ayaklanma, isyan -Urbanization: Şehirleşme, kentleşme -Urgency case: Acil durum, olağanüstü durum -Use up: Tüketmek, bitirmek -Useless: Yararsız, faydasız -Utility: Fayda, yarar |
|
![]() |
| Etiketler |
| diplomatik, sözlüğü, terimler |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ansiklopedik Isim Sözlüğü | aLaVaReZ | Diğer | 10 | 15-08-2008 15:05 |
| Felsefe Sözlüğü | BoZkUrT_26™ | Felsefe-Psikoloji-Sosyoloji | 2 | 19-05-2008 23:43 |
| tıp sözlüğü | t-gun | Biyoloji | 0 | 27-04-2008 12:19 |
| Fizik Terimleri Sözlüğü | FierLyman | Fizik | 9 | 27-04-2008 11:43 |
| Standart Hukuk Sözlüğü | t-gun | Hukuk | 24 | 24-01-2008 00:28 |
Forum Saati: 00:13