XSiR.NeT | Temiz Internet » Genel Kültür » Sanat » Tiyatro » Roma Tiyatrosunda Oyunlar, Tiyatrolar, Kostüm,Maske
kayit ol

Roma Tiyatrosunda Oyunlar, Tiyatrolar, Kostüm,Maske

Sanat forumlarındaki Roma Tiyatrosunda Oyunlar, Tiyatrolar, Kostüm,Maske konusunu görüntülemektesiniz. OYUN YERLERİ VE TİYATROLAR Romalılar için “ekmek ve sirk” gereksinmesinin önemi; oyun yazarlığını, değerli olan dramatik sanatı öldürdü. İddi dramatik yazarın karşısında yalnız mimus ve pantomimus değil,sirk de büyük bir ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 14-09-2008, 20:17   #1 (permalink)
♥♥ Zombİe Bilgin♥♥
bossy - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 2.835
Takım: galatasaray
KanGrubu: B rh +
Eğitim: ÖĞRENCİ
Sevdiği Bölüm: siyasal tartışmalar
Burcunuz: Oğlak
Arkadaşları:14
Ettiği Teşekkür: 98
Aldığı Teşekkür 95
Xsir Gücü: 14
Xsir Puanı: 500
Xsir Grafiği: bossy is a glorious beacon of lightbossy is a glorious beacon of lightbossy is a glorious beacon of lightbossy is a glorious beacon of lightbossy is a glorious beacon of lightbossy is a glorious beacon of light
Tanımlı Roma Tiyatrosunda Oyunlar, Tiyatrolar, Kostüm,Maske



OYUN YERLERİ VE TİYATROLAR

Romalılar için “ekmek ve sirk” gereksinmesinin önemi; oyun yazarlığını, değerli
olan dramatik sanatı öldürdü. İddi dramatik yazarın karşısında yalnız mimus
ve pantomimus değil,sirk de büyük bir rakip olarak dikilmişti. Seksen binden
çok seyirci alan Circus Maximus, Colosseum gibi büyük oyun yerleri, kanlı gladyatör ve hayvan dövüşlerini görmeye gelen halkla dolup taşıyordu. Kimi kez Colosseum suyla dolduruluyor,NAUMACHİA denilen yalancı su savaşları düzenleniyordu. Bu yüzden, Roma’da gerçek bir dramatik sanatın var olduğu söylenemez. Bunun yanı sıra Romalılar mimarlıkta ustaydılar ve tiyatroya katkıları da yine mimarlık yoluyla olmuştur.

İ.Ö. 55’te kalıcı tiyatrolar yoktu. Gösteriler için tahtadan bir skene ve önüne
yüksek bir sahne yapılırdı. Oturacak yer yoktu, seyirci ya ayakta durur ya da sandalyesini yanında getirirdi. İ.Ö. 194’te halk senatörlere yer sağlandığını görerek öfkelendi. İ.Ö. 174’te ilk taştan skene yapıldı ama seyirci için yine oturacak yer yoktu. Sonunda İ.Ö. 185’te tiyatroda oturmak, yasa çıkartılarak yasaklandı. İ.Ö. 55 yılında ilk taş tiyatro Pompei’de yapıldı.

Roma Tiyatrosu, Yunan tiyatro yapısında bir takım değişiklikler yapmıştır. Bu
değişikliklerin en önemlisi seyircilerin oturduğu cavea’nın skene ile bir bütün
oluşturmasıdır. Nitekim çağdaş tiyatro yapıları da bu fikirden doğmuştur. Dış
duvarları çok süslüdür. Seyircinin dağılması için kemerli geçit yerleri,VOMİTORİİ vardır. Yunan Tiyatrosu’nun tam daire orkestrası burada yarım daire olmuş ve taş kaplanmıştır, protokol seyircisi için kullanılmaktadır. Sahne, bir buçuk metre yüksekliğinde, derinliği altı metre,uzunluğu otuz buçuk metre kadardır. Eski skene çok ayrıntılı,süslü bir binadır, yüksektir. Binanın girişinde süslü bir kapı, bunun iki yanında daha küçük kapı bulunmaktadır. Simetriksütunlar,süslü üçgen alınlıklar,oyuklar ve heykeller vardır.

Yarım dairelik oturma alanı, direkli ve damlı bir revak bulunmakta,buradan seyirciyi güneşten korumak için tenteneler gerilmektedir. Bazı küçük tiyatroların üzeri tamamen kapatılmıştır. Yunan tiyatrosunda üstü açık olan giriş yerlerininüstü kapatılmış ve tünel biçimini almıştır. Ayrıca orta sıralara gidişi sağlamak için, seyir yerleri altından tünel yapılmıştır. Roma yapıları içinde, Yunanistan’da olduğunun tersine, dağ yamaçlarına yapılmış yapılar çok seyrektir. Bir ikisi dışında tüm Roma Tiyatroları düzlüğe yapılmıştır ve tek parçadır. Oyun yeri ve seyir yeri bir bütün içinde birleşmiştir. Ayrıca Roma’da tiyatronun oynandığı yer bir bütün halini almıştır. Grek tiyatrosu yalınlığı içinde güzel olmakla birlikte henüz bir bina niteliğinde değildi. Roma tiyatrolarının Yunan tiyatrolarından çok daha süslü ve gelişmiş olduğu söylenebilir. Roma İmparatorluğu bu tiyatrolardan 125’ini İngiltere’den Kuzey Afrika’ya Portekiz’den Anadolu’ya dek yaymıştır. Yunan ve Helenistik tiyatroların bulunduğu Doğu eyaletlerinde bu tiyatrolar değiştirilerek Roma tiyatrolarına benzetilmiş ve böylece tiyatrolar hayvan dövüşleri,gladyatör
dövüşleri ve yalancı su savaşları için kullanılabilmiştir. Bunun gibi, Atina’daki
Dionysos Tiyatrosu da Neron çağında Roma anlayışına göre değiştirilmiştir. Çağımıza bozulmadan kalan en iyi örnekler, Güney Fransa’da Orange’daki tiyatro ile Anadolu’daki
Aspendos tiyatrolarıdır.

OYUNCULUK

Roma’da tiyatronun gerilemesinin en önemli nedenlerinden biri oyuncunun toplum içindeki durumuydu. Oyunculardan çoğu, Güney İtalya ve Yunanistan’dan getirilmiş kölelerdi. Oyuncuların kazançları seyirci tarafından seyirci beğenisine göre farklılıklar gösteriyordu. Ayrıca büyük armağanlar alır, onur kazanırlardı. Buna rağmen Romalı oyuncular infami olarak damgalanmışlardı,vatandaşlık hakları yoktu. Bir senatörün akrabası bir oyuncuyla evlenirse, bu evlilik temelsiz ya da yok sayılıyor, bir asker sahneye çıkarsa ölümle cezalandırılıyordu. Oyunculuğun dinsel bir temeli olmadığı için, övülmekle birlikte bir meslek olarak aşağı
görülüyordu. Bazı oyuncular gerçekten büyük üne erişirlerdi;bunların en ünlüsü İ.Ö. 62’de ölen Roscius’tu. O da bir köleydi ancak çok beğenildiği için azad edilmişti. Kimi sanatçıları zenginler koruyordu özellikle güzel kadın oyuncuları...Başlangıçta kadın rollerini erkekler oynuyordu ancak mimus ve pantomimusla birlikte kadın oyuncular da sahneye çıkmaya başladı.

Oyunculuğun kuramını yapanlardan Cicero uygulamaya önem veriyor,oyunculardan arayışlar yaparak kendilerini bulmalarını istiyordu. Quintilian ise yeteneğe inanıyordu. Ona göre yeteneği olmayan oyuncu eğitimle hiç birşey elde edemezdi. Her iki kuramcı da sese önem veriyordu. Quantilian, duraklar, sesin yükselip alçalmaları, ses perdeleri ve hız üzerinde önemle durmakta, kişileştirme için gözlemin gerekliliğini belirtmekteydi. Oyuncu zeki olmalı,tepkilerini,düşüncelerini,inançlarını,duygu larını
iletirken anlamlı eylem ve sözlerinde “Niye?”, “Nerede?”,”Nasıl?”,”Ne?” ile
sorularına karşılık verebilmeli, şartların gerekliliğine göre davranabilmeliydi.
Cicero’ya göre, kendisi duygulanmayan oyuncu,syirciyi duygulandıramaz. Horace da “Benim ağlamamı istiyorsan, önce sen üzül” der. Lucian ise duygulanmaktan yana değildir. Yani, bu dönemdeki görüş ayrılıkları daha sonraki yüzyılların tartışmalarıyla paralellik göstermektedir. Quantilian her duygunun belli bir görünüşü,ses tonu ve tavrı olduğunu belirterek, kitabında bunları sınıflandırmıştır.

KOSTÜM VE MASKE

Romalı oyuncular tarafından kullanılan kostümler,Yunanistan’da giyilenlerin
hemen hemen aynıydı. Tragedyada SİRMATA denilen uzun kostümler kullanılırdı. Komedyada ise kısaları giyilirdi. Galeri adını alan perukalar Yunan oyuncusundaki Onkos’un eşiydi. Ayaklara giyilen tahta nalınların ismi ise, Crepida idi. Ayrıca, saccus denilen yumuşak terliğe benzer bir ayakkabı da kullanılırdı. Kostümlerin renkleri belli nitelikleri simgelerdi. İhtiyarlar beyaz, genç erkekler mor,asalaklar gri, saraylılar ise sarı renkte kostümler giyerlerdi. Başlangıçta maske kullanılmıyordu çünkü Romalı izleyici oyuncunun her mimiğini görmek ister, oyuna ağırlık katan maskelerden hoşlanmıyordu . Maskeyi ilk kez ünlü oyuncu Roscius’un kullandığı söylenir. Maskelerin bir bölümü gerçeğe yakın başka bir kısmı ise abartılıydı ( GROTESK)maskeyle birlikte ,oyun kişisinin yaşını gösteren renkli saçlar(galeri)vardı.
Beyaz saç ihtiyarlığı, siyah gençliği,kırmızı köleleri simgeliyordu.

DEKOR

Tragedya dekorunda; büyük sütunlar,alınlıklar,heykeller ve benzeri süsler bulunur,komedya dekorunda ise balkonlu sırayla pencereleri olan özel evler yer alırdı. Satir dekorları,ağaçlar,dağlar ve benzeri kırsal öğelerle doğa görünümleriydi. Sahnede bir takım mekanik araçlardan yararlanıldığı düşünülmektedir. Çünkü bazı kaynaklarda gözden yok olan tahta dağlar, fışkıran çeşmeler, akan kaynaklar, büyüyen ağaçlardan söz edilmektedir. Roma tiyatrosunun getirdiği yeniliklerden bir tanesi de ön perdenin kullanılışıdır. Bu perde zengin işlemelidir,sahne alanı temsil başında
örtülür, sonunda kaldırılırdı.

SEYİRCİ

Uzun süren savaşlar arasında tiyatro,savaşçılarıneğlenmelerini,oyalanmalarını
sağlıyordu. Kanlı gösterilerse öldürme zevkinden uzak kalmamalarını. Yalancı
deniz savaşları, yırtıcı hayvanlarla dövüş, insanla hayvan, insanla insan arasında kanlı çatışmalar ve araba yarışlarının yanı sıra tragedya,komedya,mimus ve pantomimus temsilleri veriliyordu. Seyirci eğlenmeyi amaçlamış bir topluluk olduğu için
her zaman komediyi tragedyaya tercih eder, tepkisini göstermekten çekinmezdi. Bazen sevmediği bir oyunu yarıda keser, bazen oyuna müdahale ederek seyrini değiştirirdi. Gün boyu yarışmalarında yorulan halk tiyatroda uyumaktan, yemek yemekten,muhabbet etmekten çekinmezdi.

Tiyatroda yerlerin dağılımı , toplumsal sınıflara göre değişiyordu. İmparatorla,
LUDİ Şenliği’ne para yardımı yapanların sahnenin iki yanında özel locaları vardı. Senatörler yarım daire orkestra içinde kendilerine ayrılan yerler otururlardı. Soylulara ilk 14 sıra ayrılmıştı. Ondan sonra, sırayla öteki toplumsal sınıflar geliyor,en uzak yerlerde ise yoksul,önemsiz vatandaşlar oturuyorlardı.Biletler para biçimindeydi. Üzerinde bir resim, bir ad, ve bir sayı bulunurdu. Buna göre, bilet sahibinin nereye oturacağı belli oluyordu. Daha sonra Avrupa tiyatrosunda da görülen özel tutulmuş alkışçılar Roma’da da vardı. Bunların parasını oyunun giderlerini karşılayan öderdi. Çünkü oyunun beğenilmesi durumunda giderlerin ki katı kazanç elde edilirdi. Halkın beğenisini kazanmak için bayağılığa,açık saçıklığa kaçan heyecan verici her şeye yer veriliyordu. Bu da Yunanlılar eliyle en yüksek katına yükselen dramatik sanatın Romalılar eliyle nasıl yozlaştığını
göstermektedir.

“ Hakkınızda hayırlı olsun,dinleyin buyruklarımı. Yosmalardan hiç biri gelip
sahnenin önüne oturmayacak. Çavuşların da, çavuşların sopalarının da sesini
duymayacağım. Oyuncular sahnede iken meydancı birini yerleştireyim diye ötekinin berikinin önünden geçmeyecek. Yataklarından geç kalkmış olanlar katlansınlar ayakta durmaya. Ne vardı o kadar uyuyacak? Köle takımı uzak olsun buradan! Sütninelere de söyleyelim, meme emen çocukları oyuna getireceklerine evlerind emzirsinler. Hem kendilerinin dilleri kurumaz,hem de baktıkları yavrucaklar açlıktanölmez,burada oğlaklar gibi bağrışmaya kalkmazlar.”

Plautus- Kartacalı oyununun önsözü...

Kaynaklar

- Tiyatro Kılavuzu –METİN AND Tiyatroda İnsan,İnsanda Tiyatro-OBEN
ÜNEY,Dünya Tiyatrosu Tarihi I- ÖZDEMİR NUTKU

- Tiyatro Tarihi – MEMET FUAT

__________________

Mal gibi kaldı insanoğlu...
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler

kostüm, maske, oyunlar, roma, tiyatrolar, tiyatrosunda


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz forumu seçin

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Skaty'den PSP Oyunlar - No-Rapid (Türkçe GOW-Euro 08) Skaty İlanlar 0 22-07-2008 03:35
Roma Hukuku cyBER_HaYLaZ Hukuk 0 01-03-2008 02:53
İslam Hukuku - Fıkıh (İslâm İbadet ve Hukuk) İlmi cyBER_HaYLaZ Hukuk 0 01-03-2008 02:00


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 19:20 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)

Powered by: vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2006, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Design by Htworks Licenced To XSiR.NeT | Temiz Internet