XSiR.NeT | Temiz Internet » Hayatın İçinden » Turizm » Alanya Hakkında HerŞey
kayit ol

Alanya Hakkında HerŞey

Hayatın İçinden forumlarındaki Alanya Hakkında HerŞey konusunu görüntülemektesiniz. TARİHÇE Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki çizgide yer aldığı için pazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır. ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 20-08-2007, 21:55   #1 (permalink)
Sağlam Üye
CyBeR-ErKuT - ait Avatar
Durum:Offline
Üyelik Tarihi: Apr 2007
Nerden: єν∂єи :)
Mesajlar: 3.279
Sevdiği Bölüm: ωєвмαѕтєя
Burcunuz: Başak
Arkadaşları:5
Ettiği Teşekkür: 12
Aldığı Teşekkür 189
Xsir Gücü: 14
Xsir Puanı: 107
Xsir Grafiği: CyBeR-ErKuT will become famous soon enoughCyBeR-ErKuT will become famous soon enough
Tanımlı Alanya Hakkında HerŞey



TARİHÇE

Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki çizgide yer aldığı için pazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır.

Alanya'nın ilk iskanı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Prof Dr Kılınç KÖKTEN ‘in 1957 yılında Kent merkezine 12 Km uzaklıkta yer alan Kadıini Mağarasında yaptığı araştırmalar, bölge tarihinin Üst Paleolitik (M.Ö.20,000,-17,000,) dönemine kadar uzandığını göstermektedir.

Alanya’nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu henüz bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium dur. Bizans döneminde ise Kalanoros ismi verilmiştir. 13, YY da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından 1, Allaaddin Keykubat’ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti ziyaret eden Atatürk ise Alanya adını vermiştir. (Korekesium’dan İlk kez bahseden M.Ö.4, Yüzyıl antik coğrafyacılarından Scylax’dır Bu dönemde bölge Anadolu’nun önemli bir bölümünü istila eden Perslerin egemenliği altındadır. Daha sonra ünlü antik çağ yazarı Strabon, Piri Reis, Seyyep, İbn-i Batuta ve Evliya çelebi bölgeyi gezen seyyahlar olup eserlerinde kentten bahsetmektedirler.

Bölgenin ilk çağları ve Bizans dönemi hakkında fazla bilgimiz yoktur.M.S.7.yüzyılda arap akınları sırasında kent savunması daha da önem kazanmış,akınlara karşı korunmak amacıyla kale yapımlarına öncelik verilmiştir.Bu nedenle Alanya ve çevresindeki pek çok kale ve kilise M.S.6 ve 7.yüzyıla tarihlenmektedir.

Anadolu Selçuklu hükümdarlarından 1. Alaaddin Keykubad, Alanya kalesinde hüküm süren ve hristiyan sülalelerinden olan Kyr Vart’ ı 1221 yılında yenilgiye uğratarak Kaleyi ele geçirmiştir. Hükümdar kendi adına burada bir saray yaptırmıştır.Selçuklu’lar başkent Konya’nın yanısıra Alanya’yı ikinci bir başkent ve kışlık merkez olarak kullanarak imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır.

1243’deki Moğol saldırıları 1277’de Mısır Memlüklerinin Anadolu’ya girmeleri Selçukluları yıpratmış, 1300 yılında Selçuklu Devleti parçalanmış ve bölge Karamanoğulları tarafından beşbin altın karşılığında Memlük Sultanına satılmış daha sonra 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Devleti sınırları içerisine alınmıştır.

Alanya, Tarsus ile birlikte 1571 yılında Kıbrıs eyaletine bağlanmış,1864 yılında ise,Konya vilayetinin sancağı olmuştur. 1868 yılında Antalya’ya bağlanmış, 1871 yılında bu ilin ilçesi olmuştur
TARİHİ YERLER

ALANYA KALESİ
Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan Alanya Kalesi, denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerindedir... Kandeleri adıyla da bilinen Alanya yarımadasındaki yerleşim, Helenistik döneme kadar inmekle birlikte günümüze kalan tarihi dokusu 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Kalenin 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Ortaçağda surların içine yerleşmiş kentin su gereksinimi sağlamak üzere 400’e yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde de kullanılmaktadır. Surlar, planlı bir şekilde Ehmedek, İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu üstü, Arap Evliyası Burcu ve Esat Burcu’nu inerek Tophane ve Tersane’yi geçip Kızılkule’de son bulacak şekilde inşa edilmiştir. Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak değerlendirilen içkale bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubat sarayını burada yaptırmıştır... Kalede yerleşim günümüzde de sürmektedir. Ahşap ve kagir tarihi evlerin önünde tahta tezgahlarda ipek ve pamuklu dokuma yapılmakta, değişik figürlerde su kabakları boyanmakta, küçük bahçelerde otantik yemek servisi verilmektedir. Ayrıca kaleye çıkan yol üzerinde ve limana egemen yamaçlarında restoran ve kafeteryalar vardır. Kale taşıt trafiğine açıktır. Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte çıkılabilir.
KIZILKULE
Limandadır. Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. 1226 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından Sinop Kalesi’ni yapan Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani’ye yaptırılmıştır. İnşaat sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla yapılmış ve bu nedenle Kızılkule adını almıştır. Kule duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar görülmektedir. Sekizgen planlı ve her bir duvarı 12.5 metre genişliğinde olan kulenin yüksekliği 33 metre, çapı 29 metredir. İçinde zemin dahil beş kat vardır. Kulenin üstüne yüksek aralıklı ve 85 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Kulenin tepeden aldığı güneş ışığı birinci kata kadar ulaşır. Kulenin ortasında bir sarnıç bulunur. Kule denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla kullanılmıştır. 1950’li yıllarda onarılan kule 1979 yılında ziyarete açılarak birinci katı Etnoğrafya Müzesi’ne dönüştürülmüştür.

TERSANE
Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kenti almasından altı yıl sonra Kızılkule’nin yakınında 1227’de yapımına başlanmış ve bir yılda bitirilmiştir. Kemerli beş gözden oluşan tersanenin denize bakan cephesi 56.5 metre, derinliği 44 metredir. Tersane için seçilen yer, gün ışığından en fazla yararlanılacak şekilde planlanmıştır. Tersanenin giriş kapısındaki yazıt, Sultan Keykubat’ın armasını taşır ve rozetlerle süslüdür. Alanya Tersanesi, Selçukluların Akdeniz’deki ilk tersanesidir. Daha önce Karadeniz’de Sinop Tersanesini yaptıran Alaaddin Keykubat, Alanya Tersanesi ile “iki denizin sultanı” unvanını almıştır. Tersanenin bir yanında mescit öteki yanında muhafız odası bulunur. Gözlerden birinde de zaman içinde körlenmiş bir kuyu vardır. Denizden teknelerle ya da Kızılkule’nin yanındaki surlardan yürüyerek ulaşılan Tersane’ye giriş ücretsizdir.

TOPHANE
Tersane’nin bitişiğinde denizden 10 metre yüksekliğinde bir kayaya tersaneyi korumak amacıyla yapılan Tophane vardır. 1227 yılında kesme taştan inşa edilen üç katlı ve dikdörtgen planlı yapıda aynı zamanda savaş gemileri için top döküldüğü bilinmektedir. Tersane ve Tophane’nin Kültür Bakanlığı ve Alanya Belediyesi tarafından bir Denizcilik Müzesi’ne dönüştürülmesi için çalışmalar sürmektedir.

EHMEDEK
Kale’nin kuzey yamacında Bizans döneminden kalan küçük kalenin yerine Selçuklu döneminde “orta kale” olarak yeniden inşa edilmiştir. Giriş kapısındaki kitabeden 1227 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Adını, Selçuklu döneminin inşaat ustası “Ehmedek”ten aldığı sanılmaktadır. Üçer kuleli iki bölümünden oluşan orta kale, kara saldırılarına karşı stratejik bir yerde ve aynı zamanda sultanın sarayının bulunduğu iç kaleyi de koruyacak konumdadır. Kulelerin günümüze kadar gelen duvarları Bizans döneminde kayalardan yontularak yapılmıştır. Orta kalenin içindeki üç sarnıç günümüzde de kullanılmaktadır. Kale duvarlarında Selçuklu döneminden kalma gemi resimleri vardır.

SÜLEYMANİYE CAMİSİ

Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad tarafından kentin yeniden düzenlenmesi sırasında 1231 yılında kalenin zirve kısmında, İçkale’nin hemen dışında yaptırılmıştır. Ancak sonraki yıllarda cami yıkılmış ve 16. yüzyılda Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar yaptırılmıştır. Tek minareli cami, Alaaddin, Kale ya da Süleymaniye adıyla anılır. Yapı moloz taştan ve kare planlıdır. Sekizgen kasnak üzerine, kiremitli bir kubbesi vardır. Kubbenin askılık görevi üstlenen kısmına akustiği sağlamak için 15 küçük küp yerleştirilmiştir. İbadet sırasında bu özellik ortaya çıkmaktadır. Son cemaat yeri, dört ayak üzerine kiremitli üç kubbe ile örtülüdür. Kapı ve pencere kapakları Osmanlı döneminin ahşap oyma işçiliğinin güzel bir örneğidir.

BEDESTEN
Kale içinde, Süleymaniye Camisi yakınındadır. 14. ya da 15. yüzyılda Karamanoğulları döneminde çarşı veya han olarak yapıldığı sanılmaktadır. Kesme taştan dikdörtgen planlı bir yapıdır... 26 odası vardır ve 13 metre genişliğinde 35 metre uzunluğunda bir avluya sahiptir. Tarihi bina günümüzde otel, restoran ve kafeterya olarak kullanılmaktadır... Avluya açılan orta çağ dükkanları, otel odası olarak düzenlenmiştir. Bahçe kısmında, merdivenle inilen büyük bir sarnıç vardır. Bahçenin manzarası, bir yanıyla yukarıdaki kale surlarına, aşağıdaki Akdeniz’e ve kumsala bir yanıyla da Toros dağlarına hakimdir. Bedesten, işletmecisinden izin alınarak gezilebilir.

DARPHANE
Yarımadanın ucunda, uzunluğu 400 metreyi bulan sarp kayalıklardan oluşan Cilvarda burnu üzerindeki yapılardır. Halk arasında “darphane” olarak anılmasına karşın kesme taştan inşa edilmiş binalarda para basılması söz konusu değildir. 11. yüzyıldan kalma taş yapılardan biri küçük bir kilisedir, diğerlerinin ise manastır olarak kullanılma olasılığı yüksektir. Küçük kilisenin kubbesi ayakta durmaktadır. Kayaların üstünde bir de sarnıç vardır. Cilvarda burnundaki yapılar topluluğuna İç Kale’den kayalara oyulmuş basamaklarla bir yol bulunmasına karşın yol günümüzde kullanılamaz durumdadır. Denizden çıkış ise zor ve tehlikelidir. Gerek İç Kale’den seyredildiğinde gerekse denizden teknelerle burnu dönerken, etkileyici bir görüntüsü vardır.

AKBEŞE SULTAN MESCİDİ
Kale içinde, Bedesten’in batısında, Süleymaniye Camisi’nin 100 metre kadar ilerisindedir. Alaaddin Keykubat’ın Alanya Kalesi’ndeki ilk kumandanı Akşebe Sultan tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Dışı kesme taş, içi ve kubbesi tuğla örülüdür. Kare planlı ve iki odadan oluşur. Odalardan biri mescit, diğeri Akşebe Sultan’ın mezarının bulunduğu türbedir. Türbede, üç mezar daha vardır. Eski kalıntılardan mescidin apsisinin çinili olduğu anlaşılmaktadır. Kitabesinde “Tanrı yerin ve göklerin gaiblerini bilir. Allah’ın mescitlerini ancak O’na ve ahiret gününe inananlar imar ederler. 1230 yılında yüce sultan Alaaddin’in günlerinde Tanrı’nın rahmetine muhtaç zayıf kulu Akbeşe yaptırdı” yazmaktadır. Mescidin birkaç metre uzağında moloz taştan kaide üzerinde tuğla gövdeli silindirik bir minaresi bulunur. Şerefe kısmında biten minarenin ilginç bir görüntüsü vardır.

ANDIZLI CAMİ
Tophane Mahallesi’ndedir. Adını hemen yanındaki andız ağacından alan cami 1277 yılında Emir Bedrüddin tarafından yaptırılmıştır. Emir Bedrüddin Camisi de denir. Selçuklu döneminin özgün mimari özelliklerini taşır. Kesme taştandır, yüksek olmayan bir minaresi vardır. Minberi, Selçuklu tahta oymacılık sanatının en güzel örneklerinden birini yansıtır. Camiye, Kızılkule’nin yanından aşağı kapı yoluyla gidilir.

SİTTİ ZEYNEP TÜRBESİ
Kale’ye çıkan yol üzerinde, büyük bir kayanın üzerindedir. Selçuklu ya da Osmanlı döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Yapı, kare planlı ve kubbeli iki odadan ibarettir. Odalardan birinde uzunca bir sanduka vardır; diğer oda boştur. Evliya Çelebi, binanın Bektaşi tekkesi olduğunu yazar. Sitti Zeynep hakkında kesin bir bilgi yoktur. Kanuni Sultan Süleyman dönemi Osmanlı vakıf defterlerinde türbeye ait vakfın adı “Sitti Zeynep bin’t Zeynülabidin” olarak geçmektedir. Türbede mezarı bulunan kişinin bir eren olduğu sanılmaktadır. Türbenin bulunduğu kayanın içine antik çağda ikişer metre uzunluğunda üç lahit oyulmuştur. Antik mezarlar, bir dönem su deposu olarak kullanılmıştır.

HIDRELLEZ KİLİSESİ
Alanya merkezine 10 kilometre uzakta Hacı Mehmetli Köyü sınırları içinde Hıdır İlyas mevkiindedir. Akdeniz’e gören bir yamaç üzerine 19. yüzyıl başında kurulduğu sanılan kilise, günümüzde de Hıristiyan ve Müslüman ziyaretçiler tarafından ibadet amacıyla kullanılmaktadır. Çatısı kagir, duvarları taş ve küçük bir apsisi olan kilise dikdörtgen planlıdır. Kilisenin içinde ahşap süslemeli bir ara kat vardır. Duvarlardaki freskolar bozulmuştur. Kilisenin 1873 yılında onarım gördüğü kitabesinden anlaşılmaktadır. Alanya Müzesi’nde sergilenen kitabe, Grek abecesi ile Türkçe (Karamanlıca) yazılmıştır. Kilise, Alanya’da yaşayan ve Türkçe konuşan Ortodoksların 1924 yılındaki mübadelede Yunanistan’a gitmeleriyle kapanmıştır. Yanında su kaynağı bulunan Hıdrellez Kilisesi’nin bir adı da Agios Georgios Kilisesi’dir. Kilisenin benzerlerine Antalya Kaleiçi’nde de rastlanmaktadır. Ören yerine giriş ücretsizdir.

ŞARAPSA HANI
Alanya’nın 13 kilometre batısında şehirlerarası karayolu üzerinde 13. yüzyıldan kalma bir yapıdır. 1236-1246 yılları arasında Selçuklu Sultanı olan Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından tarihi ipek yolu üzerinde kervansaray olarak yaptırılmıştır. Bir dönüme yakın araziye inşa edilen yapının duvarları iri kesme taşlarla örülüdür. Orta çağın önemli konaklama merkezlerinden bir olan kervansaray günümüzde eğlence merkezi olarak kullanılmaktadır.

ALARA KALESİ
Alara Kalesi, Alanya’nın 37 kilometre batısında, denizden 9 kilometre içeride Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1232 yılında yaptırılmıştır. İpekyolu üzerindeki kalenin işlevi, Alara Çayı kenarındaki handa mola veren kervanların güvenliğini sağlamaktır. Kale 200 metreden 500 metreye kadar çıkan sarp bir tepe üzerinde kurulmuştur. Görkemli bir görüntüsü vardır. Dış ve iç kale olarak iki kısımdır. 120 basamaklı karanlık bir dehlizden kalenin içine girilir. Ören yeri olarak düzenlenerek ziyarete açılmadığı için yaban otları ve yıkıntılara dikkat etmek gerekir. Kalenin içinde kayalar oyularak tüneller yapılmıştır. Kalıntılar arasında küçük bir saray, kale görevlilerinin odaları, cami ve hamam vardır. Surları ve patikaları izleyerek Alara Kalesi’nin zirvesine çıkmak isteyenlerin en az bir saatlik tırmanışı göze almaları ve buna göre donanımlı olmaları gerekir. Zirvedeki manzara ise yorgunluğa değecektir.

ALARAHAN
Alara Kalesi’ne 800 metre uzakta bir düzlükte ve Alara Çayı kıyısındadır. Tümüyle kesme iri taşlarla 2 bin metrekare üzerine kervansaray olarak inşa edilmiştir. 1231 yılında yapılan han birkaç yıl önce onarılmış ve bugün restoran ve alışveriş merkezi olarak kullanılmaktadır. Kervansarayın nöbetçi kulübesi günümüzde de özelliğini korumaktadır. Kervansarayın ikinci kapısı, yolcuların kalacağı mekanlara açılır. Uzun bir koridorun iki yanında odacıklar bulunur. Kervansarayın içinde çeşme, mescit ve hamam vardır. Yapının onarımı sırasında ortaya çıkan taş ustaların imzaları da dikkat çekicidir. Alaaddin Keykubat, Alanya’daki kitabelerde kendisini “Kara ve iki denizin sultanı, Arap ve Acem ülkesinin sahibi” olarak nitelerken, Alarahan’daki kitabesinde “Rum, Şam, Ermeni ve Frenk memleketlerinin fatihi” ünvanını da almıştır. Alarahan’a giriş ücretlidir. Handaki restoranın yanı sıra Alara Çayı’nın kenarındaki küçük kır lokantalarında da yemek yenilebilir ve servis yapılıncaya kadar çayda yüzülebilir.

KARGI HAN
Alanya’nın batısında, Kargı çayının kuzeyindedir. Hanın kitabesi olmadığı için yapım yılı hakkında bilgi yoktur. 46 metre eninde, 50 metre boyunda taş yapıdır. Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Akdeniz ile İç Anadolu’yu bağlayan yol üzerinde, Kesikbel mevkiinde kervansaray olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Odalarının hepsinin tavanında hava bacaları bulunmaktadır ve odalar orta avlunun etrafında sıralanmıştır. Kapının karşısında taştan oyulmuş sabit hayvan yemlikleri bulunur. Yapı harap durumdadır.

DOĞAL GÜZELLİKLER

Doğanın güzellikleri yeryüzünde dağıtılırken, Alanya bundan fazlasıyla pay almıştır. Akdeniz’in en güzel kıyılarından biri Alanya’dadır. Kilometrelerce uzanan sahil, genellikle kumdur. Kimi yerlerde öylesine ince bir kum vardır ki, vücuda yapışmaz...
Alanya’ya doğru rengi maviden turkuvaza dönüşen Akdeniz’den hemen sonra Batı Toroslar yükselir... Çam ve sedir ormanlarıyla, zirvelerden kopup gelen akarsularıyla, vadileriyle bambaşka bir dünya yaratır Toroslar... Kentin içi portakallar çiçek açtığı zaman parfümle yıkanmış gibi olur; her mevsim rengarenk çiçekler yol kenarlarını süsler, insanın güzü ve gönlü dinlenir Alanya’da... Mağaralar ise hem kara hem denizdedir; büyüleyicidir, gizemlidir, şifalıdır... Ve güneş, hayattır... Alanya güneşin gülümsediği yerdir...




ARAZİ KONUMU YÜZ ÖLÇ(Hektar) TOPLAMA ORANI
TARIM ALANLARI 24.422 %15,49
ÇAYIR VE MERALAR 9.860 % 6,25
SU YÜZEYLERİ 157 % 0,10
TARIM DIŞI ALANLAR 19.565 % 12,41
FUNDALIK VE ORMAN 103.639 % 65,74
T O P L A M 157.643 % 100,00


COĞRAFİ KONUMU
KUZEY ENLEMİ 36 30' 07'' - 36 36' 31''
DOĞU BOYLAMI 31 38' 40'' - 32 32' 02''


ARAZİ TÜRÜ ALAN (HEKTAR) ORANI (%)
ORMAN VE FUNDALIK 115.013 65,4
ÇAYIR VE MERALAR 11.000 6,2
TARIM ALANI 28.880 16,4
TARIM DIŞI ALANLAR 20.560 11,8
SU YÜZEYİ 185 0,01
T O P L A M 175.638 100,0

RAKAMLARLA ALANYA

Coğrafi Konumu:
36°30’07” - 36°36’31” Kuzey Enlemi
31°38’40” - 32°32’02” Doğu Boylamı

Saat Gmt +02:00
Yüzölçümü 158.225 Hektar
Orman Alanı 103.839 Hektar
Tarım Arazisi 24.422 Hektar
Akdeniz’e Kıyısı 70 Kilometre
Belediye Sayısı 17
Kent Merkezi Nüfusu 134.396
Kent Nüfusu 384.949
Alanya’da Yaşayan Avrupalı Nüfus 10.000
Bin Kişiye Düşen Taşıt Sayısı 150
Okul Sayısı 147
Öğretmen Sayısı 1.217
Öğrenci Sayısı 32.794
Okuma-Yazma Oranı % 95
Müze Sayısı 4
Hastane Sayısı 4
Hastane Yatağı Sayısı 378
Hastanelerdeki Doktor Sayısı 113
Diyaliz Merkezi 2
Sağlık Ocağı Sayısı 14
Sağlık Ocaklarındaki Doktor Sayısı 23
Turistik Konaklama Tesisi Sayısı 745
Turistik Yatak Sayısı 104.711
Gelen Yabancı Turist Sayısı (2001) 752.340
Turistik Geceleme Sayısı 6.658.252
Yaz Sezonunda Ortalama Doluluk Oranı % 83.7
Toplam Turizm Geliri 557.450.820 $
Türkiye’nin Turizm Geliri İçinde Alanya’nın Payı (2000) % 7.30
Uluslararası Telefon Kodu 90
Ülke İçi Telefon Kodu 242
Telefon Abonesi 66.228
Yerel Günlük Gazete 2
Yerel Televizyon Kanalı 2
Yerel Radyo İstasyonu 4
Yıllık Muz Üretimi 740.022 Kilo
Yıllık Portakal Üretimi 2.433.901 Kilo
Yıllık Muşmula Üretimi 4.676.770 Kilo
Yıllık Mandalina Üretimi 294.868 Kilo
Yıllık Limon Üretimi 1.106.183 Kilo
Yıllık Domates Üretimi 8.491.248 Kilo
Yıllık Salatalık Üretimi 16.651.693 Kilo
Yıllık Sebze-Meyve Geliri 22.731.237 $
Yıllık Deniz Ürünleri Üretimi 1.299.186 Kilo
Yıllık Su Ürünleri Geliri 5.095.025 $
Gelir Vergisi Mükellefi Sayısı 9.950
***ürü Vergi Mükellefi Sayısı 4.091
Kurumlar Vergisi Mükellefi Sayısı 2.974
Alanya’da Ödenen Vergi Tutarı 41.706.682 $


Tatil izlenimleri:


Alanya turizmciler ve turistler için Türkiye`nin bir vazgeçilmezi. Her sene yaz aylarında milyonlarca turistin akın ettiği Alanya’da unutamayacağınız bir tatil geçirmeniz mümkün.Unutamayacağınız derken sadece pozitif anlamda unutamayacağınız demek istemiyorum. İzlenimleriniz beklentilerinize bağlı olacak. Farklı beklentiler ve amaçlar doğrultusunda inceleyeceğiz Alanya`yı.

1. Bir Yabancı Turist Gözüyle;


Yabancı turistler için ideal bir yaz tatili mekanı olan Alanya tüm beklentileri fazlasıyla karşılayacak şekilde organize edilmiş. Günde sadece birkaç Euro`ya yarım pansiyon tatil geçirebileceğiniz 3 veya 4 dört yıldızlı oteller çoğunlukta. Mahmutlu veya Konaklı’da ucuz otellere rezervasyon yaptırılabilinir.Burasının merkeze 2-3 km olması önemli değil; çünkü gece gündüz otellerin veya belediyenin ulaşım araçları mevcut. Fiyatlar 50ct veya 1 YTL.
Amacınız huzur dolu bir tatil geçirmek değilde eğlenmekse doğru yerdesiniz. Geceleri merkezde bulunan örneğin; "Robin Hood" veya "James Dean" diskolarında sabaha kadar eğlenmek mümkün.Kalitesi düşük içkilerin fahiş fiyatları sizin için önemli değilse parti başlayabilir; çünkü kapıda duran görevlilerin sizi diskoya almamaları gibi bir ihtimal yok; çünkü siz yabancı turistsiniz.Terliklerle, üstsüz veya traşsız gelmişseniz hiç önemli değil!

Otellerde personelin kalitesiz olmasından kaynaklanan sahte gülücükler ve sevgi gösterileri, binbir türlü yalakalıklar ve turist bayanlara evlenme teklifleri böyle otellerde normal. Doğu bölgelerimizden Alanya'ya çalışmak için gelen vatandaşlar çoğu zaman sigortasız ve karın tokluğuna günde 18-20 saat çalıştırılıyor. Otelin kendi restoranının ve barının kar payına ortak olan bu çalışanlar tabi turistler çok içsin diye her türlü şaklabanlıklar yapıyor. Kaliteli personel bulacağınız tek yerler otellerin resepsiyonları oluyor. Orada çoğunlukla yabancı dil bilen çalışanlar yer buluyor. Yabancı dil derken yanlış anlamayın; İngilizce veya Fransızca değil, Rusça olmadımı işiniz zor Alanya’da...

"Rahatsız edici ilgi" otellerde bitmiyor. Caddede yürürken her geçtiğiniz dükkandan bir elemanın çıkıp "welkaaaaaam" diye bağırması Alanya’da çok normal. Saygısızlık edip görmezlikten gelmezseniz yanarsınız; çünkü o zaman kaçışınız olmaz. Eleman büyük ihtimalle sizi kolunuzdan çekerek veya 40 yıllık asker arkadaşınızmış gibi kolunu omzunuza atarak sizi dükkanına çekecektir. Bunu yaparken sizin hangi ülke vatandaşı olduğunuzu öğrenmek için 5-10 dilde merhaba diyecektir. Yine saygısızlık edip kaçmazsanız dükkandan çıkarken elinizde bir sedef tavla olduğunu ve cüzdanınızın 80-120 YTL hafiflediğini fark edeceksiniz. Yine caddede her 10 metrede kadınsanız sarkıntılık yapılacak size. Eğer erkekseniz ve kolunuzda karınız varsa büyük ihtimal birşey değişmeyecek. Karınıza sarkıntılık yapılacak. Çünkü siz yabancısınız. Sizin ar-namus duygunuz yok onlara göre.


2. Bir Yerli Turist Gözüyle;

Otellerde kaliteli ve güler yüzlü servis göreceksiniz; çünkü onların en çok para kazandığı müşteri sizsiniz. 3 hafta boyunca yemeklerde meşrubatın ücretli olduğunu bildikleri için katiyen su dahi içmeyen yabancı turistlere karşın siz en azından çabuk samimiyet kuracağınız personele ayıp olmasın diye meşrubat sipariş edersiniz. Otellerde meşrubat fiyatları uygundur. Eğlence için yukarıda saydığım diskoları tercih etmeniz yetmiyor. Kapıdaki görevlinin sizi diskoya laik görmesi için birçok kriteri yerine getirmeniz lazım.

Pantolonunuzun, ayakkabınızın, T-Shirt'ünüzün veya elinizdeki sigaranın tartışmasını yaparsınız. Yanınızdan sarhoş ve çıplak turistlerin diskoya girdiği önemli değildir; çünkü siz yerlisiniz. Yani Alanya’da yabancı. Eğlence sektörü sizi memnun etmek için kurulmamıştır, önemli olan yabancı turisttir. Sizin için uygun olan eğlence fırsatı bot turlarıdır. Günlük bot turlarında güzel bir tur, meşrubat ve yemekler, dansöz ve Alanya'nın en güzel köşelerinde yüzme fırsatı veriyor. Fiyatlar 15 ile 25 YTL arasında değişir.

Türk usulü eğlence arıyorsanız ufak bir gazino tipinde gece kulübü var. Canlı müzik eşliğinde rakı ve mezelerin tadı bambaşka oluyor. Bambaşka olan sadece rakı ve müzik değil, gecenin sonunda size gelen hesap da bambaşka olacaktır. Bir büyük rakı, 3-4 bardak Kola, fındık-fıstık ve karpuz için 140 YTL`lik hesabı görünce yüzünüze kara perde inebilir.

Sizinle kalitesiz yabancı turistler arasındaki fark sizin eğlencenin yanında kültürel taleplerinizin de olmasıdır. Bunun için çok seçeneğiniz olmasa da Atatürk Müzesi’ni veya Alanya Kalesi’ni görmenizi tavsiye ederim. Alanya’nın sakin mekanlarıdır, en azından biraz kafa dinlersiniz.

__________________
__________________

 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz forumu seçin

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
..::Windows Vista Hakkında Herşey::.. cyBER_HaYLaZ Windows 6 20-12-2007 10:14
Sim Kartımı Nasıl Kopyalarım Hakkında Herşey RAY-BAN Nokia Uygulama & Program 3 10-08-2007 00:53
Anakart Hakkında HerŞey... By_BuRaK Windows 0 19-06-2007 13:19
Arılar Hakkında Herşey Müthiş Bir Arşiv OnLiNe Hobiler 84 11-05-2007 23:23
c 65 hakkında herşey DeRSiMLi Diğer Modeller 0 03-12-2006 18:59


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 19:25 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)

Powered by: vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2006, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Design by Htworks Licenced To XSiR.NeT | Temiz Internet